Diyarbakır Yenigün

‘Çocuk evliliklerinde yasal boşluklar kullanılıyor’

‘Çocuk evliliklerinde yasal boşluklar kullanılıyor’
31 Ocak 2019 - 11:44

TCK’nin 104’üncü maddesinde geçen “reşit olmayanla cinsel ilişki” ibaresinde şikayet şartı arandığı için çocukların evlilikle karşı karşıya bırakıldıklarını ve bu konuda yasal boşluklar olduğunu belirten Avukat Emin Çoban, “Şikayet şartı aranıyor olsa dahi ikna yöntemiyle çocuğa, psikologlar ve uzmanlar tarafından evliliğin sonuçlarının anlatılması gerekiyor” dedi.

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi’ne, sosyal medya üzerinden 26 Ocak’ta Kulp ilçesinde 15 yaşında olduğu iddia edilen kız çocuğu S.G.’nin evlendirilmek üzere olduğu ihbarında bulunuldu. Söz konusu çocuğun evlendirilmesini “istismar” olarak değerlendiren baro, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak şüpheliler hakkında yasal işlem yapılması talebinde bulundu. Başsavcılığın bu talebi bildirdiği Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı; S.G., ailesi ve şikayet edilenlerin ifadesini aldı. Ardından Başsavcılık, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 104’üncü maddesini gerekçe göstererek şüpheliler hakkında herhangi bir yasal işlem başlatmadı.

‘Yasalar yetersiz’
MA’dan Aydın Atay’a konuşan Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Emin Çoban, çocuk yaşta evlilikleri konusunda yasal boşluklara dikkat çekti.

Çocuk yaşta evlilikler konusunda yasaların yetersiz olduğu için çaresiz kaldıklarını belirten Çoban, ihbarını aldıkları zorla evlendirilmenin önlenmesi için tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını söyledi. Çoban, kız çocuğunun evlilikle karşı karşıya kalmasının temel nedeni olarak; TCK’nin 104’üncü maddesinde geçen “reşit olmayanla cinsel ilişki” ibaresindeki “şikayet şartı aranmasını” göstererek bu yüzden herhangi bir işlem yapılamadığını ifade etti.

Psikolog talebi
Çoban, kız çocuğunun evlendirildiği erkeğin korucu başının oğlu olmasının da kendileri için geri adım atacakları bir nokta olmadığını ve “çocuğun üstün yararı ilkesi” gereği yapılması gerekenleri yaptıklarını belirtti. Yine yasal mevzuatı bir tarafa bırakıp kurumsal veya bürokratik ilişkiler üzerinden bir şeyler yapmaya çalıştıklarını söyleyen Çoban, durumu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na iletmiş olmalarına rağmen sadece “konuyu il müdürlüklerimize ilettik, ilgileneceğiz” cevabından başka bir sonuç alamadıklarını ifade etti. Adli makamlardan kemik testinin yapılması ve bu sürede çocuğa psikologlarca evliliğin kendisine yüklenecek sorumlulukların anlatılması yönündeki taleplerinin kabul edilmediğini de belirten Çoban, bu şekilde çocuğu kendi kararıyla evlilikten vazgeçmesi için çalışabileceklerini; ama bu anlamda da çaresiz ve yetersiz kaldıklarını dile getirdi.

‘Soruşturma açılacak ama…’
 Tüm yetkili makamların harekete geçirmelerine rağmen düğünü engelleyemediklerine dikkat çeken Çoban, şunları söyledi: “Önümüzdeki süreçte çocuğun, çocuk sahibi olabileceği ihtimali var. Doğum için hastane girişi yapıldığında bir adli makam ve soruşturmayla karşı karşıya kalacaklardır. Çünkü çocuk 18 yaşından küçük. Bu durumda resmi evliliğin gerçekleşmesi için hakim iznine gerek duyulacaktır. Bu durum artık yasaya göre, olağanüstü bir hal aldığından veya yaşı gereği anne babasının izniyle evlilik gerçekleştirilecektir. Bu noktada özellikle hakimlerin, evlendirilen çocukların kendilerine yükleyecekleri sorumlulukları anlayabilme, kavrayabilme yeteneklerinin var olup olmadığını ve kendi kişisel gelişimlerini ne derece etkileyeceği, bundan sonra yaşayabileceği sağlık sorunlarının neler olabileceğini göz önüne alıp, ilgili değerlendirmeleri yapmaları gerekiyor.”

‘İkna yolu denenmeli’
Kanunlara göre 18 yaşından küçük bütün bireylerin çocuk olduğunu ve çocukların algılama yetenekleri, toplumsal baskının yanında evliliğin getireceği sorumlulukları kavrayacak durumda olmadıklarının kanaatinde olduklarını belirten Çoban, bu noktada Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kurumlarının yapmaları gerekenlere vurgu yaptı. Kurumların çocuğa ve aileye ulaşıp, “mevzuat gereği şikayet şartı aranıyor olsa dahi” orada bir ikna yöntemiyle çocuğa, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları tarafından bunun sonuçlarının anlatılması gerektiğini dile getiren Çoban, bu yönüyle bir psikolog telkiniyle beraber çocukların ikna yoluyla evlilikten vazgeçme noktasında olduklarını söyledi.

‘TCK’de ciddi eksiklikler var’
Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Önlemeye Dair Sözleşme (CEDAW), Medeni Kanun ve TCK’ye işaret eden Çoban, “TCK’nin çocuk yaşta evlilikleri engelleme noktasında çok ciddi açıklarının ve eksikliklerinin olduğu ortadadır. Hafta sonu karşılaştığımız Kulp olayı da hukuken elimizi, kolumuzu bağladı” diye belirtti.

‘Son 10 yılda 181 bin çocuk yaşta evlilik’

Bunlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde çocuk yaşta evliliklerin hem çocuk hakları sözleşmesinin hem de bir bütün olarak insan hakları ihlali olduğuna dikkat çeken Çoban, zorla evlendirilmelere ilişkin verileri şöyle sıraladı: “Son 10 yılda dünya üzerinde 142 milyon çocuk yaşta evlilik gerçekleşmiş. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre; Türkiye de her üç evlilikten biri çocuk yaşta evlilik. Yine TÜİK’in son verilerine göre 181 bin kız çocuğunun evlendirildiği belirlenmiştir.”

‘Çocuk yaşta evlilikle mücadele’
Türkiye’nin bu anlamda caydırıcı yasa veya yasal düzenlemelerin yapılması konusunda eksik kaldığının altını çizen Çoban, sorunun sadece kanunlarla çözülecek bir problem olmadığını, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak isteyen bir toplum veya devletin öncelikle çocuk yaşta evliliklerle mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.

‘Toplumsal algı değiştirilmeli’
“Mevcut yasaları eksik ve yeterli görmüyorken, imam nikahının yasalaştırılıp, resmileştirmeye çalışıldığı bir dönemden geçtik” diyen Çoban, “TCK’deki yetersiz maddelere daha caydırıcı cezaların eklenmesi, sadece kanunlara yüklenmeden çocuk yaşta evlilikleri meşru gören toplumsal algıyla mücadele edilip değiştirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - Diyarbakır Web Tasarım