Dolar 17,2389
Euro 17,5702
Altın 963,87
BİST 2.408,15
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 38°C
Parçalı Bulutlu
Diyarbakır
38°C
Parçalı Bulutlu
Per 37°C
Cum 39°C
Cts 39°C
Paz 39°C

A.Vahap Kaya Yazdı: Bir Baktık ki – II

30 Ekim 2021 00:28
A+
A-

Yeniden temelleri üzerine oturan realite bizi bir daha düşünmeye zorlar, artık bir adım senden bir adım benden gelir
Okullar kurarım tüm aşamaları var, üniversiteler taçlandırır parmaklarımla anlatımım heyecanında öğrencilerim dünyanın dört bir yanında
Araştırmalar başlanır tüm tarihi kalıntılarda ve arkeologların fırça ile yer kazma hassasiyeti artık bizde sürece katılmışız
Bir yarıştır akademisyenlerini gövdeme gönderdiğinden bu yana, geceyi gündüze; gündüzü geceye katarım bir tek senin bir gülüş ekstanteni yakalama uğruna, lakin sen kendin gelip kondun yanağıma
Bir baktık ki kurulu pazarların tümü artık yaşını almış ustaların sofrasında aşık atarken kendimize ve birikintimize yanmaya başladık.
Ne imkanları kaçırmıştık, ne kervanlardan sonrası halimize yanmıştık, ne efsanelere malze olmuştuk haberimiz olmadan
Ne ürettiysek kendimize yetmediğini, ne çabaladıysak baktık ki yetersiz ve kendimize döndük ki biz bir dünya olmuşuz ve büyümenin hızına yetişmeye yarışa girmişiz
Sessizlik gerektiren yerlerin tümünde korku ıslıkları canımıza musalla olurken görmediğimiz, duymadığımız görüntülerin tümü yaşamdan kesitlermiş
Kimini gökyüzüne serdik kimini acılarımızın üzerine yara oluşmasın diye fedakarlığımızı kattık
Artık kaldıramayacak düzeye gelince yüklerin büktüğü kamburluklar bize gölge oluşturmuş ayrılacağa da benzemiyor
Ne kendimize yanmaya nede yük olanları atmaya hacet bulamadık
Yaşamdan göç ederken görmediklerimiz, bağırtılarını müziğe benzettiğimiz acıların envayisi yaşamdan çekilince; yalnızlık alır bıçağını ve canından can almaya başlayınca bir baktık ki geç kalmışız.
Doğacak çocuklar annelerine küsmüş doğmamaya ısrarlı, tohumlar yerin çatlamasına dayanamayıp olduğu gibi kalmaya ant içmiş gibi
Doğa yaşama kızmış depremlerle sallar durur bizi ayakta durmak ne hacet, seller kinini kusar siler süpürür dünyayı ayakta durmaya kimin haddi.
Son bir hediye olsun misali tufanları çıldırtır ancak Nuh kurtulur
Yapacaklarımızın yarısına bile gelmeden son nokta kapını çaldıysa kervanların yürüyüş mesafesindeki aralıkta yetişmek ne hacet
Ama sevgiyi kaybetmemiş isek bilinsin ki normal yaşayış yürüyüşe benzer ama aşık olmak ise uçmaktır ve çölleri uçarak geçmek aşkı gerçek yaşayanları bir daha ve yeniden, yeniden yaratır
Ama harekete mecal duruma düştüysek
Nefesi tükettiğimizden geri dönüşü bağırmaya yetmeyen sesimiz; aşağıya seyahate çıkmış gözyaşları eşliğinde umulmaz sonlara kendimizi hazırlarız
Bir baktık ki yaşam geçmiş dememek için her günün, her anın ve her umuda sarılış efsanesinin kıymetini bilmek gerek.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
29 Aralık 2020 00:10
18 Mayıs 2020 00:05
28 Aralık 2019 00:10
22 Şubat 2021 00:05
13 Nisan 2020 00:10
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.