Diyarbakır Yenigün

24 yıllık tezgahsız işportacının en büyük hayali: Zabıtanın ona dokunmaması

24 yıllık tezgahsız işportacının en büyük hayali: Zabıtanın ona dokunmaması
20 Ocak 2019 - 17:00

Aldığı eski ayakkabıları tamir ettikten sonra satarak geçimini sağlayan Fahri Suna adlı vatandaş, günde kazandığı 20-30 TL ile 6 çocuk ve hasta eşine bakıyor. 24 yıldır kaldırımlarda tezgahsız çalışan ve “Zengin olma hayalim hiç olmadı” diyen Suna, “En büyük hayalim zabıtanın bana karışmaması ve eve ekmek götürmektir” dedi

Sertaç KAYAR/Yenigün Özel

DİYARBAKIR – Fahri Suna 52 yaşında. Diyarbakır’ın Lice İlçesi’nden Diyarbakır merkeze göç etmiş. 6 çocuk babası Suna, 24 yıldırUrfakapı’da işportacılık yapıyor. Yoksullardan satın aldığı eski ayakkabıları tamir edip tekrar satan Suna’nın müşterisi yine yoksullar oluyor. Üstüne çektiği naylon branda altında çalışan ve 24 yıldır bir tezgahı bile olmayan Suna, dondurucu soğuklara aldırmadan işini yapıyor. Satın aldığı eski ve hasarlı ayakkabıları büyük bir titizlikle tamir eden Suna’nın bu iş dışında başka da bir geliri yok. 6 çocuktan 4’ünü okutan ve tüm zorluklara rağmen yüzünden tebessümü hiç eksik etmeyen Fahri Suna “Önce sağlık olmalı, sonra da huzur, geriye kalan her şey boştur” diyor.

“Huzur yoksa tüm dünya senin olsa ne yapacaksın”

Sabah 07.00’da iş başı yapan Suna akşam saat 17.00’a kadar kar kış demeden çalışıyor. “Hayatımız böyle geçiyor işte” diyen Suna, “6 çocuğum var. 2’si okuyor. Biri Çankırı, biri deAnkara’da okuyor. Diğerleri de burada gidiyor. Okutmak çok masraflı oluyor ama her şeye rağmen okumalarını istiyorum” şeklinde konuştu. “Huzur varsa hayat vardır, huzur yoksa tüm dünya senin olsa ne yapacaksın”diyen Suna şöyle devam ediyor: “Bugünzengin olsam, Diyarbakır’ın hepsi benim olsa ne yapacağım ona? İnsan kendine değer vermiyor şimdi. Her şey insanın kendine ve yaşamına değer vermesi ile başlar.”

“Zengin olma hayalim hiç olmadı”

“Benim zengin olma hayalim hiç olmadı” diyen Fahri Suna en büyük hayalini ise şöyle ifade ediyor: “En büyük hayalim, zabıta bana karışmaması, beni buradan kaldırmaması ve eve ekmek götürmektir. Çok şükür çocuklarımın ekmek parası çıkıyor. İdare ediyoruz işte.” Suna şöyle devam ediyor: “Evden çıkınca birkaç kuruş para kazanayım diye dua ediyorum. Bazen çıkıyor ekmek parası, bazen de çıkmıyor. Ayakkabıları 5 TL’ye alıp 10 TL’ye satıyorum. Ayakkabıya 15’e kadar veriyorum. Ayakkabıya göre değişiyor. Genellikle yoksul insanlar getirip satıyor.”

“Haftada bir ancak tavuk eti alabiliyoruz”

“Günde en fazla kazandığım 20-30 TL’dir. Sigortam da yok, girişi bile olmadı.Başka gelirim de yok. Sadece Yeşil Kartım var. Ev benim değil akrabamın evidir. Bazen kira alıyor bazen de almıyor. Yoksa altından kalkamazdım zaten. Yardımcı oluyorlar bana. Benden başka kimse çalışmıyor. Varım yokum bu iştir. Bu da olmasa aç kalırız. Çocukları okutmak çok zordur. Zaten eşim de hasta. 16 yıldır tedavi görüyor. Hepatit hastasıdır. Sürekli ilaçlarını alıyoruz. Önceden ilaç farkı yoktu şimdi o da var. İlaçlar pahalı. Haftada bir gün bile et yiyemiyoruz, en fazla tavuk eti alabiliyoruz. İdare etmeye çalışıyoruz.”

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - Diyarbakır Web Tasarım