Sağlıkta görünmeyen eşitsizlik: Tedaviyi hastalık değil, kültürel önyargılar da belirliyor
Prof. Dr. Şervan Gökhan, "Çok Kültürlü Toplumlarda Sağlık Hizmeti / Sağlık Eşitsizliği" başlıklı değerlendirmesinde, modern sağlık sistemlerinin yalnızca hastalıkların biyolojik yönüne odaklanmasının yeterli olmadığını ifade etti.
Gökhan, göç, küreselleşme ve toplumların giderek daha fazla kültürel çeşitlilik kazanması nedeniyle sağlık hizmetlerinin de bu değişime uyum sağlaması gerektiğini belirterek, “Kültürel farklılıkların dikkate alınmadığı sağlık sistemlerinde hasta memnuniyetinin düştüğü, tedaviye uyumun azaldığı ve sağlık eşitsizliklerinin derinleştiği” değerlendirmesine yer verdi.
Dil bariyeri yanlış tedavilere yol açabiliyor
Prof. Dr. Şervan Gökhan’ın perspektif.online’de yer alan değerlendirmesinde sağlık hizmetlerine erişimde karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin dil engeli olduğunu ifade ederek, şu ifadelere yer verdi:
“Hasta ile sağlık çalışanı arasında ortak bir dilin bulunmaması yanlış tanı ve tedavi riskini artırıyor. Bu hem sağlık maliyetlerini yükseltiyor hem de hasta güvenini zedeliyor. Bu nedenle sağlık kurumlarında profesyonel tercüman desteği ve yapay zekâ destekli çeviri sistemlerinin yaygınlaştırılması gerekiyor”
"Kültürel yeterlilik" sağlık hizmetinin parçası olmalı
Yazıda öne çıkan kavramlardan biri de "kültürel yeterlilik”.
Sağlık çalışanlarının yalnızca tıbbi bilgiyle değil, farklı toplumların inançlarını, iletişim biçimlerini, mahremiyet anlayışını ve sağlık algısını da tanıyabilecek donanıma sahip olması gerektiği ifade edildi.
Bu yaklaşımın hasta ile hekim arasındaki güven ilişkisini güçlendireceği, tanı ve tedavi başarısını artıracağı savunuldu.
Sağlık eşitsizliği yalnızca tıbbi değil, toplumsal bir sorun
Yazıda, sağlık hizmetlerindeki eşitsizliklerin bireysel tercihlerden çok yapısal sorunlardan kaynaklandığı belirtilerek, “Göçmenler, etnik azınlıklar, düşük gelir grupları ve sağlık okuryazarlığı sınırlı bireylerin sağlık hizmetlerine erişimde daha fazla zorluk yaşadığı ifade edilirken, bu durumun yalnızca sağlık sistemini değil ekonomi, siyaset ve sosyal adalet alanlarını da ilgilendiren bir mesele olduğu” değerlendiriliyor.
Martin Luther King'in "Tüm eşitsizlik formları arasında en sarsıcı olan sağlık hizmetindeki eşitsizliktir" sözüne de atıfta bulunan Gökhan, sağlıkta fırsat eşitliğinin temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı.
İnançlar ve kültürel değerler tedavi kararlarını etkileyebiliyor
Yazıda farklı kültürlerde hastalıkların algılanış biçimi, ağrının ifade edilmesi, doktor-hasta iletişimi ve mahremiyet anlayışının değişebildiğine dikkat çekiliyor.
Kadın hastaların kadın hekim talep etmesi, yaşamın son dönemindeki dini ritüeller veya bazı toplumlarda psikiyatrik hastalıklara yönelik yaklaşımlar gibi örneklerin sağlık çalışanları tarafından kültürel hassasiyetle değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Bununla birlikte, her bireyin ait olduğu kültürün tüm özelliklerini taşıdığı varsayımının da ayrı bir önyargı oluşturabileceği ifade ediliyor.
Kültürel çeşitlilik bir tehdit değil
Değerlendirmenin sonuç bölümünde, sağlıkta eşitsizliğin azaltılması için tıp fakültelerinden başlayarak kültürel yeterlilik eğitimlerinin yaygınlaştırılması gerektiği belirtiliyor.
Ayrıca yapay zekâ destekli çeviri hizmetlerinin geliştirilmesi, kültürel danışmanlık birimlerinin oluşturulması, yerel sivil toplum kuruluşlarının sürece dahil edilmesi ve ulusal sağlık politikalarının kültürel çeşitliliği gözeterek yeniden şekillendirilmesi öneriliyor.
Yazıda, kültürel çeşitliliğin bir tehdit değil, daha kapsayıcı ve adil bir sağlık sistemi kurmanın temel unsurlarından biri olarak görülmesi gerektiği değerlendirmesiyle son buluyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.