Üniversiteleri isim vererek işaret etmişti; Salim Ensarioğlu’ndan geri adım mı?
YENİGÜN HABER – Bazı kamu görevlilerini ve belirli üniversiteleri doğrudan hedef alan açıklamalarının ardından Diyarbakır ve bölge siyasetinin önemli isimlerinden Ak Parti İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu’nun, bazı üniversitelerde dar gelirli öğrencilerin şantaj ve tehditle istismar edildiğine yönelik iddiaları, siyaset ve akademi dünyasında tartışılmaya devam ediyor. Ancak Ensarioğlu’nun basına yansıyan ilk açıklamaları ile hemen ardından kamuoyuna servis ettiği yazılı basın açıklaması karşılaştırıldığında, kullanılan dil ve kurumsal hedef gözetme noktasında belirgin farklar göze çarpıyor.
Salim Ensarioğlu’ndan çarpıcı iddia: Üniversitelerde fakir çocukları ağlarına düşüren çeteler var!
İşte Ensarioğlu’nun gündemi sarsan ilk iddiaları ve sonrasındaki açıklaması arasındaki temel halkalar ve dönüşüm:
"Doğrudan Suçlamadan" "Münferit Odaklara"
İlk İddia: Ensarioğlu, yerel basına yansıyan ilk demeçlerinde Van Yüzüncü Yıl, Tunceli Munzur, Elazığ Fırat ve Kars Kafkas gibi üniversitelerin adlarını doğrudan zikretmişti. Bu kurumlarda "ahlaksız kamu görevlilerinin" desteğiyle organize bir yapının kurulduğunu ileri sürmüştü.
Basın Açıklaması: Sonrasında yapılan yazılı açıklamada ise üniversitelerin kurumsal kimliklerine yönelik doğrudan suçlamalardan kaçınıldığı görüldü. Ensarioğlu, hedefinin köklü eğitim kurumları veya bürokrasinin tamamı olmadığını; amacının bu kurumların içerisine sızmış olan, yetkilerini kötüye kullanan "münferit kişileri" ve suç şebekelerini deşifre etmek olduğunu vurguladı. Kurumların saygınlığının korunması gerektiğinin altını çizdi.
Vakanın Niteliği: "Organize Yapı"dan "Adli Sürece"
İlk İddia: Ensarioğlu ilk açıklamasında konuyu "basit bir adli vaka" olarak görmediğini, Doğu ve Güneydoğu'daki fakir aile çocuklarını ağlarına düşüren geniş, organize ve sistematik bir istismar şebekesinin varlığına inandığını belirtmişti. Hatta konuyu bizzat Cumhurbaşkanı'na taşıyacağını ifade etmişti.
Basın Açıklaması: İkinci metinde ise iddiaların tonu daha çok "hukuki ve adli bir takibe" evrildi. Ensarioğlu, devletin istihbarat, emniyet ve yargı birimlerine olan güvenini tazeleyen ifadelere yer vererek, iddiaların yargı eliyle ve titizlikle soruşturulması gerektiği çağrısında bulundu. İlk açıklamadaki "siyasi hamle" vurgusu yerini daha kontrollü bir hukuki süreç takibine bıraktı.
Mağdur profilinin tanımı ve sosyal vurgu
İlk İddia: İlk beyanlarda "düşük puanlı" ve "ekonomik durumu zayıf" öğrencilerin zaaflarından faydalanıldığı, tehdit ve şantaj mekanizmasının bu zafiyetler üzerinden kurulduğu üzerinde durulmuştu.
Basın Açıklaması: Yazılı açıklamada sosyal sorumluluk ve koruyucu devlet refleksi ön plana çıkarıldı. Ensarioğlu, bölge gençlerinin, özellikle de ekonomik imkansızlıklar içinde eğitim mücadelesi veren aile çocuklarının her türlü illegal ve ahlaksız yapıya karşı korunmasının anayasal ve insani bir görev olduğunu belirtti.
Söylem değişikliği ne anlama geliyor?
Siyasi gözlemciler, Ensarioğlu’nun ilk açıklamasıyla somut üniversite yönetimlerini ve bölgedeki kamu bürokrasisini karşısına alan sert bir çıkış yaptığını, ancak bu durumun kurumsal infiallere yol açmaması adına ikinci bir açıklamayla "çerçevenin daraltıldığı" yorumunu yapıyor. İlk metin bir "siyasi deşifre ve meydan okuma" tonu taşırken, son resmi basın açıklaması iddiaların arkasında durulduğunu gösteren ancak devlet kurumlarını doğrudan hırpalamaktan kaçınan "devlet adamı" diline sadık kalma çabası olarak değerlendiriliyor.
Ensarioğlu, her iki metnin ortak paydasında ise davanın ve iddiaların sonuna kadar takipçisi olacağını, bölge gençlerinin yalnız bırakılmayacağını kararlılıkla ifade etmeye devam ediyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.