Dolar 16,8853
Euro 17,8334
Altın 992,10
BİST 2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 31°C
Açık
Diyarbakır
31°C
Açık
Paz 31°C
Pts 35°C
Sal 36°C
Çar 36°C

Eskimeyen mahalle oyunu: Misket

Eskimeyen mahalle oyunu: Misket
20.01.2019
A+
A-

​Bilgisayar ve telefon oyunlarının revaçta olduğu günümüzde birçok çocuk, misket veya bilye olarak adlandırılan oyunu oynamaya devam ederek eskimeyen bir geleneği sürdürüyor.
ŞANLIURFA-Çocukların oyuncak olarak kullandığı, genellikle kemik, cam veya demirden yapılan küçük, sert, küre biçiminde olan misket, (bilye) bilgisayar ve telefon oyunlarının revaçta olduğu günümüzde halen yaşatılmaya devam ediliyor. Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde misket oynanan çocuklar da eskimeyen bu mahalle oyununu yaşatıyor. Okuldan çıktıktan sonra mahalle arkadaşları ile misket oynayarak zaman geçirdiklerini söyleyen Yusuf Obak ile Serkan Fıratoğlu, daha önceden internete gittiklerini ve bu nedenle kötü alışkanlıklar edindiklerini söylediler. Bilgisayar ve telefon oyunları nedeniyle derslerinden geri kaldıklarını söyleyen Obak ve Fıratoğlu, arkadaşlarıyla misket oynadıkları için mutlu olduklarını ifade ettiler. Yaşıtlarına seslenen Obak ve Fıratoğlu, bilgisayar ve telefon oyunlarından uzak durulmasını ve mahalle oyunlarının oynanılmasını istediler. Çocukluğunda misket, taş fırlatma, 3 taş ve topaç gibi oyunların oynadıklarını söyleyen Bedir Acet, o dönemki çocukların zihinlerini daha temiz olduğunu belirtti.

“Çocuklarımızı asrımızda çıkan kötü aletlerin ellerine bırakmamamız lazım”

Eski oyunların daha eğlenceli olduğunu belirten Acet, “Çocuklar telefonları 24 saat ellerinden düşürmüyor. Yattıkları zaman da rüyalarında dahi telefonlardaki oyunları oynuyorlar. Küçük yaşlardaki çocuklarımız internet kafe ve telefonla oynadıkları zaman ne Allah ve nede Resulullah akıllarına geliyor. Yemek yeme dahi akıllarına gelmiyor. 2-3 yaşındaki çocuklar dahi ellerinden telefonları aldığımızda kendilerini yere atarak ağlıyorlar. Eskiler gibi birbiriyle konuşma ve muhabbet yok. Onlara bir nasihat yapamıyoruz. Onların her şeyleri telefon ve internet olmuş. Bu gidişle çocuklarımız çok bozulacak. Çocuklar 4-5 yaşlarında beyinlerine ne yerleşirse yaşları 70’e gelirse dahi onu unutmazlar. Çocukların beyni temiz bir sayfa gibidir. Neyi kaydedersen o şekilde kalıyor. Hepimiz çocuklarımıza sahip çıkmamız, çocuklarımızı asrımızda çıkan kötü aletlerin ellerine bırakmamamız lazım.” dedi.

“O zamanın çocukları daha saygılıydı”

Çocukken kendisinin de geleneksel oyunların oynadığını belirten Sinan Yaşar ise “8 yaşıma geldiğimde babam beni bir hocanın yanına Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek için gönderdi. Gündüz arkadaşlarımızla beyaz bez topu, misket, birbirini kovalamaca oyunlarını oynardık. Akşamları da babam veya annem bizlere hikâyeler anlatırdı. Nerde o günler? O zamanın çocukları daha saygılıydı. İnsanları hayâlıydı. Bu zamanın gençlerinde hayâ kalmamış.” ifadelerini kullandı. Çocukların eski oyunlara dönmesi için internet ve akıllı telefonlardan uzak tutulması gerektiğini vurgulayan İbrahim Halil Dolaş, böylece çocukların iç içe ve birlikte oyun oynamalarına fırsat oluşturulacağını ifade etti. (İLKHA)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.