Lice mağdurlarına avukat darbesi; Hasip Kaplan hakkında yeni soruşturma
YENİGÜN HABER – Lice ilçesinde 22 Ekim 1993 tarihinde karanlık güçler tarafından Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın öldürülmesi sonucu Bolu Komando Tugayı’na bağlı özel birlikler tarafından ilçe merkezinin 2 gün boyunca taranması sonucu 16 sivil yaşamını yitirirken aralarında Lice Salça Fabrikası'nın da bulunduğu 247 işyeri ve bine yakın ev ve hayvan barınağı da tahrip edildi.
Yaşanan olaylardan dolayı can ve mal kaybı yaşayan vatandaşlardan Fırat Canpolat, Heşyar Canpolat, Kadri Canpolat, Murat Canpolat, Hasan Karaman’ın mirasçıları Cahide Karaman, Berrin Vuran, Ercan Karaman ve Paşa Demirhan’ın mirasçıları avukat Hasip Kaplan'a ve avukat Ayşe Bingöl Demir'e vekalet verdi.

Vatandaşlar, avukatlarının kendilerinden habersiz "Sulhname" imzaladıkları ve davayı AİHM'e götürmeyerek kendilerini mağdur ettikleri gerekçesiyle avukatlar hakkında "görevi kötüye kullanmaktan" suç duyurusunda bulundu.
Müştekilerin Lice Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunmuş oldukları dilekçe ve verdikleri ifadelerde, Lice ilçesinde Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın öldürülmesi sonrasında yaşanan olaylarda zarar gördükleri ve maddi zararlarının temini için avukatlar Hasip Kaplan ve Ayşe Bingöl Demir'e vekalet verdi. Müştekiler ilerleyen zaman içerisinde avukatlarla yaptıkları görüşmelerde dava dosyası hakkında bilgi istediklerinde ''dosyanın halen devam ettiği, henüz sonuçlanmadığı, kazanmak üzere oldukları'' şeklinde cevap aldı.
Ancak müştekilerin 2016 yılı içerisinde tarafların mahkemeden dosya örneğini almak istediklerinde davalarının reddedildiğini öğrendikleri, Valilik Zarar Tespit Komisyonunca açıklanan listelerde kendilerine ve murislere ait yerlerin de bulunduğu, ancak avukatların karara itiraz edeceklerini belirttikleri, müştekilere herhangi bir ödeme yapılmadığı, avukatların müştekileri oyalayarak müştekilerin hak kaybına sebep oldukları ve bu suretle görevlerini ihmal ettiklerini belirttiler.

4 yıl önce yakalama kararı çıkarıldı
Yapılan yargılama sonucunda yurt dışında oldukları öğrenilen avukatların ifadeleri alınamazken, 14 Aralık 2022 tarihinde Lice Sulh Ceza Mahkemesi tarafından Kaplan ve Demir hakkında yakalama kararı verildi.
Hazırlık dosyasının tamamlanması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı dava dosyasını Batman Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.
Batman 1.Ağır Ceza Mahkemesi'ne 13 Şubat 2026 tarihinde yapılan karar duruşmasında, şunlara yer verildi: "Avukat Hasip Kaplan ve Ayşe Bingöl Demir'in, davacı müştekilerin vekilleri sıfatıyla, 5233 Sayılı Kanun kapsamında 1993 yılında yaşanan terör olayları sebebiyle uğradıkları zararlarının giderilmesine yönelik olarak yürüttükleri tazminat davalarının safahatı ve sonuçları hakkında müvekkillerine yanıltıcı bilgiler verip müvekkilleri tarafından görevlendirilmelerine rağmen Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonlarınca belirlenen bedellere itiraz etmeyerek müvekkillerine yapılması gereken ödemelerin
yapılmamasına neden oldukları, bu haliyle şikayet edilen avukatların avukatlık mesleğinin gerektirdiği gerekli özeni göstermemiş olup, görevleri gereği yapmaları gereken işlemleri ihmal suretiyle yerine getirmeyerek müştekilerin mağduriyetine sebebiyet verdikleri anlaşılmakla..."
Dava Diyarbakır'da görülecek
Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatlar Hasip Kaplan ve Ayşe Bingöl Demir hakkında "görevi kötüye kullanmak"
suçundan avukatlar Hasip Kaplan ve Ayşe Bingöl Demir hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257/2, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca yargılanmak üzere 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 59/1-2 maddeleri gereği soruşturma açılmasına karar vererek, davanın Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılmasına karar verildi.
Avukatlar Hasip Kaplan ve Ayşe Bingöl Demir hakkında açılan yeni soruşturma dosyası önümüzdeki günlerde Diyarbakır'da görülecek.

'Avukatlarımız ilgilenmedi'
Dava süreci konusunda gazetemize konuşan Hanım Canpolat'ın mirasçılarından Paşa Canpolat, kendilerinden habersiz avukatların Diyarbakır Valiliği 5 Nolu Zarar Tespit Komisyonu ile "Sulhname" imzaladıklarını ve bu karar ile mağdur edildiklerini belirterek şunları söyledi: "Lice’de 22 Ekim 1993 tarihinde askerler tarafından ev ve işyerlerimiz tamamen yakıldı. Zararlarımızın karşılanması için avukat ve Milletvekili Hasip Kaplan’a vekaletname çıkardık. Avukatlar 2004 yılında Zarar Tespit Komisyonu'na başvuru yaptı. Komisyon üyeleri ve Hasip Kaplan’ın yetkilendirdiği Avukat Ayşe Bingöl ile birlikte yerinde keşif ve tespitler yapıldı. Ancak yüzbinlerce zararımız olmasına rağmen komisyon işyerimiz için 4.424 TL, az hasarlı ev için 2.583 TL. ev eşyası için ise 1.660 TL olma üzere 8.667 TL tazminata karar verdi. Avukatımıza belirlenen tazminatı kabul etmediğimizi belirterek dava açması için para gönderdik. Bölge İdare Mahkemesi'ne dava açıldı.
Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi'nin 15 Mayıs 2013 tarihinde verdiği karara 30 gün içinde temyiz edilmesi gerekirken, avukatlarımız karara itiraz etmediler ve söz konusu 8.667 TL'lik tazminat miktarı kesinleşmiş oldu."
'En büyük darbeyi avukatlarımızdan yedik
Avukatlarının davayı takip etmemeleri nedeniyle hayal kırıklığına uğradıklarını ve maddi-manevi zararın oluşmasına neden olduklarını belirten Canpolat, "Verilen bu komik tazminat kararı sonrasında davayı AİHM'e taşımak için avukatlarla konuşmuştuk. Davayı takip etmeleri gerekirken, gerekli dikkat ve özeni göstermedikleri için AİHM'e başvuru için gereken yasal süreyi de kaçırmış olduk. Önce devlet güçleri tarafından mağdur edildik, en büyük darbeyi ise vekalet verdiğimiz avukatlardan yedik" şeklinde konuştu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıması için kendileriyle konuşmuştuk. Avukatlarımız da bunun bilincindeydiler. Bu şekilde hareket etmeleri gerekirken avukatlarımız dava dosyalarımıza gerekli dikkat ve özeni göstermediklerinden dolayı ilkin devlet güçleri tarafından mağdur edildik sonra da en büyük darbeyi de vekaletli avukatlarımız tarafından yedik.

'Okuma yazması olmayanı kandırdılar'
1993 yılında Lice’deki evleri, hayvan barınakları, ev eşyaları ve üzüm bağlarının yakıldığı için babası Paşa Demirhan'ın avukat Hasip Kaplan'a vekalet verdiğini belirten Paşa Demirhan’ın yasal mirasçısı Endam Demirhan ise başlarına gelenleri ve mağdur edilmelerini şöyle dile getirdi: "Babamın okuma yazması yoktu. Tazminat davası süreci devam ederken, avukat Hasip Kaplan'ın yardımcısı babamı Lice Belediyesi'ne çağırarak yaşanan tüm zararlar için toplam 5.900 TL tazminat verildiğini belirterek davayı kapatmasını istemiş. Dönemin parasına göre zararımız 100 bin liradan fazlaydı ve bunu talep ediyorduk. Ancak bizden habersiz 'Sulhname' imzalamış avukatlar. Avukatlar bu şekilde bizi kandırdılar."
Mağdurlardan Baki Atman ise vekalet verdikleri avukatlar aracılığı ile mağdur edildiklerini, sorunun çözümü konusunda avukatların yönetici ve milletvekili oldukları DTP ve HDP'ye başvurduklarını ancak bundan da bir sonuç alamadıklarını söyledi.

Sulhname tasarıları ile Avukatlarının kendilerini devletten daha çok mağdur etti
Şoreş Erkıran ise dedesi Tahir Erkıran’ın 22 Ekim 1993 günü kobra helikopterlerinin havadan ilçe merkezini rastgele taramaları sonucu ayağından yaralanan ölünceye kadar şarapnel parçasıyla yaşayan dedesinin 1 adet taş duvar ev, 1 adet ev eşyası, 1 adet hayvan barınağı, otel ve dükkan, 2 dönüm bahçe, 6 dönüm susuz tarla, 3 dönüm bağ ve 3 dönüm sulu arazi için maddi ve manevi zararlarının karşılanması için Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna 300 Bin TL tazminat talep eden Avukatları Fethi Gümüş’ün dedesinin yaralamasının red edilmesine herhangi bir itirazda bulunmadan 17.675 TL sulhname imzaladığını” söyledi.
Aynı olayda 3 farklı ödeme yapıldı, telafisi imkansız maddi manevi zararlarımız oldu
Erkıran; “ avukatlarının kendileri gibi yüzlerce kişinin düşük meblağ tutarlarında uzlaşmalar yapılarak milyonlarca liralık zararlarının oluşmasına sebebiyet verilirken Devletin ise milyonlarca lira kâra geçtiğini, yapılan imzalanan Sulhname Tasarılar ile birlikte bütün hukuk yollarının kapandığını dile getirdi. “Devlet bizi mağdur ederken biz Kürtler buna bir anlam verebiliyorduk, fakat bizim kendi yönetici ve avukatlarımızın biz devlet mağdurlarının menfaatleri doğrultusunda değil de zararları doğrultusunda hareket ettiklerini, bu sebeple de telafisi imkansız maddi ve manevi zararlarımıza sebebiyet vermelerine anlam veremediklerini” söyledi. Erkıran devamın;
Devlet 22 Ekim 1993 tarihinde Lice ilçe merkezinde adına her ne kadar çatışma çıktığı iddia etse de devletin kolluk kuvvetleri tarafından yakılan yüzlerce işyeri ve binlerce konut için 2001 yılında adına dostane çözüm dedikleri Avukatlar ve Devlet yetkilileri arasında varılan uzlaşmada iş yerleri, konutlar ve eşyaları için Abdulnasır Delidere (10 Bin İngiliz Sterlin), Şeyhmus Yiğitel (10 Bin İngiliz Sterlini), Abdulbari Baykal (10 Bin İngiliz Sterlini) ve Ali Doster ve yüzlerce kişi için (10 Bin İngiliz Sterlini) ile uzlaşmaya varılırken 90 dönüm arazi üzerinde kurulmuş olan ve milyonlarca İngiliz Sterlinine mal olan Lice Salça Fabrikası için de sadece 90 Bin İngiliz sterlin karşılığında uzlaşma yapıldığı.
Aynı olayda evleri yakılan ve uzlaşmaya gidilmeden Diyarbakır İnsan Hakları Derneği’nin takip ettiği tazminat dava dosyasında da 2004 Yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvurulardan, Ahmet AYDER (26,144.90 Bin), Yusuf LALEALP (20,239.70 Bin), Nadir DOMAN (20,239.70 Bin), Şevket BİÇER (26,239.70 Bin), Zeydin EKMEKÇİ (20,144.90 Bin Euro maddi ve her başvurucuya manevi zarar için 14,500 Euro masraf ve giderler için toplam 40,000 Euro yasal yardım için en az 725 Euro verilmesine karar vermiştir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.