Diyarbakır’da Adliye Sarayı için ayrılan 70 dönümlük arazi neden ve kimlere satıldı?

Diyarbakır’da Adliye Sarayı için ayrılan 70 dönümlük arazi neden ve kimlere satıldı?
Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesindeki yaklaşık 70 dönümlük arazi, Adliye Sarayı yapılması amacıyla Adalet Bakanlığına tahsis edildi. Tahsis şerhinin kaldırılmasının ardından satışa çıkarılan taşınmaz, 13 milyar 240 milyon liraya Durmaz İnşaat’a satıldı. Arazinin geçmişine ilişkin devam eden mülkiyet davası da sürece ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesi Diclekent Bulvarı üzerindeki yaklaşık 70 dönümlük arazi, kentin en değerli bölgelerinden birinde bulunuyor.

Yaklaşık 400 metre yola cephesi bulunan taşınmaz, geçmişte Adalet Bakanlığına adliye hizmet binası yapılması amacıyla tahsis edildi.

Planlanan proje yalnızca bir adliye binasıyla sınırlı değildi. Bugün farklı bir binada hizmet veren Bölge Adliye Mahkemesi’nin (İstinaf Mahkemesi) de aralarında bulunduğu yargı kurumlarının önemli bölümünü aynı yerleşkede toplaması öngörülüyordu.

Bu nedenle arazi, yıllarca Diyarbakır’a yapılması planlanan büyük bir “Adliye Sarayı” projesinin merkezinde yer aldı.

Ancak yıllar içinde proje hayata geçirilmedi.

Son dönemde ise taşınmazın üzerindeki adliye yapılmasına ilişkin tahsis şerhi kaldırıldı ve arazi satış sürecine girdi.

Önce ihale, ardından TOKİ satışı

Taşınmaz ilk olarak ihale yoluyla satışa çıkarıldı. Satış bedelinin düşük olduğu yönündeki tartışmaların kamuoyuna yansımasının ardından söz konusu işlemin iptal edildiği belirtildi.

Daha sonra süreç TOKİ üzerinden yeniden yürütüldü.

Taşınmaz bu kez açık artırma yöntemiyle satışa çıkarıldı. İhaleye 14 firmanın teklif verdiği ve arazinin 13 milyar 240 milyon lira bedelle Durmaz İnşaat tarafından satın alındığı belirtildi.

Satış kapsamında peşinatın ise 1 milyar 150 milyon lira olarak belirlendiği ifade edildi.

Ancak bu satış, klasik bir arsa satışından farklı bir model içeriyor.

Kamu ile şirket arasında gelir paylaşımı

Satışta hasılat ve gelir paylaşımı modelinin uygulanması öngörülüyor.

Buna göre şirketin sözleşme kapsamında projeyi üç yıl içerisinde gerçekleştirmesi ve yapılacak konut ve ticari alanlardan elde edilecek gelirin yüzde 35'ini TOKİ’ye aktarması planlanıyor.

Bu model nedeniyle taşınmazın yalnızca bugün 13 milyar 240 milyon liraya satılmış olması değil, gelecekte yaratacağı ekonomik değer de önem taşıyor.

Özellikle Diyarbakır’ın gelişen bölgelerinden birinde bulunan yaklaşık 70 dönümlük arazinin, proje tamamlandığında oluşturacağı toplam ekonomik değerin ne olacağı kamuoyu açısından önemli bir soru olarak öne çıkıyor.

“Üç yıl sonra değer ne olacak?”

Sürece ilişkin tartışmaların önemli başlıklarından biri de projenin belirtilen süre içerisinde başlamaması halinde ortaya çıkabilecek sonuçlar.

İddiaya göre sözleşmede belirlenen şartlar çerçevesinde, projenin başlamaması durumunda taşınmazın yüzde 35’ine ilişkin bedelin TOKİ’ye ödenmesi yoluyla taşınmazın elde tutulabilmesine imkan sağlayan hükümler bulunuyor.

Bu durum, arazinin bugünkü satış bedelinin yanı sıra gelecekte ulaşabileceği değer ve bu değerin kamu ile özel sektör arasında nasıl paylaşılacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Dolayısıyla tartışmanın merkezinde yalnızca “Arazi kaça satıldı?” sorusu bulunmuyor.

Asıl soru, 13 milyar 240 milyon liralık satışın ve gelir paylaşımı modelinin kamu açısından uzun vadede nasıl bir ekonomik sonuç doğuracağı.

Adliye tahsisi neden kaldırıldı?

Satışla ilgili en temel soru ise taşınmazın geçmişte neden Adalet Bakanlığına tahsis edildiği ve bu tahsisin neden kaldırıldığı.

Yıllarca Diyarbakır’a yeni bir Adliye Sarayı yapılacağı yönünde açıklamalar ve beklentiler oluştu. Projenin yatırım programına alınacağı yönünde de çeşitli dönemlerde gündeme gelen değerlendirmeler oldu.

Ancak proje gerçekleşmedi. Bunun yerine tahsis kaldırıldı ve arazi satışa çıkarıldı.

Arazinin geçmişinde bir de mülkiyet davası var

Taşınmazla ilgili tartışma yalnızca satış süreciyle sınırlı değil.

Akgül ailesi, arazinin üzerinde yaklaşık 45 yıldır süren bir mülkiyet ve zilyetlik anlaşmazlığı bulunduğunu savunuyor.

Ailenin beyanına göre dava süreci henüz tamamlanmadı ve karar duruşması yapılmadı.

Tam da hukuki süreç devam ederken arazi üzerinde iş makinelerinin çalışma yaptığı iddiası da gündeme geldi.

Burada yanıt bekleyen soru ise şu: Devam eden yargı süreci ile satış ve inşaat faaliyetleri arasında hukuki açıdan nasıl bir ilişki bulunuyor?

Bu sorunun yanıtı için dava dosyasındaki kararlar ve taşınmazın hukuki statüsünün ilgili kurumlar tarafından açık biçimde ortaya konulması gerekiyor.

Diyarbakır kamuoyu neyi bilmek istiyor?

Yaklaşık 70 dönümlük, merkezi konumdaki bir taşınmazdan söz ediliyor.

Bu arazi yıllarca Adliye Sarayı yapılması amacıyla kamu kullanımına ayrıldı. Daha sonra tahsis kaldırıldı, satış süreci başladı ve taşınmaz 13 milyar 240 milyon lira bedelle el değiştirdi.

Şimdi ise kamuoyunun yanıtını beklediği temel sorular var:

Adliye Sarayı projesinden neden vazgeçildi?

Tahsis neden kaldırıldı?

Taşınmaz hangi gerekçeyle satışa çıkarıldı?

13 milyar 240 milyon liralık satış ve yüzde 35 gelir paylaşımı modeli kamu açısından nasıl bir sonuç doğuracak?

Devam eden mülkiyet davasının satış ve inşaat sürecine herhangi bir hukuki etkisi var mı?

Bunların yanıtı yalnızca satış işleminin kendisini değil, Diyarbakır’ın en değerli bölgelerinden birindeki kamu taşınmazının geleceğini de ilgilendiriyor.

Bu nedenle tartışmanın özü, yalnızca “Arazi neden satıldı?” sorusundan ibaret değil. Asıl mesele, kamuya ait böylesine değerli bir taşınmazın hangi gerekçeyle, hangi koşullarda elden çıkarıldığı ve ortaya çıkacak ekonomik değerden kamunun nasıl yararlanacağı.

Kaynak:HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.