Dolar 12,4902
Euro 14,1332
Altın 714,43
BİST 1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 15°C
Çok Bulutlu
Diyarbakır
15°C
Çok Bulutlu
Paz 14°C
Pts 17°C
Sal 17°C
Çar 15°C

‘Dersim’in kayıp kızı’ hayata veda etti

‘Dersim’in kayıp kızı’ hayata veda etti

80 yıl önce topraklarından kopartılıp, Samsun’a, bir subay ailesine verilmişti. Hayatını “Taş olsa çatlardı, toprak idim dayandım” sözleri ile anlatıyordu.

DİYARBAKIR YENİGÜN – Herkes onun adını “İki Tutam Saç: Dersim’in Kayıp Kızları” belgeseliyle öğrendi. Sadece adını öğrenmekle kalmadı, 1938’de Dersim’de yaşananları birinci ağızdan dinledi. BirGün gazetesinden Anıl Ataş’ın haberine göre,Dersim’in Kayıp Kızları belgeselinde yaşam öyküsünü anlatan Huriye Aslan yaşamını yitirdi. 1938 yılında henüz 8-9 yaşındayken vatanından kopan Aslan, yıllarca köyüne, memleketine, akrabalarına, toprağına hasret yaşadı. Cenazesi İstanbul’da yapılan törenin ardından Dersim’e Pülümür’e bağlı Salördek Köyü’nde toprağa verildi.

Katliamdan kaçıp ormana saklanan Huriye Aslan, askerler ormanı bastığı sırada amcası, yengesi ve kuzenleri ile birlikte kaçamadı. Askerler tarafından yakalandı, Samsun’a bir asker ailesinin yanına gönderildi. Aslan o zaman yaşadıklarını, “Samsun’da beni verdiler bir hanıma. Kötü biriydi. Merdiven başında battaniye verdi. Bir katını altıma serdim, bir katını üstüme. Mutfakta yemek yiyordum. Evin hizmetçisine talimat verirdi. ‘Kürt kızının bulaşıklarını bizim bulaşıklarla yıkama, ayrı yıka’ derdi. Kendimi öldürmek istedim” diye anlatıyordu.

Yaşadıklarını anlatırken söylediği “Taş olsa çatlardı, toprak idim dayandım” sözleri ile hafızalara kazınmıştı.

Bir neslin acı hikayesi

Oğlu Prof. Dr. Şükrü Aslan ise annesinin hikayesini, “Annem, 2010 yılında yayınlanan Dersim’in Kayıp Kızları belgeselindeki kayıp aktörlerden biriydi. Bütün ülke 1938’de kız çocuklarının kaybedildiğini, subay aileleri arasında paylaştırıldığını bu vasıtayla öğrendi. Katliam Türkiye’de annesiz, babasız, kardeşsiz büyümek zorunda kalan bir nesil ortaya koydu. Annemin öyküsü de bu neslin bir öyküsüdür. Hayatı boyunca hep bunu söyledi. Her ne kadar beş çocuğu olsa da kendisini hep kimsesiz olarak tanımladı. Beş çocuğunun varlığını bile kimsesi varmış gibi görmedi. Yaşadıklarını hiç unutmadı. Bir nesli annesiz babasız, kardeşsiz bıraktığınızda hiç doldurulamayacak bir boşluk yaratıyorsunuz. O boşluğu yaşayan çocuklardan biri oldu annem” diyerek anlatıyor.

Annesinin kendi kültüründen yalıtılarak Samsun’a gönderildiğini anlatan Aslan, şöyle devam ediyor:

“İlk gittiği yer Samsun’du. Hiç tanımadığı, bilmediği bir evde kaldı. Çok sonradan kendi kültürüyle bağ kurabilmiş. Daha sonrasında sürgünde olan Dersimli bir aileyle tanışmış ve babamla bu vesileyle tanışıp evlenmiş. 1947 yılında sürgündekilerin dönebileceğiyle ilgili yasal değişiklik yapılınca memleketine geri gelmiş ve yeniden kendi kökleriyle buluşmuş. 90’lı yaşlarında kaybettik annemi. Bu ömür içerisine sığdırılan acı dolu, travmatik bir yaşantı var.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.