DOLAR 8,5656
EURO 10,1004
ALTIN 496,10
BIST 1.349
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 41°C
Sıcak
Diyarbakır
41°C
Sıcak
Sal 40°C
Çar 39°C
Per 40°C
Cum 40°C

‘Zorunlu göç insan hakkı ihlalidir’

‘Zorunlu göç insan hakkı ihlalidir’
21.06.2021
A+
A-

Göç Haftası’na ilişkin açıklama yapan Mezopotamya Göç İzleme ve Araştırma Derneği yöneticisi Mahir Fırat Fidan, öldürülen Deniz Poyraz’ın da göç mağduru olduğunu belirterek, “Zorunlu göç insan hakkı ihlalidir. Gerekli ve en temel ihtiyaç barıştır” dedi

YENİGÜN HABER – Mezopotamya Göç İzleme ve Araştırma Derneği, Göç Haftası nedeniyle Sur ilçesindeki tarihi Dört Ayaklı Minare önünde açıklaması yaptı.  Mezopotamya Ajans’ta yer alan habere göre “Savaşsız, sömürüsüz ve nefretsiz bir dünya için buradayız” pankartının açıldığı açıklamaya, Diyarbakır Barosu, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Kürt Dil ve Kültür Ağı, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) yöneticileri destek verdi.

‘Poyraz da göç mağduruydu’

Açıklamada konuşan dernek yöneticisi Mahir Fırat Fidan, HDP İzmir İl başkanlığında katledilen Deniz Poyraz’ın da, yıllar evvel memleketi Mardin’den siyasi nedenlerden ötürü Türkiye’nin batısına göç etmek zorunda kaldığına değinerek, “Göçe maruz kalan genç kadın arkadaşımız ve ailesi HDP ve Kürt halkını terörize eden iktidar tarafından hedef gösterilerek katledilmiştir. Bu yaşanan vahim olayla bir kez daha anlıyoruz, göçün yarattığı sorunlar,  göç ettikten sonra da bitmiyor ve Kürt halkı faili belli bir şekilde katlediliyor.  Sorumluları daha önceki katliamlarda olduğu gibi ne yargılanıyor ne de görevinden alınıyor. Sistematik kıyım ve katliamların sorumlusu Hrant Dink ve Tahir Elçi’de olduğu gibi Deniz’de de devletin sıcak kollarında korunuyor. Kim korursa korunsun tarihte,  halklarda failleri biliyor ve halklar failleri elbet yargılayacaktır” diye belirtti. Şark Islahat Planı ile beraber Kürt göçünün yasal bir dayanak doğrultusunda gerçekleştirilmeye başlandığını savunan Fidan, “Kürt halkı 90’lı yıllarda başlayan köy boşaltmaları ve zorunlu göç politikalarıyla dün olduğu gibi bugün de, savaş ve sermaye işbirliği ile yerinden yurdundan ediliyor. Türkiye resmi ideolojisi her iktidar eliyle aynı politikayı sürdürüyor ve bunu bir tekrarını daha AKP hükümeti tarafından görüyoruz; önce kırsalda yaşayan halkın geçim kaynağı olan mera alanları, meyve bahçeleri, dağları ve ormanları içersin de ki bütün bir canlılıkla birlikte yakılıyor, daha sonra bölge halkı zorunlu göçe ve yoksulluğa devlet eliyle sürükleniyor” ifadelerini kullandı.

‘Kürtler belleksiz bırakılmak istendi’

Sur, Cizre, Nusaybin, Silvan, Şırnak süreçlerini hatırlatan Fidan, Kürt kentlerinde başlayan şehir savaşları sonucunda da aynı durumların yaşandığına “Kentler yıkılıp sivil halk zorunlu göçe maruz bırakılarak, Kürtlerin yaşadığı yerler devlet eli ile sermayeleştirildi ve halkın kendi yaşadığı evler halka tekrar fahiş fiyatlar satılmak istendi. Bunu kabul etmeyen bölge halkı mahallesinden, kentinden sürgün edildi. Kürt halkı belleksiz bırakılmak istendi” sözleriyle değindi.

 

‘Temel ihtiyaç barıştır’

Zorunlu göç ve mülteciliğin bir insan hakları ihlali ve halk sağlığı sorunu olduğuna dikkati çeken Fidan, “Belirttiğimiz tüm hususlar dahilinde öncelikle savaşların devletlerin ve sermayenin yarattığı bu ihlallere karşı toplumun bütün kesimlerini duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bilinmelidir ki savaş devam ettiği müddetçe göç mültecilikte devam eder. Başta Kürt halkı olmak üzere bütün halkların, zorunlu göçe maruz kalanların kendi topraklarında güvenle yaşayabilmesi için gerekli ve en temel ihtiyaç barıştır” şeklinde konuştu.

Mardin

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısı ile Mardin Barosu Mülteci Hakları Komisyonu öncülüğünde Mardin Tabip Odası, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (ASSAM) Hayata Destek Derneği, Welthungerhilfe, Lider Kadın Derneği, Mardin Ortak Kadın İşbirliği Derneği, Kadın Emeğinin Kalkınması ve İyileştirilmesi Kooperatifi (KEKİK), Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı, Kızılay, Her Yerde Sanat Derneği, Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Türkiye Kalkınma Vakfı, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı açıklama yaptı. Mardin Barosu Konferans Salonu’nda yapılan açıklamaya kurum temsilcinin yanı çok sayıda mülteci katıldı. Mardin Baro Başkanı İsmail Elik, insanlığın bilim ve teknoloji alanında büyük ilerlemeler yaşamasına rağmen insani ve ahlaki anlamda büyük yaralar alındığını söyledi. Medeniyetlerin yaşanan sorunları çözme, yeryüzünde barış ve adaleti sağlama konusunda başarısız olduğunu söyleyen Elik, “Dünyada 80 milyona yakın mülteci bulunmaktadır. Türkiye başlangıçta Suriyelilere yönelik açık kapı politikası uygulayacağını ilan ederek, 100 bin kişinin kritik eşik olduğunu dile getirmiş ancak Suriye’den gelen göç dalgası beklentilerin ötesinde gerçekleşmiştir” dedi. Elik’in konuşmasının ardından sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, mültecilere dönük çalışmalarını anlattı. (Haber Merkezi)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.