Dolar 15,8769
Euro 16,8435
Altın 942,56
BİST 2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 29°C
Açık
Diyarbakır
29°C
Açık
Paz 24°C
Pts 24°C
Sal 25°C
Çar 28°C

TÜİK ilk kez açıkladı: Türkiye’de biyoteknoloji

TÜİK ilk kez açıkladı: Türkiye’de biyoteknoloji

Türkiye’de 2018 yılında 347 girişim biyoteknoloji faaliyeti yürütürken, en çok kullanılan biyoteknolojik teknik DNA/RNA oldu. Biyoteknoloji uygulamalarında ise insan sağlığı ilk sırada yer aldı

DİYARBAKIR YENİGÜN – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılı Biyoteknoloji İstatistiklerini açıkladı. Buna göre, “Türkiye Biyoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı (2015-2018)” kapsamında yer alan ve 2.2 numaralı eylem olan “Biyoteknoloji alanına yönelik envanter çalışması yapılarak resmi istatistiklerin oluşturulması sağlanacaktır” ifadesi doğrultusunda Türkiye İstatistik Kurumu tarafından OECD tanımları ve önerilen soru formu esas alınarak ilki 2016-2017 ikincisi 2018 referans yıllı olmak üzere biyoteknoloji araştırmaları gerçekleştirildi. Aynı dönemler için ayrıca Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) Faaliyetleri Araştırması soru formuna biyoteknoloji Ar-Ge faaliyetlerine ilişkin sorular eklenerek veri seti tamamlandı. Sonuçlar, üç yılı kapsayacak biçimde ilk kez bu haber bülteni ile yayımlandı. Kullanılan tanım, kavram, sınıflamalar ve diğer metodolojik konulara ilişkin detaylı bilgiler “Metaveri” alanında mevcut.

Biyoteknoloji faaliyeti yürüten girişim sayısı 347 oldu

Türkiye’de 2018 yılında 347 girişim biyoteknoloji faaliyeti yürüttü (ürünlerinde veya hizmetlerinde biyoteknoloji kullandı ve/veya biyoteknoloji Ar-Ge faaliyeti gerçekleştirdi). Bu sayı 2016 yılında 341, 2017 yılında 344 oldu.  Biyoteknolojik tekniklerden en az birini kullanarak biyoteknoloji faaliyeti yürüten girişimlerin 257’si 1-9 çalışan grubunda yer alırken, 250 ve daha fazla çalışanı olanlardan 20 girişim 2018 yılında biyoteknoloji faaliyeti yürüttü. Biyoteknoloji faaliyeti yürüten girişimlerin 2018 yılında en çok kullandığı biyoteknolojik teknik, yüzde 44,1 ile “DNA/RNA” oldu. Bunu yüzde 28 ile “süreç biyoteknolojisi teknikleri”, yüzde 27,1 ile “hücre ve doku kültürü mühendisliği” ve yüzde 25,1 ile “proteinler ve diğer moleküller” izledi. Biyoteknoloji faaliyetlerinin amaçlarına göre 2018 yılında biyoteknoloji faaliyeti yürüten girişimlerin yüzde 43,8’i insan sağlığı, yüzde 31,4’ü tarımsal biyoteknoloji ve yüzde 23,6’sı çevre amaçlı faaliyet yürüttü.

Biyoteknoloji Ar-Ge harcaması 276 milyon TL oldu

Biyoteknoloji faaliyeti yürüten girişimlerin 2018 yılında gerçekleştirdiği Ar-Ge harcamaları 276 Milyon TL oldu. Bu değer 2016 yılında 115 Milyon TL, 2017 yılında ise 310 Milyon TL olarak gerçekleşti. Biyoteknoloji Ar-Ge harcamalarının Mali ve Mali Olmayan Şirketler (özel sektör) Ar-Ge harcamaları içerisindeki payı 2016, 2017 ve 2018 yılları için sırasıyla yüzde 0,86, yüzde 1,82 ve yüzde 1,18 oldu. Biyoteknoloji faaliyetlerinde 2018 yılında bin 922 kişi çalıştı. Tam zaman eşdeğeri cinsinden çalışan sayısı ise bin 412 oldu. Biyoteknoloji faaliyetinde çalışanların 2018 yılında yüzde 16’sı doktora ve üstü, yüzde 22,9’u yüksek lisans, yüzde 38,2’si lisans, yüzde 5,9’u yüksekokul ve yüzde 16,9’u lise ve altı eğitim düzeyine sahipti. Biyoteknoloji faaliyeti yürüten girişimlere göre, biyoteknolojik Ar-Ge faaliyetlerinin önündeki en önemli engel yüzde 60,5 ile “sermayeye erişim” iken bunu yüzde 52,2 ile “nitelikli insan kaynaklarına erişim” ve yüzde 36,9 ile “yurt dışından genetik kaynak temini” izledi. Biyoteknoloji ürünlerinin ticarileşmesinin önündeki en büyük engel ise yüzde 58,2 ile “uluslararası piyasalara erişim” iken bunu yüzde 54,8 ile “yasal düzenleme gereksinimleri” ve aynı oranla “dağıtım ve pazarlama kanallarının eksikliği” izledi. (Haber Merkezi)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.