Dolar 17,9377
Euro 18,5102
Altın 1.034,33
BİST 2.819,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 39°C
Açık
Diyarbakır
39°C
Açık
Per 39°C
Cum 40°C
Cts 40°C
Paz 39°C

Sur’da tarihi yapılar su altında kaldı

Sur’da tarihi yapılar su altında kaldı
A+
A-
21 Ocak 2022 10:28

Sur’daki tescilli tarihi yapıların bodrumlarını su bastı. Mimarlar Odası Eşbaşkanı Ferit Kahraman, altyapının tahrip edilmesinden kaynaklı oluşan birikintilerin yapılara zarar vereceğini söyledi

 

Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde 2015 yılında ilan edilen sokağa çıkma yasağı sonrası 334’ü tescilli olmak üzere 3 bin 569 yapı acele kamulaştırma kapsamına alındı.   İlçede yapılan çalışmalar kapsamında restorasyonu gerçekleştirilen bazı tarihi yapının bodrum katını ise su bastı.  Mezopotamya Ajans’ın haberine göre Diyarbakır Mimarlar Odası Eşbaşkanı Ferih Kahraman, biriken suların yapılara zarar vereceği uyarısında bulundu. Kahraman, tescilli yapıların zemininde mekanlar bulunduğunu ve buraların birçoğunun zarar gördüğüne işaret ederek, “Ne yazık ki restorasyonları sürdürülen tescilli yapılar, tescilli parsellerde yeniden inşa edilen yapılar veya bazalt kaplamalı betonarme yapıların bodrum katlarının sular altında kaldığını görmekteyiz. Bu hem mekanın asıl işlev amacını yok edecek hem de yapıya zarar verecektir” dedi.

“Altyapı tahrip edildi”

Tarihin hiçbir döneminde Sur’daki yapıların zemininde bu kadar tahribat yapılmadığına işaret eden Kahraman, “Suriçi’ndeki alanın tamamında bir altyapı sistemi vardı. Tabi çatışmaların gerçekleştiği 6 mahalle başta olmak üzere kentsel dönüşümün olduğu Alipaşa ve Lalebey mahallerinde yeni bir kanalizasyon, atık su alt yapısı oluşturuldu. Dolayısıyla yeni altyapı ile eski altyapı birbirinden bağımsız planlandığı için ve birbirine entegre edilmediği için sistemin sağlıklı çalışmadığını ve akışın sağlanmadığını görüyoruz. Bu sebeple atık sular zeminde tabana yayılıyor” diye aktardı.  Kahraman, bölgede yer altı sularının bulunduğuna da işaret ederek, “Bu suyun yolunu bulmuş bir sistemde aktığını biliyoruz. Yıllar içinde kenti oluşturan yapılar ve zeminde oluşan tabakalar sürekli bu doğal oluşumu da göz önünde bulunduruyordu. Dolayısıyla tarihinde hiçbir zaman bu düzeyde bir zemin tahribatının yapıldığı bir dönem olmamıştı. Ayrıca alanda bulunan çok sayıda su kuyusunun da kazı, alt yapı, restorasyon çalışmaları sırasında doldurulduğunu da göz önünde bulundurduğumuzda ortaya çözülmesi çok zor olan bir sorun çıkıyor” şeklinde konuştu.

“Yapılara zarar veriyor”

Duruma müdahale edilmediğine dikkati çeken Kahraman, bunun olumsuz sonuçlara neden olabileceğini vurguladı. Kahraman, şunları söyledi:

“Elbette alanlarda iş makinalarıyla yapılan yanlış, kontrolsüz ve özensiz uygulamalar, toprak altındaki tarihi kalıntıları tahrip etmiş, birçok izi yok etmiş ve beraberinde zemin yapısını da değiştirmiştir. Şu an ciddi bir sorun olarak ortada duran ve çözümüne dair hiçbir adım atılmayan bu atık sular ve zemin suyu problemleri yapılara da zarar vermektedir. Nitekim bodrum katlardaki mekanların kullanılmamasıyla beraber sürekli nem ve rutubet bağlayıcı harçlara zarar vermekte ve yapının sağlamlığını olumsuz etkilemektedir. Duvarlarda yosunlaşma, derz dökülmeleri ve rutubet kokusu mekandaki sağlıklı yaşam şartlarını ortadan kaldıracaktır.”

‘Tahribatları görmezden mümkün değil’

Sur’daki çalışmaların teknik çerçevede değil, talimatla yürütüldüğünü ifade eden Kahraman, yanlış işletilen restorasyon sürecine tepki gösterdi. Kahraman, şöyle devam etti:

“Bu çok önemli sorunun nasıl çözüleceğini merak ediyoruz ve yetkililerden yanıt bekliyoruz. Yapılan tahribatları görmezden gelmek elbette mümkün değil ve yok ettikleri hiçbir değeri geri kazandıramazlar. Ancak altyapı sorununun çözümü için yeniden alana iş makineleriyle girdiklerinde, elde kalan birkaç miras öğesi de yok olup gidecektir. Öncelikle bir daha buna izin vermemek ve var olanları korumamız gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Suriçi Kentsel Sit alanındaki tüm çalışmaların katılımcı süreçlerle ilerlemesinin daha değerli olacağı da bir kez daha görülmektedir.”

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.