DOLAR 8,7949
EURO 10,4858
ALTIN 505,83
BIST 1.399
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 37°C
Sıcak
Diyarbakır
37°C
Sıcak
Çar 36°C
Per 37°C
Cum 38°C
Cts 38°C

‘Su kirliliği artmaya devam ediyor’

‘Su kirliliği artmaya devam ediyor’
21.03.2021
A+
A-

Su kaynaklarının korunması ve su kirliliğine dikkat çekmek için 22 Mart’ta Dünya Su Günü kutlanıyor. Temiz su kaynaklarının mevcut durumuna dair görüştüğümüz Çevre Mühendisi Selim Kazıcı, “Su, tarih boyunca maalesef ‘’hiç yok olmayacak’’ ve ‘’bedava’’ bir kaynak olarak görülmüştür. Ancak gelinen aşamada, kullanabileceğimiz su miktarı bugün pek çok tehlikeyle karşı karşıyadır. Bu tehlikelerin başında da bilinçsizce kullanımından kaynaklanan su kirliliği gelmektedir” dedi

 

Foto: Arşiv

Yağmur Ensari / YENİGÜN ÖZEL – Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1993 yılında ilan edilen Dünya Su Günü her yıl 22 Mart’ta kutlanıyor. Dünya ülkelerinde giderek büyüyen kirlenen su sorununa dikkat çekme ve farkındalık yaratma üzerine çeşitli etkinliklerin yapıldığı Dünya Su Günü’ne dair konuştuğumuz Çevre Mühendisi Selim Kazıcı, şöyle konuştu: “Dünya Su Günü, her yıl mart ayının 22’sinde kutlanır. 1993 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilen dünya su günü tüm canlı hayatını etkileyen hayati bir konudur. İlk kez 1992’de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda üye ülkeler tarafından önerilen “Dünya Su Günü”, gerek Birleşmiş Milletler Üyelerinin gerekse diğer dünya ülkelerinin giderek büyüyen kirlenen su sorununa dikkat çekmek istenmiştir. İçilebilir ve temiz su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda, gerçekleştirilebilir adımlar atılması ise her zaman birinci öncelik olmuştur. Su, tarih boyunca maalesef ‘’hiç yok olmayacak’’ ve ‘’bedava’’ bir kaynak olarak görülmüştür. Ancak gelinen aşamada, kullanabileceğimiz su miktarı bugün pek çok tehlikeyle karşı karşıyadır. Bu tehlikelerin başında da bilinçsizce kullanımından kaynaklanan su kirliliği gelmektedir. Var olan su kaynaklarımızın doğru bir şekilde kullanımı ise şimdiki ve gelecek nesillerin doğru bir şekilde eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılmasından geçmektedir. Ayrıca istenilen eğitimin davranışa dönüştürülmesi de erken yaşlarda verilecek eğitimlerle mümkün olmaktadır.”

‘Ekolojik dengede bozulmalar başladı’

Doğal kaynaklar ve ekolojik dengede bozulmalar yaşandığını dile getiren Kazıcı, şu ifadeleri kullandı: “Nüfus artışı ile su kaynaklarına olan talebin artması, ekonomik sektörlerin su kullanımının gittikçe artma eğilimi ve su kalitesinin düşmesi gibi faktörler nedeniyle su kaynaklarının iyi bir biçimde kullanılması ve yönetilmesinin önemi su ve iklim güvenliğinin sağlanması açısından daha da artmaktadır. Ülkemizde 20’nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren içme, tarım, endüstri ve enerji için su ihtiyaçları katlanarak artmış, öte yandan su arzının arttırılması için gerçekleştirilen fiziki yapılar sonucunda su ve toprak kaynakları başta olmak üzere doğal kaynaklar ve ekolojik dengede bozulmalar başlamıştır. Aslında toplum olarak, Su konusuna düşününce ilk bakışta şöyle bir yanılgıya kapılabiliyoruz. ‘’Dünyanın çok büyük bir bölümü sularla kaplı, çok fazla suya sahibiz ve Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili…’’ Ancak durum tam olarak düşünüldüğü gibi değildir. Dünyanın ortalama yüzde 74‘ü su ile kaplıdır. Ancak bu suyun sadece yüzde 2,5‘i tatlı sudur. Yani insanlık için tüketime uygun olan kısımdır. Büyük bir çoğunluğunu oluşturan tuzlu su ise insan sağlığı için tüketime ve kullanmaya uygun değildir. Dünyadaki mevcut olan su eşit bir şekilde maalesef dağılmamıştır. Bazı ülkeler çok şanslı olurken, bazıları da çok şanssız olabiliyor. Şöyle bir durumu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ekonomik anlamda güçlü olan ülkeler, Tuzlu sudan tatlı su oluşumu elde edilebiliyor ancak maliyeti çok yüksek sistemler kurarak bu dönüşümü sağlayabiliyorlar. Bu sistem ise gerçekten uzun vadeli düşündüğümüzde ekonomik olarak mantıklı bir kavram değildir. Yüzde 74’ü sularla kaplı olan dünyamızda bu oranın sadece yüzde 2,5’i tatlı sudur. Bu yüzde 2,5’lik tatlı suyunda sadece yüzde 1,2’si dünya yüzeyinde bizim kullanacağımız şekilde mevcuttur. Yüzde1,2‘lik kullanılabilecek yüzey suyunun da sadece yüzde 21’ni kullanabilmekteyiz. İlk bakışta düşünüldüğü gibi aslında dünyada fiziksel olarak su bol bir şekilde bulunmakta ancak değerlendirilebilir olarak kullanım ve tüketim amaçlı öyle olmadığını görüyoruz.”

‘Suyu kirletmek, hayatı kirletmektir’

Su kullanımı ile ilgili bilgi sahibi olmadığımız ama günlük hayatta sıkça karşılaştığımız gerçekleri anlatan Kazıcı, “Bir sayfa kâğıt üretebilmek için 9,8 litre suya ihtiyaç vardır. 2,2 kilo pirinç üretmek için 3.498 litre su gereklidir. Bir adet kot pantolon için üretmek için 10 litre su gereklidir.  Yeni bir araba üretmek için 148 litre su gereklidir. Dünyada 748 milyon insanın iyi bir içme suyu kaynağına erişimi yoktur.  Her banyo yapılışında 265 litre su kullanılır. Beş dakikalık bir duşta ise 38-95 litre kullanır.  Yeni doğan bebeklerin vücutlarının yüzde 78’i sudan ibarettir. 1 kez çamaşır makinesini çalıştırmak için 37 litre su gereklidir. Dünya’da milyonlarca insan, günde 10 litrenin altında suyla yaşamak zorundadır.  Her 5 insandan 1’i güvenilir ve temiz içme suyundan mahrum kalmaktadır.  Birleşmiş Milletler raporuna göre, her 15 saniyede 1 çocuk, susuzluğun neden olduğu hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor. Mevcut olan problemleri tamamen çözmenin imkânsız olduğu gerçeğini varsayarak özellikle suyun hayatımızın için önemini kavrayıp, ona göre yaşama biçimimizi değiştirmeliyiz. Zarar daha oluşmadan önlenmeli; bireysel, ulusal ve küresel güvenliğimizi tehdit edecek boyutlara ulaşmadan gerekli tedbirler alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki, bilinçli hazırlanan ve istikrarlı bir biçimde uygulanan su politikaları güvenli geleceğin teminatı olacaktır. Son söz olarak; Su her insanın en temel hakkıdır. Su, insanlarla birlikte doğadaki her canlıya da aittir. Suyu kirletmek, hayatı kirletmektir” diye konuştu.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.