Dolar 13,7444
Euro 15,5368
Altın 781,90
BİST 1.904
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 13°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
13°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 13°C
Pts 14°C
Sal 15°C

Muhtar Altun: Ev sahipleri ile anlaşma sağlanmadı

Muhtar Altun: Ev sahipleri ile anlaşma sağlanmadı
26.11.2021
A+
A-

Bağlar Kaynartepe’de 2 metruk bina törenle yıkıldı ve kentsel dönüşümün başladığı ilan edildi. Muhtar Altun, ev sahipleri ile anlaşma sağlanmadığını belirtirken, Şehir Plancıları Odası dava açtı

 

YENİGÜN HABER – Bağlar, 400 bin civarındaki nüfusuyla Diyarbakır’ın en büyük merkez ilçesi. Özellikle 1990’lı yıllarda köy boşaltmalar nedeniyle nüfusu artan Bağlar, aynı zamanda kentte işsizlik ve yoksulluğun en yoğun olduğu ilçe. Göçle başlayan hızlı yapılaşmanın çarpık olduğunu gözlemlemek için Bağlar’ın sokaklarında şöyle bir dolaşmak yeterli olacaktır. Bağlar’ın Kaynartepe Mahallesi, 26 Eylül 2020’de Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle “riskli alan” ilan edildi ve kentsel dönüşüm için yıkım, 19 Kasım’da başladı. Kentsel dönüşüme alınan 375 binadan 8’i, Vali Münir Karaloğlu ve Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu’nun katıldığı törenle yıkıldı. ‘Törende’ konuşan Karaloğlu, 54 dönümlük bölgede bin 365 hak sahibi bulunduğunu söyledi. Vali Karaloğlu’nun verdiği bilgiye göre 602 hak sahibi ile görüşmeler yapıldı ve 100’ü ile anlaşma sağlandı. Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu ise Kaynartepe Mahallesi’nde 5-6 ay içinde yıkımın tamamlanarak yeni binaların yapımına başlanmasını hedeflediklerini söyledi.

‘Kaynartepe’de bir anlaşma yok’

Kaynartepe sakinleri ise süreci temkinli izliyor. Pek çoğu kamulaştırma bedelini az bularak itiraz etti. Gazeteduvar’dan Vecdi Erbay’ın haberine göre mahalle muhtarı İlhami Altun ev fiyatlarının arttığını hatırlatarak, vatandaşların evlerine biçilen bedele itiraz etmelerini haklı bulduğunu söylüyor. Altun “5 ay önce 70-80 bine satılabilecek evler şimdi 250 bin lira. İnsanlar bu nedenle evlerini bu koşullarda vermek istemiyor” diyor. Yeni yapılacak evlerin fiyatının 550 bin lira olarak belirlendiğini belirten muhtar Altun, “Burada yaşayan insanlar yoksul. Buradan çıkarlarsa geri dönemezler. Hiçbiri 550 bin lira verip yeni evlerden alamaz” diyerek mahallede oturanların ekonomik durumunu da anlatıyor. Mahalle sakinleriyle zaman zaman karşı karşıya geldiğini de söyleyen İlhami Altun, şöyle konuşuyor: “Adamın evine 40 bin lira değer biçilmiş, bu fiyata itiraz ediyor ama bunun için bana geliyor, benimle tartışıyor. Ne valiye ne kaymakama çıkabiliyor. Halbuki benim yapabileceğim bir şey yok. Onların sorunlarını Vali beye aktarmak isterim ama ben de valiyle görüşemiyorum.” Törenle yıkılan evlere de değinen Muhtar Altun, “Bunlar metruk binalardı. Ev sahipleri arsa bedellerini alarak yıktırmak istemişlerdi zaten. İki metruk binayı yıktılar ve ‘kentsel dönüşüm başladı’ dediler. Halbuki daha bir anlaşma sağlanmadı, en azından bu konuda bana bir bilgi gelmedi” diyor.

‘Bilgiler paylaşılmadı’

Kaynartepe’de bu gelişmeler yaşanırken Şehir Plancıları Odası da yürütmenin durdurulması için mahkemeye başvurdu. Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Çekdar Taşkıran’a hem Kaynartepe’deki kentsel dönüşümü hem de projeye neden itiraz ettiklerini sorduk. “Bağlar ilçesi, Kaynartepe Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Kentsel dönüşüm alanı 25.09.2020 tarihinde 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ve 3027 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak ‘Riskli Alan’ ilan edildi” hatırlatmasını yapan Taşkıran, şunları söyledi:

Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Çekdar Taşkıran

“Riskli alan ilan edilebilmesi için bakanlığa sunulması gereken verilerden biri de öneri imar plan taslaklarıdır. Diyarbakır’da bulunan meslek örgütleri olarak bu öneri plan taslaklarını ve plan verilerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden, Bağlar Belediyesi’nden ayrı ayrı talep ettik ancak süreç içinde bu bilgiler paylaşılmadı. Kente dair hemen her konuda kamusal faaliyet sürdüren meslek odalarıyla planlama alanıyla ilgili veriler paylaşılmadığı gibi planlama sürecine de dahil edilmedi. Sonrasında ise 02.04.2021 tarihinde kentsel dönüşüm alanına yönelik imar planları Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından ilan edildi. İmar planları onaylandıktan sonra ilan edilir ve askıya çıkarılır, askı süresi 30 gündür ve bu süre içinde tüm ilgililer plana itiraz edebilir. Askı süresi bittikten sonra kurum itirazları değerlendirir ve plan ya kesinleşir ya da iptal olur. Biz de askıya çıkan imar planlarını inceledik ve gerekli itiraz başvurumuzu yaptık.”

‘Göç edecekler için bir plan yok’

Çekdar Taşkıran, kentsel dönüşüm alanıyla ilgili mühendislik bilgilerini aktararak, itiraz gerekçelerini de sıraladı: “Yapılan planlama çalışmasının üst ölçekli plan olan Adıyaman-Şanlıurfa-Diyarbakır Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın hedefleri ile tümüyle örtüşmediği görülüyor. 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı bölgede, ‘koruma-kullanma dengesini’ sağlayacak genel arazi kullanım kararlarının üretilmesini öngörüyor. Bununla birlikte, 1/5000 ölçekli söz konusu planların öncelikli hedefleri arasında ‘koruma-kullanma dengesini’ sağlayacak genel arazi kullanım kararlarının üretilmesine yönelik bir hedef ve planlama kararı bulunmuyor.  Söz konusu plan 5.36 hektar büyüklüğünde bir alanı kapsıyor. Bu alanın mevcut nüfusu yaklaşık 6.750 kişi olarak hesaplanmış. Yayınladıkları rapora göre proje alanında mevcutta in 345 hane, 171 iş yeri, 53 depo alanı, 1 eğitim alanı, 2 ibadet alanı bulunuyor. Yine rapora göre bölgenin nüfusunun giderek azaldığı öngörülmüş ve bin 750 kişinin alanda barınacağı şekilde hesap yapılmış. Geriye kalan yaklaşık 5 bin kişinin ise bölgeden göç edeceği varsayılmış, bu göç eden nüfusun mekânsal, sosyal veya ekonomik koşulları için herhangi bir öneride bulunulmamış.” Planı eleştiren Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Taşkıran şöyle devam ediyor: “Planlama alanında sosyal donatı alanları azalmakta ve mer’i plan hükümlerine göre kamusal kullanıma ayrılmış olan bölgeler, konut, vb. özel kullanıma tahsisi edilmekte. Kamusal işlevler daraltılarak, konut fonksiyonu artırılmış. Planın amaç cümlesinde yer alan,’ gerekli sosyal donatıların bulunduğu, sağlıklı ve güvenli bir yerleşim’ amacına hizmet etmediği görülüyor. Plan raporunda yer alan tablo, sosyal donatı alanlarında daralmayı açıkça gösteriyor.”

‘Trafik yoğunluğu artacak’

Plan raporunda, “Planlama alanında çok sayıda çıkmaz sokak bulunmaktadır. İklim nedeniyle dar sokak yapısı bir avantaj olsa da günümüz ulaşım ve araç hareketliliği açısından bu dar sokaklar oldukça zorlayıcı olmaktadır. Aynı zamanda otopark alanı sorununu da beraberinde getirmektedir” deniliyor. Taşkıran, bu konudaki itirazını da “Plan kararları, ulaşım sorunlarını ve trafik yoğunluğunu artıracak nitelikte” sözleriyle dile getiriyor. Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Çekdar Taşkıran plana ilişkin itirazlarını şöyle sıralıyor:

– Bir yerleşmenin ulaşım sorunlarının iki yapı adasından ibaret bir alanda çözülmesi mümkün değildir. Planlama alanı içinde yolların genişletilmesi, çıkmaz sokakların trafiğe açılması karayolu trafiğini teşvik edici, parçacıl bir çözüm sunmakta. Oysa alana yönelik ulaşım sorunlarına, planlama sisteminin bütünü içinde çözüm aranmalı.

‘İmar planı şeffaf değil’

– İmar planları şeffaf yürütülmesi, halkla detaylı anketlerin yapılması ve kentin diğer dinamiklerinin görüşünün alınması gereken süreçlerdir. Ancak hazırlanan plan ve raporu incelendiğinde sadece bazı resmi kurumların görüşünün alındığı, meslek odalarının ve diğer sivil toplum örgütlerinin görüşünün alınmadığı görülmekte. Halkla yapılan anketin ise 67 kişi ile sınırlı kaldığı görülmekte.

– Yine imar planı incelendiğinde göze çarpan bir diğer konu parçacıl bir planlama anlayışının olduğunu. Oysa tüm çevresi ve kent ile birlikte düşünülmesi ve bütüncül bir planlama yaklaşımı olmalıydı.

– Planda dikkat çeken bir diğer detay, genel geçer kararlar. Güvenli ve sağlıklı yerleşmeler oluşturmaktan söz ediliyor ancak bunun nasıl yapılacağı detayına yer verilmiyor.

-Yine yapılan anket sonuçlarında, alanda engellilik oranı %15 olmasına rağmen planlama kararlarında bu gözetilmemiş.

‘Ekonomik model oluşturulmadı’

– Kentsel dönüşüme konu olan yerleşimler; kent içinde sosyo-ekonomik açıdan görece düşük seviyede olan, işsizlik seviyesinin yüksek olduğu, ekonomik gerekçelerin mekana yansıdığı alanlar. Bağlar ilçesinde yapılmak istenen dönüşüm modeli tamamen fiziksel bir değişim. Bölgede yaşayan insanları içeren herhangi bir ekonomik model tasarlanmamış olup yapı bazlı fiziksel değişimlerle sorunlara çözüm getirilmek istenmiş. Bölge insanının ihtiyaçlarını karşılamak yerine kullanıcı profilini değiştirip rantsal mekanlar yaratmak üzerine kurulmuş bir dönüşüm projesidir.

– Hane halkı anketlerinde bölgede yaşayan insanların gelir seviyelerine ilişkin detaylı bir çalışma yapılması gerekiyor. Yapılan dönüşüm projesinde kullanıcıların aidat giderleri, kapıcı giderleri, merkezi ısıtma giderleri gibi daha önce ödemedikleri yeni gider kalemleri oluşacak. Bölgede yaşayan insanların barınma gibi temel bir ihtiyacı karşılayabilecek ekonomik gücünün olup olmadığı analiz edilmemiştir. Bölgede yaşayan insanların ne kadarının kentsel tasarım projesiyle birlikte yine bölgede kaldığı bilinmemekle birlikte oluşan yeni ekonomik giderleri karşılayamayacak aileler için bir öngörü yok. Bölge üzerinde kullanıcı profilinin zamanla değişeceği ve insanların barınmak için daha farklı kentsel dönüşüm alanları oluşturacağı apaçık ortadır.

‘Psikolojik baskı yapılıyor’

– Meslek odası olarak fiziksel, sosyal ve ekonomik açıdan değişeme ihtiyacı olan alanlarda uygulama yapılmasına karşı değiliz. Ancak yapılmak istenilen uygulamalara meslek odalarının ve bölge insanın daha doğru temelde katılımcı paydaşlardan olması gerektiğini düşünüyoruz ve yapılan dönüşümlerin bölgede yaşayan insanlara hem daha sağlıklı yaşam koşulları hem de bu koşulları devam ettirebilecek ekonomik çözümlemelerle birlikte olması gerektiğini düşünüyoruz.

‘Halkın hiçe sayılmasına izin vermeyeceğiz’

– Bütün bu gerekçelerden dolayı uygulanmak istenilen revize imar planlarına ilişkin yürütmeyi durdurma davası açtık. Ancak henüz dava bile görülmemişken bütün haklı gerekçelerine rağmen alanda yıkım süreci başlatıldı. Hukuksuzluğun bir emsali olan bu yöntemle alandan çıkmak istemeyen insanları cezalandırma yöntemi olarak yıkım sürecini başlatıp psikolojik olarak kentsel dönüşüm uzlaşmasına zorunlu kılmaktır. Yoğun nüfusun yaşadığı alanda metruk alanlar yaratılarak hali hazırda zor olan yaşamı, bölge insanı için daha da zor hale getirmektedir.

– ‘İmar Kanunu’na uygun olmayan revize imar planlarına ilişkin dava sonuç verdiğinde yürütmeyi durdurma kararı alınırsa ne olacak?’ sorusunun cevabını daha önceki emsal süreçlerden biliyoruz.

– Dava sonucu ne olursa olsun yıkım-yapım imalatlarına devam ettiklerini de biliyoruz. İmar Kanunu’na aykırı, bölge halkını hiçe sayan bu sürecin böyle yürütülmesine izin vermeyeceğimizi herkesin bilmesini istiyoruz.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.