DOLAR 7,7964
EURO 9,4723
ALTIN 460,15
BIST 1.331
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 14°C
Parçalı Bulutlu
Diyarbakır
14°C
Parçalı Bulutlu
Cts 14°C
Paz 14°C
Pts 13°C
Sal 12°C

HDP önünde eylem yapan aile sayısı 43’e yükseldi

HDP önünde eylem yapan aile sayısı 43’e yükseldi


HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde oturma eylemi başlatarak evlat nöbeti tutan aile sayısı 43’e yükseldi. Kaçırıldığını iddia ettiği kızının 10 gün önce öldüğü haberini alan fakat cenazesi gönderilmediği için kızının öldüğüne inanmayan Yıldız Ballı, ölü ya da diri evladını istediğini vurguladı. Türkiye’nin dört bir tarafından ailelere yapılan destek ziyaretleri ise her geçen gün artıyor

Ufuk TEKER

DİYARBAKIR YENİGÜN – Çocuklarının dağa kaçırıldığını iddia ederek HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde oturma eylemi yapan ailelerin sayısı 17’nci gününde 43’e yükseldi. 2014 yılında İstanbul’da bir tekstil fabrikasına çalışmaya giden ve 16 yaşındayken kaçırıldığı ileri sürülen Yasemin Ballı’nın annesi Yıldız Ballı, Diyarbakır’da HDP il binası önünde oturma eylemine katıldı. Anne Ballı 10 gün önce kızının öldüğü haberini aldığını fakat cenazesi verilmediğinden dolayı kızının öldüğüne inanmadığını kaydederek, il binası önünde bekleyeceğini aktardı.

“BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIM”

Ballı, “Konya’dan geliyorum, kızım Yasemin Ballı PKK tarafından kaçırıldı. 2014 yılından beri hiç haber alamadım, 10 gün önce küçük kızım internetten tesadüfen gördü. Ölü diye çıktı, ölüm haberini Murat Karayılan vermiş, madem Karayılan kızımın ölüm haberini veriyor da cesedini neden göndermiyor bana. Ben İstanbul Esenyurt’ta oturuyordum, kızım da tekstil fabrikasında çalışıyordu. Sabah işe gideceğim diye kalktı kız arkadaşıyla beraber akşam görüşürüz dedi, bir daha da kızımı görmedim. Ağabeyine telefon açıyor terör örgütü beni kaçırıyor bana yardım et diye. Ağabeyi nerede olduğunu sorunca telefon kapanıyor, 4 saat sonra tekrar arıyor, ağabeyine geç kaldığını, kendisini götürdüklerini söyledi. 5 yıldır, ölü veya diri göremiyorum kızımı, ölüm haberini attılar, ölü ya da diri evladımı istiyorum. Bu işin peşini bırakmayacağım, Yasemin, annem ben biliyorum sen ölmemişsin annenin sesini duy gel yavrum. Korkma onlardan devletimiz var onlara sığın. 5 yıldır acını çekiyorum, 10 gün önce haberini alınca annen bayıldı felç oldu, dilimi yuttum 3 gün konuşamadım. Annem seni çok seviyorum” dedi.

“OĞLUM KOBANİ’YE KAÇIRILDI”

Muş’tan gelen acılı baba Halit Altun ise, oğlu Muhsin Altun’un üniversite okuduğu sırada Kobani’ye Kaçırıldığını söyledi. Altın, “Oğlum Muhsin Altun, Malatya İnönü Üniversitesinde bilgisayar mühendisliği okuyordu. 2014’te Kurban Bayramı’na gelmesini bekliyorduk, belgesini alıp gelecekti ama aldığımız haber çocuğumuzun kayıp olduğuydu. Onun aynı evde kaldığı arkadaşlarından telefon bilgisi aldım, sorduğumda oğlumun eve gitmediğini söylediler, bende nasıl ev arkadaşısınız bilmiyorsunuz dedim. Gitmediğim, aramadığım yer kalmadı, neticede oğlumun Kobani’ye katıldığını duyduk. Benim bir oğlum da asker, hem asker babası hem diğer çocuğumu da dağa götürmüşler. Ben devletimden destek bekliyorum, bir an önce çocuğumun getirilmesi, sağ salim teslim edilmesini istiyorum. HDP’ye de sesleniyorum, benim çocuğumu bir an önce bana getirsinler, yoksa onlar da ne olacağını biliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti, vatan, bayrak hepimizindir” diye konuştu.

“MÜCADELEMİZ SONUNA KADAR DEVAM EDECEK”

17 gündür çocuklarını beklediğini belirten er Müslüm Altıntaş’ın babası Şevket Altıntaş da, çocuklarını zorla anne ve babalarından alarak dağa kaçırmanın hiçbir şeyin mücadelesi olmayacağını söyledi. Altıntaş, “Bugün eylemimizin 17’nci günü ve devam edeceğiz, mücadelemiz sonuna kadar devam edecek Pes etmek yok. Sonuç illa ki alınacak. Biz burada bir çığlık yükseltiyoruz, ya ölüm çığlığı ya da zafer çığlığı. Ümit ederim ki zafer çığlığı olsun ölüm değil. Sayımız çoğalacak, halkın korkusu var, çocuğunu anne ve babasından zorla alıp dağa götürmek neyin mücadelesidir” dedi.

“YÜREĞİMİZİN ONLARIN YÜREĞİYLE”

Bu arada oturma eylemi yapan ailelere yapılan destek ziyaretleri de her geçen gün artıyor.  TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanları tarafından Türkiye’nin dört bir noktasından toplanarak ailelere destek ziyaretinde bulundu. Ziyarete gelen kadınlar adına konuşan girişimci Cevahir Asuman Yazmacı, ailelerin yanında olduklarını söyledi. Yazmacı, “Buradaki kadınlarımıza onları yanlarında olduğumuzu hissettirmeyi, yüreğimizin onların yüreğiyle olduğunu hissettirmeye geldik. Bir an önce ailelerinin evlatlarına kavuşmasını temenni ediyoruz” dedi.

“ONLARIN ACISI BİZİM DE ACIMIZ”

Osmanlı hanedanı torunu Nurhan Osmanoğlu ve iş adamı Mahmut Küçükdoğan da, ailelere destek ziyaretinde bulundu. Eylem yapan ailelere destek ziyaretinde bulunan Abdülhamid Han’ın 4’üncü kuşaktan torunu, Harun Abdülkerim Osmanoğlu’nun kızı Nurhan Osmanoğlu, cennet mekan Abdülhamid Han’ın yaşaması durumunda bu tür olayların yaşanmayacağını söyledi. Osmanoğlu, “İnşallah en kısa zamanda evlerine, analarına, babalarına, yuvalarına geri dönerler. Terörü hiçbir zaman kimse desteklemez ve ben bunu tekrar söylüyorum. Biz bunu sadece Diyarbakır’da değil, bunu her ilde dile getirmemiz gerekiyor. Teröre karşı çıkalım lütfen, sesimizi duyuralım ve çocuklarımız geri dönsün. Onların acısı benim de acım, bizim de acımız. Annelere destek için geldik” diye konuştu.

“BU SONUN BAŞLANGICI, BU ANNELER BU TERÖRÜ BİTİRECEKLER”

İş adamı Mahmut Küçükdoğan ise, oturma eylemindeki annelerin burada çocuklarını beklerken, kendilerinin de İstanbul’dan ailelerin duygularını paylaştıklarını söyledi. Küçükdoğan, “Biz onların adına buraya geldik. Gelirken de iki tane şehit ailesi, bir şehit babası, bir şehit annesi bizimle beraber geldi. Onlar çocuklarını şehit vermişler ama buradaki annelerin çocukları ölmesin diye geldiler. Ailelere destek veriyoruz, İstanbul’dan yüzlerce şehit ailesinin selamıyla beraber. Yeter ki terör bitsin, bizim yüreğimiz yandı. Bundan sonra hiçbir annenin yüreği yanmasın. Anneler ağlamasın, dağdaki çocuklar gelsinler ve dağa gidişin önü kesilsin. Eğer dağa gidişin önü kesilirse terör biter ve bunu da Diyarbakır’da bu anneler başlattılar. Türkiye’deki bütün anneler buna destek veriyorlar. Ben inanıyorum ki bu sonun başlangıcı, bu anneler bu terörü bitirecekler. Devletimiz zaten yeterince destek veriyor. Gerekeni yapıyor. İnşallah hep birlikte bu işin altından ülke olarak 40 yıldan beri süren bu olayın altından kalkacağız. Bugün 16’ncı gün, 41 aile var. Çocukların gitmemesi adına buranın çok daha coşkulu olması lazım” dedi.

“ANALARIN FERYADINA NEDEN KULAK TIKIYORLAR”

Ailelere bir destekte Memur-Sen Elazığ il temsilciliğinden geldi. Ailelerle bir süre görüşen Memur-Sen Elazığ İl Temsilcisi İbrahim Bahşi, annelerden çocuklarının durumu hakkında bilgi aldı. Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Memur-Sen Elazığ İl Temsilcisi İbrahim Bahşi, Diyarbakır annelerine Elazığ’daki annelerin selamını getirdiklerini söyledi. Bahşi, “Bu bölgedeki insanımız da buradaki evlatlarımız da, hak ettikleri gibi okullarına giderler. İşte görüyorsunuz fotoğrafta ablamızın gösterdiği gibi Kur-an kursuna gider eğitimini alır. 10 yaşındaki çocuğun dağda ne işi var. Sözde insan hakları ve demokrasiyi savunan örgütler niye bu anaların feryadına kulak tıkıyor” ifadelerini kullandı.

“BU ANALARIN GÖZYAŞININ DİNMESİNİ İSTİYORUZ”

Memur-Sen Elazığ temsilciliği olarak kadınlar komisyonları ile birlikte yürekleri evlat acısı ile yanan annelere destek verdiklerini kaydeden Bahşi, “Yıllar bu bölgedeki fakir fukara halkımız bu terör örgütünün pençesinde zulüm ve eziyet görüyor. Çocuklar okula gitmesi gerekirken, okuluna gidemiyor, eğitimini alamıyor. Çalışması ve herkes gibi bir aile düzeni olması gerekirken, maalesef sürekli bu bölgedeki insanımızın ve annelerimizin ciğeri sızlıyor, akan gözyaşı ve kan dinmiyor. Biz artık bu bitsin diyoruz. Bu annelerimiz yürekli ve cesur bir şekilde meydan okudular bütün dünyanın gözü önünde. Biz buradan diyoruz ki, bu millet et ve tırnak gibidir. Bu millet kardeştir. Yıllardır bu ülkede ve bu ümmet coğrafyasında insanlarımız Kürt, Türk ve Çerkez demeden herkes bir arada ümmet bilinciyle ve ümmet potasında erimiş ve yıllarca kardeşçe yaşamıştır. Biz yine bunu istiyoruz, bu anaların gözyaşının dinmesini istiyoruz ve bu anaların feryadının vicdan sahibi herkes tarafından duyulmasını ve bu ciğerlerinin ateşinin söndürülmesini istiyoruz. Bu yüzden buradayız” diye belirtti. Yapılan konuşmanın ardından Memur-Sen Elazığ İl Temsilcisi İbrahim Bahşi ile Memur-Sen’e bağlı 13 şube yöneticisi ve kadın komisyon üyeleri bölgeden ayrıldı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."