Diyarbakır Kent Konseyi’nden Suriye çağrısı

Diyarbakır Kent Konseyi’nden Suriye çağrısı
Halep'te yaşanan gerginliğe dikkati çeken Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, demokratik kamuoyu ve insan hakları savunucularını saldırılara karşı durmaya, demokratik bir Suriye için sorumluluk almaya çağırdı. Açıklamada, Türkiye'ye tarihsel ve stratejik sorumluluğuna vurgu yapılarak, yapıcı bir "arabulucu" rolü üstlenmesinin bölgesel istikrar açısından elzem olduğunun altı çizildi.

YENİGÜN HABER – Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye Mahallelerinde yaşananlara ilişkin açıklama yaptı. Diyarbakır Barosu'nda Platform bileşenlerinin temsilcileriyle birlikte açıklama yapan Platform Eşsözüsü Yıldız Ok Orak, Suriye'de yıllardır süregelen iç savaşın; büyük insani acılara, geniş çaplı yıkımlara ve ağır insan hakları ihlallerine sebebiyet verdiğine dikkat çekti. Yıldız Ok Orak, çatışmaların en yoğun yaşandığı dönemlerde Kürtlerin, DAİŞ ve benzeri radikal yapılara karşı yürütülen mücadelede sivil nüfusun korunmasında kritik bir rol üstlendiğini belirtti.

Orak, "Bu süreçte Kürt halkı, yalnızca kendi varlık mücadelesini vermekle kalmamış; aynı zamanda Suriye'de bulunan tüm etnik ve dini gruplara yönelik tehdit oluşturan yapılara karşı bölge halklarının geleceğini savunmuştur" ifadelerini kullandı.

kentkonseyi-bain-aciklamasi3.jpeg

Suriye'deki yönetime görevlerini hatırlatan Yıldız Ok Orak, "BAAS rejiminin ardından kurulan Geçici Suriye Hükümeti'nin temel sorumluluğu; yeni çatışma alanları yaratmak değil, ülkenin içinden geçtiği bu sancılı süreçte tüm kimlik, inanç ve fikir ayrılıklarını kapsayan, çoğulcu ve katılımcı bir yönetim anlayışıyla kalıcı barışı tesis etmektir" dedi.

Halep'teki Kürt mahallelerine yönelik gerçekleştirilen askeri saldırıların, bu sorumlulukla taban tabana zıt bir tablo ortaya koyduğunu vurgulayan Yıldız Ok Orak, barışı tesis etmekle mükellef siyasi bir yapının, toplumun belirli bir kesimini hedef alan saldırıları organize etmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

'Çatışma riski tırmandırılıyor'

Saldırıların salt güvenlik meselesi olarak görülemeyeceğine işaret eden Yıldız Ok Orak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Geçici Suriye Hükümeti'ne bağlı güçlerin Halep'in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırıları, salt bir güvenlik meselesi olarak görülemez. Bu saldırılar hem yaşam hakkı başta olmak üzere ağır insan hakları ihlallerine yol açmakta hem de Suriye genelinde bir süredir kısmen azalan çatışma riskini yeniden tırmandırmaktadır. Özellikle basın yayın organlarının kamuoyu ile paylaştığı bilgi ve görüntülerde, hastanelerin ağır silahlarla hedef alınması ve çatışmalarda yaşamını yitiren yerel asayiş grubu üyelerinin naaşlarına yapılan insanlık dışı muameleler savaş hukukunun açık ihlalini oluşturmakla birlikte çatışmaların büyümesine neden olabilecek eylemler olduğunu belirtmek isteriz" diye konuştu.

Türkiye’nin tarihsel ve stratejik sorumluluğu

Türkiye'ye tarihsel ve stratejik sorumluluk düştüğünü belirten Yıldız Ok Orak, Suriye Geçici Hükümeti ile derin askeri ve diplomatik ilişkileri bulunan Türkiye'nin, Halep'teki çatışmaların sonlandırılması için "çatışmanın tarafı" pozisyonundan ziyade, yapıcı bir "arabulucu" rolü üstlenmesinin, bölgesel istikrar açısından elzem olduğunun altını çizdi. Yıldız Ok Orak, "Türkiye'nin Kürtlerin meşru siyasal taleplerini dışlamayan bir yaklaşım benimsemesi; sahadaki gerilimi düşüreceği gibi, Suriye'de kapsayıcı bir siyasi sürecin önünü açacak ve Türkiye'de yürütülmekte olan sürece de olumlu katkı sunacaktır. Türkiye Cumhuriyeti tarafından Kürt aktörleri de kapsayan çok taraflı bir diyalog mekanizmasının teşvik edilmesi, bölgesel barış adına atılacak en somut adımlardan biri olacaktır" şeklinde konuştu.

Kürt sorununun askeri ve güvenlikçi politikaların dar çerçevesinden çıkarılması; insan hakları, yerel demokrasi ve kapsayıcı siyasal katılım temelinde ele alınması gerektiğini dile getiren Yıldız Ok Orak, "Halep'te ve Suriye genelinde sürdürülebilir barış, Kürtlerin meşru siyasal aktörler olarak tanınması ve çözüm süreçlerine etkin katılımıyla mümkündür. Aksi takdirde bu çatışmalar, Ortadoğu'daki Kürt meselesinin daha yıkıcı bir halkası olarak tarihe geçecektir" dedi.

Uluslararası kurumlara çağrı

Yıldız Ok Orak, "Uluslararası toplumun, özellikle Birleşmiş Milletler ve ilgili insan hakları mekanizmalarının, Halep'teki gelişmelere yalnızca insani yardım ekseninden yaklaşması da yeterli değildir. Kürtlerin siyasal statüsünü ve temsilini dışlayan hiçbir çözüm girişimi, kalıcı barış üretme kabiliyetine sahip olamaz. Kürt aktörlerin dönemsel jeopolitik çıkarlar doğrultusunda desteklenip ardından dışlanması, çatışma döngüsünü derinleştirmekten başka bir sonuç vermemektedir. Kalıcı barışın yolu baskı ve askeri yöntemlerden değil, diyalog ve hukuki güvenceden geçmektedir" diye belirtti.

Talepler sıralandı

Yıldız Ok Orak, konuşmasının sonunda talepleri şu şekilde sıraladı:

"*Halep'te Kürtlere yönelik askeri baskı ve saldırıların derhal durdurulmasını,

*Yeni Suriye'nin inşasında; Kürt halkının kimlik, dil ve kültürel varlığı başta olmak üzere tüm ulusal ve demokratik haklarının anayasal güvence altına alınmasını,

*Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumun, sivil halkın güvenliğinin sağlanması ve saldırıların sona erdirilmesi adına daha aktif rol üstlenmesini talep ediyoruz.

*Suriye'deki sorunların çözümü; savaş ve şiddetle değil, eşit yurttaşlık ve adil paylaşım temelinde mümkündür.

Tüm demokratik kamuoyunu ve insan hakları savunucularını, Kürtlere dönük yükselen saldırılara karşı durmaya ve Kürt halkının meşru haklarının tanındığı demokratik bir Suriye için sorumluluk almaya çağırıyoruz."

Diyarbakır Barosundan Türkiye çağrısı

Açıklamanın ardından söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç ise saldırılarda sivil Kürtlerin katledildiğini belirterek, bunun insan haklarını ayaklar altına aldığını belirtti. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dikkat çeken Güleç, şöyle konuştu: "Türkiye'nin Rojava'da Suriye'de de rolünü oynamasını istiyoruz. Rojava'daki Kürtler hepimizin kardeşi. Rojava'da da demokrasi yoluyla, hukukla sorunlar çözülmeli. İsteğimiz, çağrımız budur. Kürt sorunu Suriye'de de var. Rojava halkı da statüsüyle, diliyle, kimliğiyle yaşamak istiyor. Uluslararası güçlerde bunun önünü açsın. Savaş bitirilsin, barış sağlansın. Rojava'da gelecekte önümüzde ne var tartışmamız gerekiyor, savaşın çatışmanın önünü kapatmamız gerekiyor."

Kaynak:HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.