Dolar 18,6336
Euro 19,4066
Altın 1.051,84
BİST 4.874,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 14°C
Parçalı Bulutlu
Diyarbakır
14°C
Parçalı Bulutlu
Pts 12°C
Sal 13°C
Çar 14°C
Per 14°C

6 çocuğun öldüğü davada müftüye dava

6 çocuğun öldüğü davada müftüye dava
28 Haziran 2020 13:54
A+
A-

Diyarbakır Kulp’taki Karaağaç Köyü Kuran Kursu’nda 1 Aralık 2015’te çıkan ve 6 çocuğun ölümüne yol açan yangınla ilgili olarak yeni bir dava açıldı. Bilirkişi raporunda asli sorumlu gösterilen dönemin Kulp Müftüsü Selahattin Özçelik’in 15 yıla kadar hapsi istendi

DİYARBAKIR YENİGÜN – Diyarbakır’da Kulp Müftülüğü’ne bağlı yatılı olmayan Karaağaç Köyü Kuran Kursu’nda 6 çocuğun yanarak öldüğü, 6 çocuğun da yaralandığı yangından 5 yıl sonra dönemin Kulp Müftüsü Selahattin Özçelik hakkında 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Kulp Kaymakamlığı’nın soruşturma izni vermediği Özçelik hakkında ancak mahkeme kararıyla soruşturma açılmıştı. Diyarbakır’’da Kulp Müftülüğü’ne bağlı faaliyet gösteren Karaağaç Köyü Kuran Kursu’nda 1 Aralık 2015’te elektrikli sobadan kaynaklanan yangında kursta yatılı kalan Nur Muhammed Bayka, Mehmet Bingöl, Suat Çankaya, Serhat Sancar, Şahin Kahraman ve Sabahattin Altun isimli çocuklar ölmüş, 6 çocuk da yaralanmıştı. Yangını söndürmek için binaya gelen Kuran Kursu öğreticisi Abdullah Taş ifadesinde, karşılaştığı manzara için şunları söylemişti “Yangın sönünce öğrencilerimizin cesetlerinin balkon kapısının kenarında üst üste olduğunu fark ettik. Odada yanmayan sadece demirler kalmıştı.”

İlk rapor kusur bulmamıştı

Soruşturma sürecinde rapor istenen Akdeniz Üniversitesi’nden uzman heyetin hazırladığı bilirkişi raporuyla olaydaki ihmaller zinciri gün yüzüne çıkmıştı. Raporda, kurs binasının İmar Kanunu’na aykırı bir şekilde köy sakinleri tarafından 2011 yılında imece usulüyle inşa edildiği, Kulp Müftülüğü’nün, binanın 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında hizmete açılmasının uygun olduğuna karar verdiği belirtildi. Dönemin Kulp Müftüsü Selahattin Özçelik’in yangından 15 gün önce 16 Kasım 2015’te, kursta denetimlerde bulunarak, yatılı eğitim verilmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı’na başvurduğu tespit edildi. Raporda, binada kaçak elektrik kullanıldığı, binanın kalorifer sisteminin yetersiz olduğu, kursun fiziki şartlarının fen ve sağlık kurallarına uygun hale getirilmeden öğrencilerin yatılı olarak kalmasına izin verildiği vurgulandı. Rapora göre, olayın meydana gelmesinde Kuran Kursu’nun öğretici ve yöneticisi Faruk Işık’ın ‘1. derecede asli kusurlu’, binanın elektrik tesisatını yapan şahıs/firma ile Köy Muhtarlık Heyeti’nin ‘2. derecede tali kusurlu’ olduğu ileri sürüldü. Binayı yangından 15 gün önce denetleyen dönemin Kulp İlçe Müftüsü’nün ise herhangi bir kusurunun olmadığı iddia edildi.

İhtiyar heyeti hakkında dava

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, bilirkişi raporu doğrultusunda iddianame hazırlayarak Kuran kursu öğreticisi Faruk Işık ve köy muhtarı Özcan Ceylan hakkında, “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” ve “Görevi kötüye kullanma” suçlarından 3’er yıldan 18’er yıl hapis ile cezalandırılmasını istedi. Kurs binasını yapan Köy İhtiyar Heyeti üyeleri Abdullah Cengiz, Hanifi Dizmen, Hiyasettin Bartar ve Sebahattin Çankaya’nın ise “Taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 2’şer yıldan 15’er yıla kadar hapsi istendi. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, sanıklar üzerine atılı suçlamayı reddetti.

İkinci bilirkişi: Asli kusurlu

Müşteki avukatlarının bilirkişi raporuna yaptığı itiraz üzerine yargılamaya bakan mahkeme, 2018 yılında olayla ilgili yeni bir bilirkişi istedi. Elektrik, iş güvenliği ve hukuk konularında uzman olan üç kişilik heyet 2018 yılında yeni bir rapor hazırlayarak mahkemeye gönderdi. Raporda, 4 yıl boyunca Kuran Kursu olarak hizmet veren binanın elektrik aboneliğinin yapılmadığı, kaçak elektrik kullanıldığı ve yangından korunmaya yönelik hiçbir önlemin alınmadığına dikkat çekildi. Raporda, Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmeliğe göre binanın yangın güvenliğinden Kulp Müftüsü Özçelik’in sorumlu olduğuna işaret edildi. Raporda, binada iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik gerekli önlemlerin alınmadığı, risk değerlendirmesi yapılmadığı, yurt binasının denetlenmediği belirtilerek, Kulp İlçe Müftülüğü’nün kusuru ve sorumluluğu olduğu ifade edildi. Kurs yöneticisi sanık Faruk Işık’ın henüz yatılılık ruhsatı alınmamış bir kursa, resmi kayıtları olmayan öğrenci aldığı, iş sağlığı ve güvenliği konusunda herhangi bir temel eğitimden geçtiğine dair dosyada bir belge bulunmadığı belirtildi. Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde, olay günü görevde olan Kulp İlçe Müftüsü Selahattin Özçelik’in yangının meydana geldiği binanın sorumlusu olarak ‘asli kusurlu’, Faruk Işık’ın ise ‘tali kusurlu’ olduğunun tespitine yer verildi. Köy muhtarı, ihtiyar heyeti ve binanın elektrik tesisatını yapan firmanın ise kusurlarının olmadığı belirtildi.

Müftü hakkında suç duyurusu

Yargılamayı tamamlayan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Şubat 2019’da açıkladığı kararında kursun yönetici ve öğreticisi Faruk Işık’a, “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak”tan suçlu bularak 9 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar hakkında ise beraat kararı verdi. Mahkeme, hakkında dava açılmayan ancak son bilirkişi raporunda ‘asli kusurlu’ olduğu tespit edilen dönemin Kulp ilçe Müftüsü Özçelik hakkında “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak” suçundan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Kaymakam soruşturmaya izin vermedi

Dosyanın yetkisizlik kararıyla gönderildiği Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı, müftü Özçelik hakkında soruşturma izni verilmesi için Kulp Kaymakamlığına başvurdu. Dönemin Kulp Kaymakamı, ön inceleme raporu sonucunda müftünün yangın olayında kasıtlı veya bilerek bir ihmalinin oluşmadığını ileri sürerek, soruşturma izni vermedi. Savcılığın yaptığı itirazı değerlendiren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi, hukuka aykırı olduğuna karar verdiği kaymakamlık kararını kaldırarak, müftü hakkında soruşturma izni verilmesine karar verdi.

Müftü Özçelik için hapis istendi

Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturmasını tamamlayarak hazırladığı fezlekeyi Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Savcılık, Özçelik hakkında “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçunu işlediği iddiasıyla 2 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı.  İddianamede, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne 2018 yılında sunulan ikinci bilirkişi raporunda, Kulp müftülüğün binada iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik gerekli önlemleri almadığı, binada risk değerlendirmesi yapmadığı/ yaptırmadığı sanık Faruk’u iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitmediği, gerekli denetim mekanizmasını oluşturmadığı için olayda Kulp Müftülüğü ‘nün sorumluluğu ve kusurunun olduğu belirtildi. İddianamede, olay günü görevde olan Kulp İlçe müftüsü Selahattin Özçelik’in yangının meydana geldiği binanın sorumlusu olarak olayda asli kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği kaydedildi. İddianamede, müftü Özçelik’in, olayda bir kusuru olmadığını ve üzerine atılı hiçbir suçlamayı kabul etmediğini dair ifadesine yer verildi. İddianamenin değerlendirme bölümünde ise, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin şüpheli hakkında yaptığı suç duyurusu, bilirkişi kurulu raporu ve tüm soruşturma evrakı muhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği belirtildi.

Yangından önce denetim

Soruşturma kapsamında ilk kez şüpheli olarak ifadesi alınan ve ifadesi iki cümle ile iddianameye yansıtılan müftü Özçelik, kursun yöneticisi, köy ihtiyar heyeti ve muhtarın kendisine defalarca başvurarak kursun yatılı pansiyonlu B grubuna çevrilmesini talep ettiklerini ancak resmi müracaatta bulunulmadığını savundu. Yangından 15 gün önce kursta yaptığı denetimde ısıtma sistemi ve yangın merdiveni hariç eksikliklerin giderildiğini, kursun B grubuna dönüştürülmesi hususundaki ısrarlar üzerine bu talebin denetim raporuna geçirildiğini belirtti. Özçelik, denetleme formunun kursun fenni ve sağlık kurallarına uygun denetlemeyi içeren bir form olmadığını savundu. Göreve başladığı ve olayın yaşandığı tarihe kadar kursta elektriğin kaçak kullanıldığı ve aboneliğinin olmadığına dair hiçbir bilgisinin olmadığına savunan Özçelik şöyle dedi: “Yangın anına kadar 2. dönem kayıtları yapılmış değildir. Dolayısıyla vefat eden hiçbir öğrenci kursumuzda kayıtlı öğrenci değildir.” Özçelik, hakkında açılan idari soruşturma kapsamında müfettişlere verdiği ifadesinde ise, “Denetimde yatılı kalanların olduğunu fark edip sorduğumda, kurs öğreticisi, yatılı kalanların köy sakinlerinin çocukları olduklarını, yatılı kursa alışıp alışamayacaklarını denemek için geldiklerini, birkaçının da Yayık Kur’an Kursundan eski öğrenciler olduğunu söyledi. Ben bu tespitimi ve uyarımı kurs denetim defterine de yazdım” dedi.

Tazminatlar ödenmedi

Yangında ölen çocukların ailelerinin birçoğu sanık ve şüpheliler hakkında şikayetçi olmazken, Faruk Işık’ın tayini Konya’nın Höyük ilçesine çıkarıldı. Dönemin Kulp İlçe Müftüsü Selahattin Özçelik, Diyanet İşleri Başkanlığı’nca terfi ettirilerek, 2017 yılında Şırnak İl Müftü Yardımcılığı’na ardından da Akçakale Müftülüsü olarak atandı. Ölen çocukların ailelerinin, Diyanet İşleri Başkanlığı aleyhine 2018 yılında açtığı tazminat davasında, Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi, yangının kursun yeterli denetime tabi tutulmamasından kaynaklandığını, denetleme görevinden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sorumlu olduğuna karar verdi. Mahkeme, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı, ölen her bir çocuğun ailelerine yaklaşık 400’er bin lira maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etti. Ancak bütçesi birçok bakanlıktan fazla olan Diyanet İşleri Başkanlığı, idari yargı kararlarının 30 günlük süre içinde yerine getirilmesi zorunlu olmasına rağmen kararı yerine getirmedi. Diyanet ödeme yapmamaya gerekçe olarak tazminat kararının kesinleşmemesini gösteriyor. Kaynak: Deniz Tekin/Gazeteduvar

ETİKETLER: , , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.