Dolar 9,6155
Euro 11,2367
Altın 554,31
BİST 1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 26°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
26°C
Az Bulutlu
Paz 27°C
Pts 24°C
Sal 19°C
Çar 20°C

‘Diyarbakır’da 400 bin kişi icralık’

‘Diyarbakır’da 400 bin kişi icralık’

Pandemi nedeniyle Diyarbakır’da 100 bin kişinin işsiz kaldığını ve 400 bin kişinin ise borçlar nedeniyle icralık olduğunu belirten SP Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan, “Diyarbakır’da 80 bin işsiz değil de 150-200 bin civarı işsiz var. İş isteyen çok sayıda gencimiz yanımıza geliyor. İşsizlerin çoğu 30 yaş altı gençlerden oluşuyor. İşsizlik beraberinde boşanma, şiddet hırsızlık, icralık olma durumunu getiriyor” dedi

 

Yağmur Ensari / YENİGÜN ÖZEL- Saadet Partisi (SP)Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan, gazetemizi ziyaret ederek, Türkiye ve Diyarbakır gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. İktidarın disiplinsizliği nedeniyle Türkiye sorunlarının ört bas edildiğini savunan Bozan,  “Ülkenin doğru idare edilmediğini görüyoruz. Rüşvet, yolsuzluk, hak ihlalleri, işsizlik gibi ülkenin asıl sorunları iktidar tarafından oluşturulan suni gündemlerle değiştiriliyor. Gaz bulduk, yeni anayasa yapılacak gibi gündemlerle milleti uyutup, gerçekleri konuşturmuyorlar. Vatandaşın açlık ve işsizliği konuşmamasını istiyorlar. İktidarın disiplinsizliği ülkede yaşanan sorunları tetikliyor” dedi.

 

‘Pandeminin hızla tavan yapması iktidardan kaynaklanıyor’

Koronavirüs vaka sayılarında yaşanan artışın iktidardan kaynaklandığını dile getiren Bozan, şöyle konuştu:

“AKP iktidarı birçok alanda olduğu gibi korona ile mücadelede de maske dağıtımından başlayarak tüm tedbirleri eline yüzüne bulaştırdığı gibi yazboza bağladı. Esas sıkıntı doğru teşhisler yapıldıktan sonra ekonomik açıdan güçlü iktidar ve devlet destek verebilirse kapanmalara daha rahat uyum sağlanır.  20 yıldır iktidar olan AKP hükümeti, üretim odaklı politika izlemek yerine sürekli tüketim ile tonla para gömdüğü için bütçe müsait olmuyor. Durum bu oluncada vatandaş evde koltuklarını mı, halılarını mı yiyecek? Maddi anlamda finanse edilmeden tedbir alınıyor. Uygulama başlamadan ekonomik anlamda vatandaş tatmin edilmelidir. Ayrıca kuralları koyanların kurallara uyması gerekiyor. İktidar, kongre sürecinde Türkiye’nin tüm illerinde yapılan kongrelerde salonları tıka basa doldurdu. Ankara’da yapılan büyük kongreye Türkiye’nin her yerinden insanlar katılım sağladı. O kalabalıkta maske, mesafe kuralı hiçe sayıldığı ve herkes memleketine dönünce yeşil olan iller kırmızıya dönmeye başladı. İktidarın disiplinsizliği ve kötü örnek oluşu vatandaşların gevşemesine neden oldu.”

‘Diyarbakır’da 400 bin kişi icralık oldu’

Pandemi nedeniyle 100 bin kişinin işsiz kaldığını, Diyarbakır’da 400 bin kişinin borçlar nedeniyle icralık olduğunu belirten Bozan, “Diyarbakır’da bulunan 64 bin civarı esnafın yüzde 70’i kira yardımı desteği alamadı. 15 bin civarı esnaf kapandı, 30-35 bin civarı kişi işsiz kaldı. 64 bin esnafın yanında çalışan 80-100 bin çalışan ve aileleri var. Diyarbakır’daki mevcut işsizliğin üzerine bunlarda eklenince sayı iyice artış gösterdi. Saraya geçtiğimiz günlerde yeni araçlar alındı ama vatandaşa soğan, patates yediriliyor. Vatandaşa verilmesi gereken destek Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığı zaman sıkıntılı bir tablo ortaya çıkıyor. İlk aylarda süreç iyi gitti ama ilerleyen süreçte ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Devletin vermiş olduğu yardımlardan sadece resmi çalışanlar yararlandı.  Kayıt dışı çalışanlar yardım alamadığı gibi kayıtlara da geçmiyor. İŞKUR’da kayıtlı 80 bin civarı işsiz var ama geçen sene 120 bin civarında müracaat vardı, önceki busene ise 161 bin civarı müracaat olmuş. İşsizler 1 sene boyunca iş bulamazsa bile kayıttan düşüyor. Diyarbakır’da 80 bin işsiz değil de 150-200 bin civarı işsiz var. İş isteyen çok sayıda gencimiz yanımıza geliyor. İşsizlerin çoğu 30 yaş altı gençlerden oluşuyor. İşsizlik beraberinde boşanma, şiddet hırsızlık, icralık olma durumunu getiriyor. Diyarbakır’da 400 bin civarı icra dosyası olduğunu biliyoruz. Türkiye genelinde ise 23-24 milyon icra dosyası olduğu söyleniyor. Tüm bunlar ekonominin kötüye gittiği sonucunu ortaya çıkarıyor” diye konuştu.

‘İşçi alımlarında parti üyeliği aranıyor’

Kentteki belediyelerde İŞKUR üzerinden yapılacak olan personel alımlarına dair konuşan Bozan, “Resmi olmamak kaydıyla 45-50 bin civarı başvurunun yapıldığı söyleniyor. Adıyaman’da 5 bin kişinin, başka bir ilde 52 bin kişinin müracaat ettiğini görmüştük. Diyarbakır’ın işsiz oranı fazla olduğu için pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Üretim odaklı yatırım yapılmalıdır. Sadece hizmet sektöründe çalışacak kişileri almakla işsizlik sorunu çözülmez. İşçi alımında liyakate önem verilmelidir. Müracaat edenlerin önünde ve noter huzurunda adil bir alım yapılmalıdır. Kuranın yapıldığı zaman kavanoza kimin isimlerinin konulduğu çok önemli. İktidar partisi ve küçük ortağının verdiği listeden mi çekiliş yapılacak yoksa müracaat eden herkes içinden mi çekiliş yapılacak. Yıllardır adil olmayan torpilli alımlar olduğu için herkes parti üyeliği olmadan alım yapılmayacağını düşünüyor. 20 yıldır yapılan uygulamalar bir güvensizlik oluşturmuş ve bu güvensizlik haklıdır. Tüm katılımcılar içinde vatandaşa güvence sunularak çekiliş yapılmalıdır. Belediyede 2-3 maaş alanlar, torpilli atamalar ne yazık ki her yerde var. Zihniyet değişikliğine ihtiyaç var. Adaletin yerini partizancılık almış durumda. Adalet, liyakat konusunda vatandaşa eşit durmak gerekiyor. Referansını iktidardan alanların işinin görüldüğü bir düzende yaşıyoruz. Alınacak 400 kişinin adilce alınması için elimizin ulaşabildiği her noktaya ulaşacağız” ifadelerini kullandı.

‘Tek adam zihniyeti hâkim oldu’

Bozan,“İktidarda ben yaptım anlayışı var. Cumhurbaşkanlığı sistemi değiştikten sonra tek adamlık zihniyeti maalesef hâkim oldu. Muhalefet, demokratik sistemlerde sorgulama, denetleme, halkın hakkını koruma anlamında hesap sorma hakkına sahiptir. İktidarın kullandığı dil ve üslup, muhalefeti dışlayıcı, muhalifi susturduğu ve baskı kurucu bir dildir. STK’lar, muhalefet, basın yayın kuruluşları konuşamıyor. Muhalefeti susturmak için itibarsızlaştırma politikası uyguluyor. Kendilerine oy vermemiş tüm kesimleri terörize eden, dışlayan bir dil kullanılıyor.  Milliyetçi oyları korumanın hesabı yapılıyor. Kendi başına bir devletmiş gibi tavır takınılıyor. Kentin dinamikleri, işin uzmanları, muhalefet görmezden geliniyor. İstişareye açık bir yol izlenmesi gerekiyor” diye kaydetti.

‘Çifte maaş uygulaması etik değil’

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne dışarıdan yapılan atamalar ve çifte maaş söylemlerini değerlendiren Bozan,“Belediye’de yüzde 80 oranında kurum amirlerinin dışarıdan getirilmesi gündeme gelmişti.  Bu doğru bir karar değil. Diyarbakır’da o işi yapabilecek kimse yoksa dışarıdan getirilir ancak bilinçli şekilde şehrin insanlarına güvenmeyip dışarıdan adam getiriliyorsa bu yanlış bir davranıştır. Kucaklayıcı, birlik ve beraberliği getirecek adımlar atılmalıdır. Bu da iktidarın toplumu kucaklamasıyla olur. Asgari ücretle vatandaşın geçinmeye çalıştığı, işsizlerin olduğu bu dönemde çifte maaş uygulaması etik ve adil değil. Pazarlar dağıldıktan sonra pazardaki atıkları toplayan insanlar varken çifte maaş alınması insanlığa, vicdana sığmıyor” dedi.

‘Anadilde eğitim güvence altına alınmalı’

Anadilde eğitimin temel hak olduğunun altını çizen Bozan, “Hiç kimse annesini, babasını, rengini ve cinsiyetini kendisi seçmemiştir. Seçme veya reddetme hakkına sahip olmadığımız bir durumda dolayı küçük düşürülmek doğru değil. Irkçılığı kesinlikle reddediyoruz. Türk, Kürt, Arap, Çerkez herkes Allah’ın yarattığı bir ırktır. Anadil ise insanın doğarken evinde öğrendiği dildir ve doğuştan gelen haktır.  Anadilde eğitim anayasa ile güvence altına alınmalıdır. Kürt halkı öğretmen olabiliyor, televizyonda Kürtçe programlar oluyor ama gerçek anlamda Kürt halkının halk olduğu Kürt dilinin var olduğu kabul edilmelidir. Dünyanın birçok ülkesinde 2-3 tane anadil, resmi dil var. bu anlamda Türkiye’de ortam müsait olmayabilir ama eğitimde anadil güvence altına alınmalıdır. Kürt’ten vergi alınıyorsa diliyle eğitilmeye hakkı vardır. Kürt halkı ve Kürt dili vardır. Irkçı ve milliyetçi söylemleri yanlış buluyoruz” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.