Dolar 16,1920
Euro 17,4658
Altın 965,28
BİST 2.438,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 33°C
Açık
Diyarbakır
33°C
Açık
Paz 34°C
Pts 35°C
Sal 35°C
Çar 36°C

Aziz Mahmud Ûrmevi Neden Öldürüldü?

Aziz Mahmud Ûrmevi Neden Öldürüldü?

1639 yılında Diyarbakır’da yaşayan ve önemli bir nüfus sahip olan Aziz Mahmud Ûrmevî’nin Osmanlı’nın devleti koruma reflekslerinin sonucu öldürüldüğünü belirten Şehir Araştırmacısı ve Yazar Mehmet Ali Abakay: “Aziz Mahmud Efendi’nin bir başkaldırma hareketine başvuracak kadar bağlı olanlarının sayısı, Osmanlının dikkatinden kaçmaz ve fitnecilerin de kışkırtmasıyla boğdurularak öldürülür” 

 

Mesut Fidançiçek/YENİGÜN ÖZEL – Osmanlı İmparatorluğu’nun bölge üzerindeki politikaları bugün olduğu gibi korkular üzerinden hareketle kimi dönemlerde güvenlik eksenli bir biçimde devam etmiş. Bunda Osmanlı’nın çeşitli dönemlerinde Diyarbakır’a tayin edilen valiler ve mülki erkânın makamlarını iyi yönde kullanamadığı ve hatta kendilerine tabi çevrelerinin çıkarları ve kaygılarıyla hareket ettiği öne sürülür.

Zaman zaman yaşanan ve zulme kadar uzanan yanlış politikaların etkisi halen bölge halkının devlet algısında önemli bir yer tutuyor. Şeyh Said ve arkadaşlarının idamla sona eren kalkışması buna en önemli örnek. 16-17. yüzyıl mutasavvıf ve âlimlerinden Nakşibendî şeyhi Aziz Mahmud Ûrmevî’nin trajik bir ölümle sonlanan yaşamı da bunlara bir örnektir. Kaynaklarda,  Nakşibendî şeyhi olan Aziz Mahmud Ûrmevî’nin aslen İran’ın şimdi 10. büyük şehri Urumiye şehrinde doğduğu, babası Seyyid Ahmed Koçağa’nın vefatından sonra irşad faaliyetlerine devam ettiği belirtilir. Tasavvuf ile birlikte Kur’ân ilimlerine de vakıf olan Şeyh Aziz Mahmud, Safevîlerin yoğun saldırıları karşısında Diyarbakır’a göç eder ve tekkesinden ayrı olarak yaptırdığı medresesinde (Aziziye Camii/Şeyh Rumî Medresesi) ilim tahsiline devam eder.

Aziz Mahmud Ûrmevi’nin torunu Yaşar Aziz Mahmutoğulları (solda) ile Mehmet Ali Abakay

Şöhreti Diyarbakır sınırlarını aştı

Yaşadığı dönemde şöhreti Diyarbakır sınırlarını aşıp Tebriz’den Musul’a kadar geniş bir bölgeye yayılmış olan Şeyh Aziz Mahmud, Bağdat seferine giderken 1048/1638’de Diyarbakır’a uğrayan IV. Murat’ı bizzat karşılamış ve misafir etmiştir. Kırklar Dağı eteğindeki ünlü Kavs Köşkü de (1634) onundur. IV. Murad’a burada verdiği ziyafette yemekler, kentten elden ele taşınmıştır.

Evliya Çelebi’nin kaydına göre müritlerinin sayısı kırk bini buluyordu. Şeyh Aziz Mahmud, padişahın teveccühünü kazanmış, beraberinde Revan seferine dahi katılmıştır.

Padişahın emri ile öldürüldü

Ancak, bir süre sonra fitneciler harekete geçmiş, gücünün ileride Osmanlı yönetimine zararlı olabileceği endişesiyle ve kışkırtmalar sonucu Padişahın emri ile öldürülmüştür. Şeyh’in idamı halkı çok üzmüş; vefatından sonra cenazesi Urfa Kapı dışına defnedilmiştir.

VI. Murad’ın daha sonra Şeyh Mahmud Ûrmevî’yi idam ettirdiğine pişman olduğu, hatasını telafi edebilmek için Kâbi köyünü bir fermanla onun çocuklarına verdiği ve bu köyün tasarrufunun 1910 yılına kadar bu ailenin elinde bulunduğu kaynaklarda ifade edilmektedir. Mevcut kaynaklardan da Kâbi Köyü mezrasının gelirlerinin, Aziz Mahmud Ûrmevî (Hacı Müştak) Camii ve Medresesinin bağlı bulunduğu Şeyh Mahmud Ûrmevî vakfına ait olduğu anlaşılmaktadır.

1316/1898 tarihli Salname-i Diyarbekir de,  kabri bulunan peygamber, sahabe ve evliyaya ait türbelerin anlatıldığı kısımda eizze-i kiramdan Şeyh Mahmud-ı Nakşî’nin Rum Kapı (Urla Kapı) dışında medfûn olduğu belirtilmektedir.

Aziz Mahmud Ûrmevi’nin Camisi (Hacı Muştak Camii)

Evliya Çelebi de Seyahatnamesi’nde Diyarbekir ‘de bulunan ziyaret yerlerini anlatırken Hazreti Şeyh-i Rumî’den, şehid edilme sebepleri ve kurduğu medreseden bahsetmektedir.

Şeyh Mahmud’un Rum Kapı (Urfa Kapı) dışında, dönemin şehir kabristanında bulunan mezarı, bölgenin yerleşime açılmasından dolayı tam olarak bilinmezken, 2007 yılında mezar yeri tam olarak tespit edilerek düzenlenmiştir. Buna göre tespit edilen mezar, TRT Müdürlüğünün arka tarafında, İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun karşısındaki binaların arasında bulunduğu iddia edilir ancak buranın temsili olarak seçildiği başka kaynaklarca vurgulanır.… Aziz Mahmud Ûrmevî’nin Osmanlı’nın devleti koruma reflekslerinin sonucu öldürüldüğünü belirten Yazar Mehmet Ali Abakay, “Aziz Mahmud’un bir başkaldırma hareketine başvuracak kadar bağlı olanlarının sayısı, Osmanlının dikkatinden kaçmaz” sözleriyle dile getiriyor.

Şehir Araştırmacısı ve Yazar Mehmet Ali Abakay (solda) ve Yenigün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mesut Fidançiçek

Şehir Araştırmacısı ve Yazar Mehmet Ali Abakay, IV. Murad ve Aziz Mahmud Urmevi’nin karşılaşması hakkında önemli tespitlerde bulunarak, Aziz Ûrmevî’nin yaşadıklarını ve kimi rivayetlere dayanan yaşamı hakkında Yenigün Haber’e önemli açıklamalarda bulundu.

Yeni Gün:Şeyh Aziz MahmudÛrmevî kimdir?

Mehmet Ali Abakay: Aziz Mahmut Ûrmevî hakkında geniş çaplı araştırma imkânı elde edemedik, kaynaklar sınırlı olduğu için. Urmiye’ye gitme durumumuz olmadı.

Yeni Gün:Diyarbakır’da nasıl bir üne ve etkinliğe sahiptir?

Mehmet Ali Abakay : “Baba” kimi ehl-i tarikat olan için kullanılan saygı ifadesidir. Bu kimi yerlerde ” Ocağ” olarak geçer. Şeyh Mahmud Ûrmevî’nin ” Aziz” olarak isimlendirilmesi, şehirde sevilen ve hayatı padişah tarafından sonlandırıldığı için olsa gerek. Diyarbakır’da isminin önüne ” Sultan” adı getirilen Sultan Şeyh Musa, Sultan Şeyhmus vardır, Sahabeden Halid bin Velid’in oğlu olduğu söylenilen Süleyman için ” Hazret” denilir de “Aziz” adıyla anılan ehl-î tasavvuf erbabı tespit etmek çok güçtür. Bu sebeple mazlûm Şeyh Mahmûd Ûrmevî, ” Aziz” ismiyle gönüllerde yerini almıştır, kaynak kitaplara bu isimle geçmiştir, kanaatindeyiz.

İran Azerbaycanı merkez şehri Urmiye, sınıra 50 km yakınlık konumunda. Burada babasının katledilmesinden dolayı Diyarbakır’a gelen Aziz Mahmud Ûrmevî, babasının Tebriz, Revan, Erzurum, Van, Musul, Urfa ve çevre illerden gelen bağlılarınca yalnız bırakılmamış ve Nakşî Tarikatı’nın Ûrmiye kolu Diyarbakır’da tekrar oluşturulmuştur.

Aziz Mahmud Ûrmevi’nin mezarının bulunduğu varsayılan yer

Yeni Gün:Kırklar Dağı eteğindeki Kavs Köşkü’nde IV. Murad’ı ağırladığı ifade ediliyor. Padişahla birlikte, Revan seferine dahi katılan Şeyh Aziz Mahmud Ûrmevî sonrasında ise padişahın emriyle öldürülüyor. Osmanlı için nasıl bir tehdit algısı oluşuyor ki, böyle ziyafetten ölüme giden bir sonuç yaşanıyor?

Mehmet Ali Abakay: Aziz Mahmud’un bir başkaldırma hareketine başvuracak kadar bağlı olanlarının sayısı, Osmanlının dikkatinden kaçmaz; tanınırlığı, mürit sayısının fazlalığı, dikkat çekici hale gelince Osmanlı Padişahı IV. Murad’ın dahi kendisine misafir olmasına sebebiyet vermiştir.

Aziz Mahmud’un idam sebebi olarak gösterilen Marunî-Dürzî Beyi Fahreddin’in kızının kendisine sığınması güç sahibi olduğunun işareti olarak bilinmiştir. İlm-i Simya ile ilgilenmesi yönüyle Aziz Mahmud’un tanıştırdığı Fahreddin’in kızı ve çocuklarının boğdurulması, Şeyhin tepkisini, etrafının ne yapabileceğini öğrenmek amaçlıdır.

Kimi Kaynaklar da IV. Murad’ı karşılarken ” Hünkârım”  yerine ” “Hûnkârım” dediğinin yer alması söz konusudur. Bunun söylenmesi, Padişaha ” Kan dökücü” denilmesi mümkün değildir. Kimi rivayetlerde bu Şeyhin kerametine yorumlansa da misafirin bu şekilde karşılanması mümkün olamaz. Dergâhına sığınan kim ise kol- kanat geren Aziz Mahmud,  Halep’te de Padişahı karşıladı.

Yeni Gün: IV. Murad’ın daha sonra Şeyh Mahmud Ûrmevî’yi idam ettirdiğine pişman olduğu, hatta hatasını telafi için Kâbi köyünü bir fermanla onun çocuklarına verdiği ve köyün tasarrufunun 1910 yılına kadar ailenin elinde bulunduğu kaynaklarda ifade ediliyor. Bu sürece dair neler söylemek istersiniz?

Mehmet Ali Abakay: Padişahı Çarbağ Köşkü’nün ‘Cihannûma ‘ adı verilen büyük odasında misafir eden, ağırlayan Aziz Mahmud, Revan (Erivan) seferinde padişahtan çok kendi çadırının ziyaret edilmesi yol boyunca Kürd Beylerinin kendisine babasından dolayı hürmeti, padişahtan çok ilgiye mazhar oluşu ile dikkat çekmiştir. Ûrmevî’nin Kürd oluşu, Osmanlı’da bir kalkışmanın olabilme ihtimalini uyandırmıştır ki güç sahibi olacak durumda görülen aşiretlerin elli-yüz yılda bir yerlerinin değişimi, devlet geleneğinde tedbir amaçlı genel bir kuraldır.

Hasekî Sultan’ın şeyhin hanımının kendisine muamelesini iftiralarla Padişaha aktarılmasını dile getiren Peçevî İbrahim, vak’a-nüvis olduğu için bu iftiranın Şeyhin idamına sebep olduğunu ifade eder ki Şeyhin evinde hanımının Haseki Sultan’a hareketi misafir adabına ve tarikatın erkânına bağdaşmaz.

Tarihçiler, Marûnî- Dürzî Beyi Kızının altın yapma, Hasekî Sultan iftirası, ” Hûnkârım” ifadesi, idam için geçerli sebep değildir.

Yine Nakşî Tarikat ehli olan Çîlsutûn’da bir âilenin kor-ocak hale getirilmek istenmesi, herkesin öldürülmesi, bir kişinin katliamdan kurtulması, kendisine karşı olabilecek başkaldırmalara karşı tedbirlerdendir. Osmanlı İdaresi’nin. IV. Murad, Bağdat Seferi’ne çıkmadan önce Sakarya’da bir Şeyhin te’dib edilmesi, cezalandırılması, Diyarbekir’de görülen güçle kuvvetin bastırılmasının devlet aklınca gerekliliğini haklı göstermektedir.

Evliya Çelebî, Seyahatnâmesi’nde Şeyhin Revan’da gammazlanması karşısında sessiz kaldığını ifade eder.Üç yıl geçtikten sonra Evliya Çelebî, kimi mübalağa anlatımla Padişah ile Şeyhin ikinci karşılaşmasını sürükleyici dille anlatır.

Yeni Gün: Şeyh Aziz Mahmud Ûrmevî’nin mezar yeri nerededir ve bir zamanlar kenette 40 bin müridi olduğundan bahsedilirken, şimdi Diyarbakırlılar arasında ne kadar bilinmektedir?

Şu anda Aziz Mahmud Ûrmevî adına torunlarından Merhum Yaşar Beyin belirlediği alan, bizce rivayetler ve Evliya Çelebî anlatımından yola çıkarılarak oluşturulmuş, sembolik bir mezar yeridir. Zaman içinde unutulup giden mezarlık alanlarından biri de Urfa Kapı Mezarlığıdır ki burası imara açılmış, yerini yapılar almıştır. Yaşar Beyin mezar yeri tespiti, ifadesine göre rüya ile olmuştur. Yerel Gazetelere de yansıyan dönemin haberlerinde Yenişehir Belediyecinizin kimi zaman müdahalesi de mezar yeri için olmuştur. Yaşar Bey, konuyu bize açtığında kesin bir yeri ifade etmenin güç olduğunu belirttik. Ki o, sadece sembolik bir yer oluşturdu, Ceddinin hatırasına saygı için. Onu da yerine getirdi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.