Dolar 13,8027
Euro 15,6063
Altın 788,96
BİST 1.927
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 14°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
14°C
Az Bulutlu
Sal 14°C
Çar 13°C
Per 10°C
Cum 10°C

Anadolu’da Vergi Kaçakçılığı, Rüşvet ve Faiz 4000 Yıldır Var

Anadolu’da Vergi Kaçakçılığı, Rüşvet ve Faiz 4000 Yıldır Var

Günümüz ekonomisinin büyük sorunlarından olan vergi kaçakçılığı, rüşvet ve faizin kökeni Anadolu’da 4.000 yıl öncesine gidiyor.

Hitit uygarlığının tanıtılmasına yaptığı katkılar nedeniyle Çorum ve Hattuşa (Boğazkale) belediyelerince fahri hemşehrilikle ödüllendirilen Mahfi Eğilmez’in websitesinde özet niteliğinde yazdığı yazıda, Anadolu’da 4.000 yıl önce vergi kaçakçılığı, rüşvet ve faiz hakkında fikir sahibi olabilmek mümkün.

Asur Ticaret Kolonileri Dönemi’nde, yani yaklaşık 4.000 yıl önce, Anadolu halklarıyla yoğun ticari ilişkiler kuran Asurlular da vergi kaçırıyor, rüşvet veriyor ve tefecilik yapıyordu. Yakalandıklarında tüm mallarına el konulması ve hapse girmek gibi sonuçları olsa da bu riskleri göze alıyor ve çıkarlarına uygun hareket ediyorlardı.

Asurluların ticaret yaptığı Pazar kentlerinin büyüklerine Asur dilinde liman anlamına gelen karum, küçüklerine ise Asur dilinde konak anlamına gelen wabartum deniyordu. Asur ticaret kolonisinin temel işlevi Asur Krallığı’nın ihtiyacı olan bakırı Anadolu’dan Asur’a aktarmaktı.

Asurlular mallarını eşek kervanlarıyla taşıyorlardı. Kervanların Asur’dan yola çıkıp Neşa’ya varıncaya kadar yaklaşık 1000 km yol alması gerekiyordu. Eşeklerden oluşan bir ticaret kervanının bu yolu gidip, dönmesi 3 ay alıyor, malların satılması ve yeni mal alımı için gerekli süre eklendiğinde zaman daha da artıyordu.

Asur ticaret kolonisinin merkezi konumundaki Neşa karumu Kayseri yakınlarındaki Kültepe’de kuruluydu.

Asur ticaret kolonisinin merkezi konumundaki Neşa karumu Kayseri yakınlarındaki Kültepe’de kuruluydu.

Vergi Kaçakçılığı

Asurlu tüccarların oluşturduğu ticaret kervanları, içinden geçtikleri kentte “qaqqadatu”’ adlı bir çeşit baş vergisi ve kentin kralına da “nishatum” adı verilen bir çeşit gümrük vergisi ödüyorlardı. Nishatum sabit oranlı bir vergiydi ve tekstil ürünlerinin değerine yüzde 5, kalaya da yüzde 3 oranında uygulanıyordu. Ayrıca kralın, tüccarın satmak amacıyla getirdiği malları herkesten önce görme ve satışa sunulmadan önce indirimli olarak satın alma hakkı vardı. Anadolu’da bulunan Asur tabletlerinde tüccarların hangi kentte daha kolay vergi kaçakçılığı yapıldığı konusunda birbirleriyle yazışmalar yaptığı anlaşılıyor.

Bu tür vergileri ödemeden kentten geçmenin ve malını satabilmenin iki yolu bulunuyordu: İlk olarak kentin içinden geçmeyip, dışarıdan dolaşılırsa vergi ödeme yükümlülüğü doğmuyordu. Buna karşılık kent dışında kalındığında, özellikle geceleri, kervanın saldırıya uğraması olasılığı söz konusu olabiliyordu.

Rüşvet

İkincisi, rüşvet vererek yapılan vergi kaçakçılığı idi. Bunun yolu ise nöbetçilerle anlaşıp, malları kente gizlice sokmaktı. Nöbetçilere verilecek pay, nishatumdan düşük olduğu sürece bu çekici bir seçenekti. Ama riski fazlaydı. Bunu yapan tüccar yakalanırsa, kent kralının onun mallarının tümüne el koyma hakkı doğuyordu. Asurlu tüccar Puzur – Assur’un bir meslektaşına yazdığı mektupta şu uyarılar yer alıyor: “İrra’nın oğlu kaçak malları Puşuken’e yolladı ama saray görevlileri kaçak mallara el koydu ve Puşuken’i hapse attılar.”

O dönemde rüşvetin yaygınlığı konusundaki ilginç bir kanıt Cenevre Sanat ve Tarih Müzesinde sergilenen bir tablette yer alıyor. Yine Asur’lu tüccar Puşuken’e karısı Lamassi tarafından yazılmış bulunan bir mektupta şunlar yazılı: “…Vergi için bana yolladığın 1 mina gümüşü kontrolörler istedi. Ben senin için korkuyorum. Fakat ben onu daha vermedim…”

Faiz

Asurlu tüccarlar, Anadolu’da yerleşik insanlara, kredili olarak sattıkları mallar için yıllık yüzde 30 ile yüzde 180 gibi yüksek faiz oranları uyguluyorlardı. Kötü hasat yıllarında borcunun teminatı olan ürünü elde edemeyen insanlar son derecede güç duruma düşüyorlar, aileden birisini Asurlu tüccara köle olarak vermek zorunda kalabiliyorlardı. Borçlarını ödeyemeyen yerel halk sık sık krallara şikayette bulunuyor, bazen yerel krallar bu tür borç – alacak ilişkilerini çözmek için borçların silinmesi hakkında fermanlar çıkarıyorlardı. Söz konusu fermanlar doğal olarak borçluyu kurtarırken, alacaklıyı sıkıntıya sokuyordu. (Kaynak: Arkeofili)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.