Yusif Bedîrxan yazdı: Annemin, Sur ve ekonomi üzerine izlenimleri - III

Neyse dönelim iftar sonrası muhabbetimize. Annemle yaşadığım/yaşadığımız siyasi tartışmaları babam vefat ettiğinden beri ailecek bitirdik. O gün...

Neyse dönelim iftar sonrası muhabbetimize. Annemle yaşadığım/yaşadığımız siyasi tartışmaları babam vefat ettiğinden beri ailecek bitirdik. O gün iftar sonrası annem konuştu, ben dinledim.

Oğlım bugün Yeter’le bizim eski mahalleye gittix. Êle yorıldıx, ele yoruldıx, koliçlarıma keder ağri valla. He bax nereye gittix; Arbedaş, Katırpar, Merhelî, Erepşêx taraflarına; o ne haldır, ne yapmışlar oralara, ne in var ne cin. Hama insanlar geliler, fotoğraf çekiler, güliler… Tıba Spi, Erepşêx Camisi olmazsa (oni da birisi bize söyledi) bilmidim ki orası bizim eski mehelledir.

Mehfetmişler oralari, hepi evler yıkılmış yerine o evler yapılmiş, hepsi birbirinin ayni, sosret. Ma o eski evleri bıraxaydiz… Ne eski tanıdıklar var, ne kapiların önünde karilar otirilar. Diyiler oralar kafe, lokanta olacak, turistler buraya gelecax. Hepsini dükkan yapmışlar, ele pahali, ele pahali! Valla hêç xoş olmamış. Kim sebep olmişsa Allah belalarıni vere.

Geçen gün Oral Çalışlar’ın Suriçindek yapılaşma üzerine bir yazısını okudum, şöyle diyor:

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin korumak isterken canını verdiği dört ayaklı minarenin sokağından Suriçi’ne giriyoruz. Hançepek Mahallesi'ndeyiz. Çatışma öncesi dönemde, Diyarbakır’a kayyum atanmadan önce bu sokağın adı Mıgırdıç Margosyan’dı. Ancak, eski Suriçi yok olup gitmiş. Margosyan sokağı da kalmamış. Sokağın gerilerinde bombalanarak yıkıntı haline gelmiş evlerin duvarlarını görüyoruz.

Bir kısmı gecekondu, bir kısmı tarihi taş ev olan Surp Giragos Kilisesi'nin yanındaki sokak, geniş bir bulvara dönüşmüş. Bodrum’daki gibi, dağları tepeleri doldurmuş beyaz sahil evlerine benzer bir manzara. Yörenin siyah taşlarından yapılmış yüzlerce yıldır ayakta kalan binalar gitmiş, onların yerini yan yana dizili, reklam stüdyolarını andıran altı beyaza boyalı üstü gri binalar almış.

Finansmanını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı karşılamış, projeyi de Vakıflar Genel Müdürlüğü yürütmüş. Dolaşırken karşımıza güzel bir taş bina çıktı. Suriçi Kaymakamlığı yazıyordu üzerinde. Eski lise binası, daha da eskiden Ermeni Kilisesi’ymiş. “Devlet kendine yaparken dikkatli davranmış” diyerek devam ediyoruz. Tıpkı Sulukule gibi olmuş diyor bir arkadaşımız. Önce binalarını yıkıp modernleştirdiler.

Orada yaşayan yoksul insanların sahip olamayacağı ve içinde yaşamaları imkansız olan yapılar ortaya çıktı. Suriçi, köylerinden göçen ve göçertilenlerin sığındığı bir yoksul mekanıydı. Onlar yok olup gitmişler. Paraları ne bu binalara yeter, ne de içinde oturmaya. (Son)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri