Sanatkârlarıyla güzelleşen kentler - II

Hüseyin Rifat, yaşadığı dönemde, İstanbul Valisi olan Lütfi Kırdar'a kızar ve: “İstanbul'a vali olan her gelenin Kimi dağdan kimi kırdan geldi.” Beytini...

Hüseyin Rifat, yaşadığı dönemde, İstanbul Valisi olan Lütfi Kırdar'a kızar ve:

“İstanbul'a vali olan her gelenin

Kimi dağdan kimi kırdan geldi.”

Beytini kaleme alır. Ancak Dr. Lütfü Kırdar’a yaranmak isteyenler, Neyzen Tevfik’i jurnal ederek, Kırdar’ın aleyhinde bu şiiri yazdığını söylerler. Aslında Hüseyin Rif’at Işıl’a ait olduğu bilinen ve o dönemde dilden dile dolaşan bu beytin, Neyzen’e ait olduğunu yaymaya çalışarak onu jurnal ederler.

İstanbul’a Vali olarak atanan Dr. Lütfü Kırdar, bu dizelerin, Neyzen Tevfik'in yazdığını düşünüp, İstanbul’un havasına daha yeni intibak ettiği ve Neyzen’in bu yergisinin hoşgörüyle karşılanması gerektiğini de bilmediği için, ünlü şairin o dönemde belediye tarafından kendisine bağlanmış olan 40 Lira aylığını kesme cihetine gider.

Tarihte, yergilerle ve övgülerle idarecilere yön vermeğe çalışanlar olmuştur hep. Zayıf karakterler de yavaş yavaş bunun etkisinde kalmış ve kendi normal hayat çizgisinin dışına taşmışlardır.

Kendini kontrol edemeyen, kendi sınırlarını göremeyen, övgülerin ve yergilerin mağlubu bu idareciler, toplum hayatını omuzlamakta zorlanmışlardır zaman zaman.

Gurura düşen insan, olayları bizzat kendi şartları içinde ve bağımsız şekilde pek düşünemez. Böyle durumlarda, farkına varmadan, sadece ve daha çok kendisiyle ilişkili olduğunu düşünür ve idarecilikte tökezlemeye başlar.

Maaşının kesildiği haberini alan Neyzen Tevfik, vilayet özel kalemine giderek Vali’yle görüşmek istediğini bildirir görevlilere. Fakat bürokrasi çarkı, kendi düzeni içinde dönmektedir ve onun valiyle yüz yüze görüşmesine imkân vermezler ve görüştürmezler kendisini.

Neyzen de sigara paketinin arkasına şu dizeleri yazarak bürodaki görevlilere bırakır ve özel kalemden ayrılır.

İstanbul’a vali olan hergelenin,

Kimi dağdan, kimi kırdan geldi."

...

"Bağrıma bir tekme savurdu vali

Acısından avlu, dere, kır dar geldi.

Koşacaktım doğru mahkemeye fakat

Bu teşebbüs milletime ar geldi.

Bu eşek cilvesini sanma eşek davası

Zannedersem katıra devr-i idbar geldi.

Tanrının lütfu sanırken olağan işlerini

Öksüz İstanbul’u katletmeye barbar geldi.

Belediye dubarayla yemimi kesti benim

Neyleyim kancık katıra tavlada zar geldi."

Maddi zaferlerin ve makamların çok ötesinde ve üstünde, ruhun zaferi vardır insan hayatında. Söz, sadece bir dil bilim kavramı değildir. Özellikle şiir, aynı zamanda, görüş, düşünce, öğreti anlamında ve hizmetinde de kullanılmıştır hep. Kişiliğin en belli başlı ve toplu bir belirtisidir aynı zamanda. İnsanın kendini ortaya koyuşu, meydana dikişi ve gözler önüne serişidir… (BİTTİ)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri