Şakir Diclehan yazdı: Her devrin adamı olan gazeteciler - II

Kurtuluş Savaşı öncesi ve savaş döneminde İstanbul’da çıkan gazeteler siyasi tavır bakımından ikiye ayrılmıştır: Peyam-ı Sabah, Alemdar, İstanbul...

Kurtuluş Savaşı öncesi ve savaş döneminde İstanbul’da çıkan gazeteler siyasi tavır bakımından ikiye ayrılmıştır: Peyam-ı Sabah, Alemdar, İstanbul gazeteleri padişahı desteklerken Akşam, Vakit, Yenigün, İleri gazeteleri Ankara hükümetinin yanında yer almıştır. Mustafa Kemal, bu dönemde Sivas’ta İrade-i Milliye gazetesinin çıkarılmasını sağlamıştır. Bu gazete daha sonra Ankara’da Hakimiyet-i Milliye adıyla yayımlanmaya devam etmiştir.

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte ülkemizde birçok yeni gazete yayımlanmaya başlanmıştır. Bugün Türkiye’de yüzlerce yerel gazete ile birçok ulusal gazete günlük olarak yayınlarını sürdürmektedirler.

  1. yüzyıldaki teknolojik gelişmeler, gazetelerin modern baskı makinelerine ve dağıtım sistemlerine kavuşarak kurumsallaşmalarını sağlamış, bu da tirajlarını hızla artıran gazeteler arasında büyük bir rekabetin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Süreç içinde telgraf, telefon, radyo, film, televizyon, bilgisayar ve internet gibi yeni buluşların da insan hayatına girmesiyle gazetelerin haber toplama ve bu haberleri sunma biçimleri, büyük ölçüde değişmiştir artık.

Cumhuriyetten günümüze dek hemen hemen hiçbir yazar, memleketin kangren olmuş problemlerine parmak basmamış, basamamış ve derdi de pek olmamıştır. Bunu en iyi bilen ve kaleme döken, kendisi de bir köşe yazarı olan Necip Fazıl’dır kuşkusuz... O zamanın gazetelerinin mekânı olan “Babıâli”yi şöyle anlatır: “Bütün yollar Roma’ya çıkar. Cihana hâkim bir imparatorluk nizamının tarihte mihrak (odak) noktasıdır. Çünkü Roma. Bizde de bütün yollar Babıâli’den geçer. Fikir, sanat, ilim, politika, pafta pafta bu memlekette duygu ve düşünce kıvranışı belirten kim varsa çarşısını, Pazar yerini Bâbıâli’de bulur zira… Bu kabil insanlar nerede ve nereyle uğraşmakta olurlarsa olsunlar, Babıâli’den sayılabilirler. Rakısını tavukgöğsü mezesiyle içen bestekâr tanburacı, sanatını ağzından mı, göbeğinin altından mı devşirdiği belirsiz, yırtık ve pişkin kadın şarkıcı, Batı mektep kitaplarından aşırdıklarını öz ismiyle yayınlamak marifetinde, esersiz ve çilesiz profesör, karton adamlar kuklacısı hummasız ve mesleksiz romancı, aynı kaynaktan, aynı şeyi çalmış görünmemek için, meslektaşlarıyla pazarlığa girişen ve kaynakları bölüşen, makas ustası gazeteci, yeni bir ağız getirdiği vehminde hokkabaz şair. “devr-i daim” makinesi kâşifi Con Ahmet Bey serisinden akıl hastası, niyet kuşlarının puslaları vatanın kurtuluş formülünü reçeteleştirici fikir ibişi, daha şu, daha bu, kıymet hükümlerini ve kahramanlık şehadetnâmelerini hep Babıâli’den bekler”.

Necip Fazıl’ın, büyük bir kalem ustalığıyla tasvir ettiği gazeteciler mekânı, günümde değişse de zihniyet ve düşünce dünyaları değişmemiş, kıble olarak seçtikleri maddi çıkar ve şöhret anlayışlarında bir değişiklik olmamıştır.

Neredeyse bir asır geçmesine rağmen hiş değişmeyen bu meslek erbabı kişiler, zamanımızda kulvar değiştirerek ve iktidardan büyük maddi destek görerek her gün televizyonlarda “entelektüel gevezelik modunda” yeni bir dünya kuruyor, vatanı kurtardıklarını sanıyor ve günlerini gün etmekten başka bir şey de yapmıyorlar. Oysaki 78 yıl önce üstat Necip Fazıl, bu konuya açıklık getirerek son noktayı koymuştu: “Babıâli, eski aşk ve âhengini kaybetmiş düşkün bir cemiyette, türlü tezatların hazin ruh haletini yaşatıcı, doktoru, güllabicisi, ilacı olmayan bir tımarhanedir. Ve işte yarım aşırır (1928 yılındayız) bu halin renk renk ve çizgi çizgi mizaç, meşrep ve seciyelerini panoramalaştırmakta… Bu ıstıraptan habersiz hasta cüceler panayırından kimler geçti, kimler!.. Şinasiler, Namık Kemaller…”

Canlanan toplum dokusuna yeni bir ruh üfleyecek gazeteci tipi dün de yoktu bugün de yok ortada… Varsa yoksa iktidarın mdh ü senası.. Tanzimat gazetecileri, oldukça kültürlü ve insanı derin ufuklarda dolaştırıcı özelliklere sahiptiler fakat günümüz gazetecisi, magazin kültüründen bir adım daha ileriye gidebilecek ne bir bilgi ve ne de bir kültüre sahiptirler… (SON)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri