Pazardaki ateş neden hep yüksek?

Malum enflasyon ve hayat pahalılığı vatandaşı son zamanlarda bayağı zorlamaya başladı. Ancak TÜİK verilerine göre bundan en çok etkilenen il üst üste...

Malum enflasyon ve hayat pahalılığı vatandaşı son zamanlarda bayağı zorlamaya başladı. Ancak TÜİK verilerine göre bundan en çok etkilenen il üst üste iki ay Diyarbakır-Şanlıurfa bölgesi oldu.

TÜİK verilerine göre, Diyarbakır Türkiye’nin enflasyon oranı en yüksek olan bölge ili oldu. Türkiye’de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1,06 iken, bu oran Diyarbakır’da ise yüzde 2,41 oranına ulaşarak ortalamanın yüzde 1,35 üstünde gerçekleşti.

12 aylık ortalamalara göre yüzde 17,16 artış gerçekleşti. Diyarbakır ve Şanlıurfa’nın içerisinde yer aldığı TRC2 bölgesinde ise bir önceki aya göre yüzde 2,41, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 2,41, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,17 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 18,33 artış gerçekleşti.

Türkiye’de ocak ayında bir önceki aya göre TÜFE’nin en az artış gösterdiği bölge yüzde 0,46 ile Ankara ve yüzde 0,72 ile İstanbul oldu.

Bunu da not aldıktan sonra yazımıza devam edelim.

Pazarların adeta ateş pahası olduğu bugünlerde Diyarbakır ve Şanlıurfa bölgesinde bir önceki aya göre fiyatı en fazla artan ürünler yüzde 100,97 artış oranıyla patlıcan oldu. Patlıcanı yüzde 80,49 ile ıspanak, yüzde 71,36 ile çarliston biber takip etti.

Ekonomik kriz günbegün ağırlığını hissettiriyor. Elektrik, doğalgaz, akaryakıt vb. ürünlere art arda gelen zamlarla beraber meyve-sebzelere yapılan zamlar karşısında çaresiz bir durum söz konusu.

Buna çare olarak İstanbul ve Ankara’nın pilot bölge seçildiği tanzim mağazalar uygulamasıyla fiyatlar geriye çekilmeye çalışılıyor ve bunda da sınırlı sayıda başarı sağlanıyor. Çünkü fiyatların artmasına olanak sağlayan temel işleyiş sürüyor.

Enflasyon verilerinde en üstte olan Diyarbakır ve Şanlıurfa iken, bu tanzim mağazalarının enflasyon oranlarının en az olduğu İstanbul (50) ve Ankara’da (20)  açılması bir handikap.

Burada nüfus oranı baz alındığı kesin ancak, temel sistemin kökünden değişmesi yani aracı kurumların sıkı denetim ya da kanunla disipline edilmesi lazım.

Tarladan üreticiye ulaşan sürecin doğru kontrol edilmemesinden kaynaklı bu artışlar; tanzim satış mağazalarıyla giderilecek gibi değil.

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım meyve sebze fiyatlarında yaşanan bu artışın nedenlerini şöyle sıralamış:

* Üretim planlaması yapılmadığı gibi üretimin çok olduğu dönemde ürünü depolayacak, stoklayarak ürünün az olduğu dönemlerde piyasaya sunacak bir düzenleme kurumu yok.

* Nüfus artışına ve tüketim artışına paralel bir üretim artışı yok. Çiftçi para kazanamadığı için üretmiyor.

* Fiyat artışının en önemli nedenlerinden birisi üretici ile tüketici fiyatı arasındaki yüksek kâr marjı. Bu fiyatlar ürüne göre yüzde 100-400 arasındaki fahiş farklarla gözünündeyken, bunu denetleyebilen bir mekanizma yok.

* Tarımsal destekler üretime verilmiyor. Devletin olanakları ölçüsünde bütçeden tarımsal destekleme için kaynak ayrılır. Bunun için Tarım Kanunu’na göre Gayri Safi Milli Hasıla’nın en az yüzde 1’inin ayrılması gerekiyor. Fakat, 2006’dan beri bunun sadece yarısı ayrılıyor. Tarıma ayrılan bütçe de amacına uygun ve verimli kullanılmıyor.

* Tarımsal üretimde kullanılan girdilerde Türkiye büyük oranda dışa bağımlı. Girdiler ithalatla karşılanıyor. Dövizdeki artışa bağlı olarak maliyetler yükseliyor. Bu maliyet fiyatı artırıyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri