Oturaklı

Düşüncemin uydusu oldun seni beklerken topladığım bütün ereklerimin ana temasına döndün bir sabaha yazdın kendini bir akşama şafakları beraber görelim...

Düşüncemin uydusu oldun seni beklerken topladığım bütün ereklerimin ana temasına döndün bir sabaha yazdın kendini bir akşama şafakları beraber görelim diye

Hesapladığım bütün hesapların toplamında bir çiçek gibi bir kelebek gibi narin ve Hoşseda sağlayan bahara yüz tutmuş ölümün eşiğinden dönen hayat

Beraber olunduğu sürece sana cenneti yaşatacak anların eksi ve artısında şiirle kalkıp şiirle yatan genç âşıktır zamanın anı

Bilinir ya insanın kendine bir düşünce seçer, bir yaklaşım ve bir hareket alanına göndereceği elçilerden sonra kendisi faaliyete geçer

Beraber yaratacağımız şafakların içindeki içerikle sahaya çıkarız anlatılacak nice efsanelerin sözlerinden oluşmuş ağızlara döneriz

Daha inşa edilecek şehirler ve medeniyetlere kaç amele gönderdim bilinmez ama yerini sabit tutar ve kendini koruyabilirsen hizmetim sana da ulaşacak

Yapılacaklar yapılsa dahi, parça ve gövdeden sana bağlanan düşüncelerden olan biten bütün canlılığıyla seni etkiler

Kendince bir güzergâh ve korunaklarla bezenmiş savunma hattı beynimden sana mektuplarımı göndereceğim zamana denk gelen köşeleri yanık mektuplar artık tarih değil

Ama sen tümden o olabilir misin, yoksa onu tümden kendin yapabilir misin? Sanırım ikisi de pek mümkün olmazsa gerek

Ben seni tanrı veya tanrıça yapsam da elle dokunacağım anın şafağına hep kendimi yazacağımı da unutma

İlk platonik aşk evresinden sonra uçuşlar ve devlerle savaşı göze almalar devam edebilir ama daha oturaklı bir hareket çemberine giriyor yaşam

Akış sarmalında yeni üretkenliklerle bütünleşiyorsun sanki gökten tanrıları sen bize armağan edercesine edanı mütevazılığini bize içselleştiriyorsun

Sen kime ne yazacağını bildiğin gibi kime ne söyleyeceğini bileceksin ki sen kendini kandırıp başkasının da kanmasına müsaade etmemiş olursun

Hep gerçeklerle yaşayan bir yaşamda ne söylenebilir ki bu gün yine yapacağını yapacağa benziyorsun, eksik hikâyelerin tamamlanacağı gelmiş çatmış

Senin ürettiklerin veya tahribatın bir tek senin tarlanda, bir tek senin yüreğindeki dalgalanmalarla sınırlı kalsa belki bir değişim ihtiyacı, bir tedbir ihtiyacı hissedilmez

Ve bir sonraki sahne hiç arzu edilmez ve kaçınılmaz son olur

Gelgelelim bir bağlanmışlık var bu bağlanma sürecine yetişinceye kadar ortada ciddi bir hareketlilik vardır.

Akıntıların geçtiği toprakların tümünden nüve aldı ve bıraktıklarında bu gün hala beslenme kaynağı bilesin

Kaç sefer gözlerini savaşa hazırlanmış ordu gibi enerjisiyle istilaya göndermişsindir, kaç sefer acaba ne olacak diye sinende uyuyan devi uyandırıp sıtma nöbetine tutturmuşsun

Bugün tenimde eriyen kar taneciklerine döner terin ve sörfteki sörfçü gibi her dalgandan zevk alıp kendimi kollarına bırakıyorum yaşamın

Sabahın şafağına kaç sefer işleyen çarka çomak sokar gibi elini uzatıp akışı durdurmak istemiş ve durma anı şafak vakti kaç asır sürmüştür

Kendimi efsanelere yazan kahramana gibi seferlere çıkıp bir daha dönmeyecek sefillere döndüğümü sana anlatamam

Belki artık sonuç alırım dediğin ve her seferinde daha fazla çalışmam gerektiğin ile ilgili kaç sefere kendine yeni sözler vermişsin

İçinde nice savaşlar ve nice barışlara imza atmışsın

İşte ben buyum dediğin ve sen olmazsa belki harekete mecal kalırım dediğin kaç itirafın vardır bilemem ama bilirim ki sen artık düşüncemin uydusu ve seninle olduğumda düşüncemin işe yaradığından eminim

Yeniden yazmaya başlıyorum, yeniden âşık oluyorum, yeniden üretmeye başladığımda yeniden şiir yazıyorum

Şiir tanrı katına çıkıp oradan yere yağmur niyetine yağıyor ama senin kelimelerinle, senin seslenişinle

Sen kendini bir yerlerde sağlam kaynaklara bağlamışsın benim işim artık senin uydun gibi peşinden koşturmaktır

Seninle gezdikçe daha fazla tanıyınca kelimelerin devamı cümle artık romana malzeme ve kitabı bitirmeye çalışıyorum

Teninde erimek bir son olsa ne ala ama yeni bir başlangıçta olduğunu biliyorum

Sen nadastaki ham bir tarla gibi beni baştan çıkarıp beni tohum olarak ektirmeyi becermişsin ki her seferinde arzın merkezi olmuş beni kendine yamandırmayı bir zorunluluk gibi hissediyorum

Ne ses ikrara yeter ne de dilin anlatımı tılsımı ortadan kaldırabilir, kocaman bir dünya ve içinde dönen arzuların nicesine kendini kaptırmış akıyorum

Senin rengin neyse ben artık oyum ve kendi nüansıma döndüğümde bile aklım hep sende acaba ben sen olmuşumda farkında mı değilim

Senin gibi serilirim yer yüzeyine, senin gibi özveride bulunmaya çalışırım, senin gibi sevmeye başlamışım, sınırsız, ölçüsüz ve hiçbir yere sığmayana cinsinden

Son bir laf sen düşüncemin uydusu oldun ama beni öyle bağladın ki ben senin uydun oldum da hep peşindeyim

Sıra gökyüzüne yerleşmeye kaldı, yıldızlar âşık olmadan önce görüşsek ne olur?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri