Dumanlar dağılırken…

Nasıl bir ruh halindeyiz ki koca dünyada insan gibi yaşamayı başaramıyoruz. Binlerce yıllık zaman diliminin bu tuhaf kısırdöngüsünde tekerrürün...

Nasıl bir ruh halindeyiz ki koca dünyada insan gibi yaşamayı başaramıyoruz.

Binlerce yıllık zaman diliminin bu tuhaf kısırdöngüsünde tekerrürün figüranları gibiyiz adeta.

Perdenin açıldığı zamanlardan şimdiye değişen tek şey kostümler.  Değişmeyen tek şey kostümü sırtına geçirenler.

Savaşlar, sömüren düzen ve düzenin işleticisi durumundaki dayatılan teklik dün vardı, bugün var, yarın da olacak.

Bir yanda düzenin dengesiz gelir dağılımı içinde yaşamış gibi yapan mutsuz çoğunluk, diğer yandan adeta sömüren düzen belirleyiciler ve onların sağlayıcıları orta kesimle sürdürülen bir tıkanmışlık içinde mutsuzluğu üreten sürekli tüketimi dayatan sistemin virüsle imtihanına evirilen bir süreci yaşıyoruz.

Sistemde nasıl bir evrilme olacak ve bu evrilmeden mutsuz çoğunluk ne kadar nasiplenecek?

Yazılan, çizilen senaryolar, plan kuran insanlar yüzünden sürekli bir huzursuzluk, savaş yaratma hali de bu geçişin bir parçası mı?

Sorular ve cevaplar bizi bilinmeze götürüyor gibi görünse de aslında cevap hep aynı yere çıkıyor.

Paranın, iktidarın ayak izleri var süreçte.

Şahit olduğumuz gidişat bize geleceğimiz hakkında çok şey anlatıyor.

Dünyaya bakışımızı, kavrayışımızı ve hatta günümüzü ve bizi bekleyen geleceği anlamamıza yardımcı olacak ve hatta yoksulluk ve zenginliğin kökenlerine işaret eden bir anlayışın ayak izleri.

İnsanlar tüketip, borçlandırılan akıl sağlıklarıyla oynayan ve kafalarını kaldırmalarına izin vermeyen sistem bozulmaya başlıyor gibi.

Ancak sistemdeki değişim hala insanların sağlıklı düşünmesine fırsat vermeyen hamleler yapmaya devam ediyor.

Güneşin yeniden kendi formasyonu içinde Doğu’dan yani insanlık adına insanlık kodlarıyla yeniden doğuşu için bir fırsat tanıyor bize.

Tüm bu kargaşanın içinde insanın maddi değil manevi beslenmesinin önemi fark edildi. Ruhsal arayışlar, felsefe, kendine dönüş önemli olmaya başladı. Büyük resmin bize anlatmak istediği gerçekler için ise biraz daha beklemeye ihtiyaç var anlaşılan. Bakalım dünyamızı neler bekliyor?

Sistem yaratıcılarının çöküşüne ve yeni insanlıktan yana yükselişine şahit olacbiliriz. İnsan nasıl bir şekle ve görünüme bürünecek.

Nasıl bir kısırdöngünün içerisindeyiz ki koca galakside dönüp duran küçücük bir gezegenin içinde insan gibi yaşamayı başaramıyoruz. Bedenimiz ruhumuzu beslemeye, paramız cebimizi doldurmaya, dünya nimetleri egomuzu doyurmaya yetmiyor.

Bunun için biraz daha beklemeye ve dumanın dağılması sonrası zamana hazır şekilde olmamız lazım…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri