Yûsif Bedîrxan yazdı; Bu rezilliğin hesabını kim verecek?

Yûsif Bedirxan yazdı; Bu rezilliğin hesabını kim verecek?

Diyarbakır, her geçen gün yaşanabilir bir kent olmaktan çıkıyor. Bunda kenti yönetme iddiasında olan başta yerel yönetimler ve diğer kurumların rolü büyük.

Trafik zaten çileydi, yetmezmiş gibi Silvan yolunda başlatılan çalışmayla çile olmaktan çıkıp eziyete dönüştü.

Sosyal medyada yayılan haklı tepkiler karşısında kurumların yaptığı açıklamalar kentte kurumlar arası plansızlığın ne kadar kötü durumda olduğunu bir kez daha gösterdi.

DİSKİ ve Karayolları ele ele vermiş, trafiği durma noktasına getirmiş. 20 gün sürecekmiş. İşten çıkan, hastaya yetişen, çocuğunu okuldan alan vatandaşın zamanı kimin umurunda? Kurumlar için 20 gün tüy misali hafif, direksiyondaki, yoldaki her bir insan için ömür törpüsü.

Öbür yandan DEDAŞ aydınlatma direği diye ortalığı kazmış, kaldırımları yok etmiş. Yayalar arabanın üstüne çıkmak zorunda. Soruyorsun, “Parayı belediyeye verdik” diyorlar. Belediyeden ses var mı? Yok. Asfalt sezonu bitmişmiş! Madem bitecekti, kış kıyamet kapıdayken o kepçeleri niye indirdiniz heykeltıraş misali yollara?

Karayolları bir telden çalıyor, DİSKİ, DEDAŞ başka telden…

Ortak payda neresi? Tabii ki Diyarbakır! Ama koordinasyon? Arayın ki bulasınız. Bir kurumun bitirdiği çukuru diğeri devralıyor, fatura ise her zamanki gibi çamura bata çıka yürüyen vatandaşa kesiliyor.

Silvan yolundaki o çile ne zaman bitecek? DEDAŞ'ın kazdığı hendekleri kim kapatacak? Kurumlar arası iletişim kopukluğunun faturası ne zaman halka kesilmekten vazgeçilecek?

Diyarbakır sahipsiz değil diyorsunuz da; bu şehrin sokaklarında her köşe başını kazıp "Planlamayı unutmuşuz" diyenlere karşı asıl soruyu biz soruyoruz: Bu rezilliğin hesabını kim verecek?

…

Düşünün imar nazım planı ve onca bilgi veri eldeyken o yolları yapanların aklı neredeydi acaba.

Yıllar önceden nerede ne kadar konut yapılacağını bilenler, oluşacak insan/araç sirkülasyonunu düşünmediler mi?

Bat-çık diye tabir edilen pratiği işletmeyen akıl, bugün içindeki badirenin çıkış yolunu bile bulamazken, burunlarından kıl dahi aldırtmayan kibirle halkın içinde dolaşıyor.

Diyarbakır’da sorun çok. Deniz derya olmuş sorunlar içinde boğulan sözde bir halkın belediyesi anlayışıyla insanlar yıllardır uyutuldu, uyutulmaya devam ediyor.

Halkın belediyeleri artık halkın değil; rantçıların ve onlarla işbirliği içinde hareket eden külli yöneticilerin ve onları yukarıdan yönlendirenlerindir.

Göz gözü görmez bir körlükle hareket edenler, sadece bir kentin geleceğini yok etmiyor, bir inancı, güveni de yerle bir ediyor.

...

Dün DEM Parti Eş genel başkanı Tülay Hatimoğulları’nın partinin Demokratik Yerel Yönetimler hesabından paylaştığı videoda Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Bulam (Pınarbaşı) beldesindeki çalışmaları örnek gösteriyor ve şunları söylüyor: “Belediyemiz ‘paramız yok’ deyip oturmadı, halkla birlikte işe koyuldu. Bulam’da çok kıymetli bir şey var. Halkın belediyesiyle, yerel yönetimiyle dayanışarak yürüttüğü güçlü ve önemli işler var. İşte bizim belediyecilik anlayışımız budur. Halkla beraber el ele.”

Umarım burnundan kıl aldırmayan yerel yöneticiler kısa zamanda Bulam’a turistik bir gezi planlar…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri