Mesut Çokur Yazdı | Denge Siz misiniz?

Mesut Çokur Yazdı | Denge Siz misiniz?

Neden yeni türküler kaleme alınmıyor diye düşündüm geçen gece. Tek derdim buymuş gibi derinleştim bu husus üzerine. Nedenlerini bir kağıda sıraladım. Tüm bu düşüncelerin ve kafa yormaların ışığında bir kanıya vardım. Telli turnaların yerini tarifeli uçuşlar aldı. Ekonomi sınıfından seçtiği biletle Anadolu topraklarına gün içinde en az iki ayrı seferle seyahat ediyor ve sevdiğinin diyarına ulaşıyor.

Türkülerdeki aşıkları teknolojik imkanlarla bir araya getirdik çok şükür. Turnaların uçağa evrilmesi birkaç asır sürdü. Birde bizi yine türkülerdeki imkansızlıklara adapte etmek isteyen devlet kurumları var.

Buradaki mantıktan teknolojiyle sıyrılmak mümkün değil. Biraz daha açmam lazım konuyu. İyi anlaşılmadığımın farkındayım. İkamet ettiğimiz yerdeki hastaneler tedavi etmekte yetersiz kaldığında bağlantılı olduğu hastaneler için rapor düzenliyor. Eğer iç organlarınız elinize gelecek düzeyde değilse raporunuzda "mutat taşıt" ibaresi yer alıyor.

Nedir mutat taşıt? Alışılagelmiş taşıma aracı. Yani namıdiğer otobüs. Sosyal Güvenlik Kurumu 1000 kilometrelik yol için mutat taşıt bedeli adı altında 762 lira ödüyor. Bu bedel otobüs biletini karşılıyor mu? Tabi ki hayır. Şuan mevcut otobüs firmaları 1000 kilometrelik menzil için 1800-2000 lira arasında değişen bedeller talep ediyor. Aynı kuruma "bilet fiyatları sizin ödediğiniz bedelin iki katından fazla, bundan haberiniz var mı " diye sorulduğunda cevap olarak "devlet alt limiti baz alıyor" cevabını veriyor.

Bu cevaba karşı "alt limit ne demek" sorusunu yönelttiğinizde "firmalar isterlerse sizi devletin ödediği bedel karşılığında taşıyabilir" diye ekliyor.Bu dakikadan sonra ki tüm soruların muhattabı "Ulaştırma Bakanlığı" oluyor.

Özgürlüğüme düşkün olduğum için bu soruları eleştiri mekanizması oluşana kadar içimde tutuyorum. Devletimi ve kurumlarını çok seviyorum. Kamu spotu tadında bir son bekliyorsanız çok beklersiniz. Devletimi seviyorum ama hükümetle arasındaki farkı biliyorum. Hastasına otobüsü reva görüp yol hakkının sadece üçte birini karşılamanın sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını kavrayacak bilince sahip olduğumu düşünüyorum.

Yoksulluğun ve yolsuzluğun yediden yetmişe herkesi matematik profesörüne dönüştürdüğü milli sınırlarımız içinde milli kalamayan kişi ve unsurlar kafamızın içini hasta ediyor, psikolojimizi bozuyor ve midemizi anti deprasan yuvası yapıyor.

Gününün çoğunu çalışarak geçiren insanlarla uykuda bile kazanan varlıklar aynı nefesi solumaktan rahatsız oluyor. Birisi geçen hafta bu nefesi solumaktan sonsuza dek vazgeçti. NATO zirvesinden 70 gün sonra zirvenin yapıldığı yerde kolluk kuvveti emeklisi Ali Şekeroğlu beylik tabancasıyla misak-ı milliden melhame-i kübraya terfi etti. Rahmet dilememek için şekilden şekile giren sözde ünlüler gibi davrandığımın farkındayım ama öldü demek elime de dilime de zor geliyor.

Beyaz bir kağıda yazıyorum bunları ve şuan yazıya kurşun kalemle devam ediyorum. Tükenmez kalemle yazarken kalem tükendi. Mübalağa etmiyorum. Kalemin tükendiği yerde yazıma son verebilirdim ama kurşun kalemle devam ediyorum. Tükenmez kalemin akıbetini kurşun kalem için de diliyorum. Hapishanelerde cennet vatanın bir köşesidir minvalinde bir söz duymuştum. Bence kabirler de öyle. Konuşabilenlerin ikisi arasında mekik dokuması acı fakat, konuşulmaması daha acı. Turna misali Avrupa şehirlerini mesken edenleredir bu sözlerim, ben devletimin bana reva gördüğü mutat taşıtımla akıl hastanesine doğru yol alıyorum. mesutcokurr@gmail.com

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri