Sen memur olarak atandığın zaman bir mahmurluk çökmüştü içime. Öküz oturmuştu hayallerimin bittiği otlar üzerine. Küfretmiştim ilk defa talihime ve konuşmuştum Rabbülalemin ile "Bu kadar erken mi olacaktı ayrılık?" diye.
Ne üçü ne yedisi, ne kırkı ne ellisi... Bitmek bilmeyen bir yas evresi. Tokat olmuştu sözleri sarf ettiği gecenin ertesi. Yer arıyordum umutlarımı gömmeye; kararan içim ve aklaşan saçlarımla perperişan ölmeye.
Yokluğunda bile öğretmeye can atan bir meşaleydi. Keşke bazı şeyleri varlığında öğretseydi. Bazı acılar öldürmüyor, bazı sevinçler güldürmüyordu. Yalnızca gidişi değil, varlığı da süründürüyordu. "Ne işin vardı o halde?" diye kınamayın beni kardeşlerim! Fransızcayı ustalıkla konuşan siyahilere "nasıl" ve "neden" sorularını sormadan beni yargılamayın. Cezası belli. Ben yaşayıp üzerine bir de yazmaya zorlanıyor iken siz yaşamayı göze alamaz, dayanamazsınız.
Akılalmaz bir durumdur celladına aşık olmak. Şartların arasında güzellik bile yer almıyor. O, Leyla ile Şirin'in basit bir replikası; ben, Mecnun ile Ferhat'ın yedi göbek akrabası. Yatkınlığımız pek benzer değil. Kepçeyle yemek dağıtan Leyla Hanım'ın tavrına can feda eden Mecnun, ailenin yüz karasıdır; o ayrı. Gaflete düşüp ben de kınadım. Bu cümlenin kınama sayılmamasını talep ediyorum sayın yargıç! Savunmam da pek basit: Stajyer Mecnun'un davranışları hemcinslerimizde bakidir. O'nun kursağımdaki lokmayı almaya gözü var desem yeridir hani. İhtiyaçtan değil tabii.
Koskoca memurun ne işi var garibanın kursağındaki lokmayla? "Gözü dönmüşlükten yapmaz" dersem yalan olur. Kazanınca kaybedenlerdeniz anlayacağınız. Bu savaştan yalnızca habersizler nemalanır. Öfke diner, alışkanlıklar biter ve sular çekilir bir vakit. Habersiz kalıp kabuğuna hapis olursun. Sen, "Yeni Leylalara yer yok hayatımda," dersin. O, tüyünü yolacak horozunu bulunca balayına... Hayat tam olarak kötü hadiselerden uzak insanları kötü yapma öğretisidir. Ben öyle miydim sanki o'ndan önce? Balayına gidecek horoz rolü ilk bana yazıldı. Gel zaman git zaman, deformasyonlara yol açınca hayat rolüm elimden kayıp gitti. Ben gelinlik renginde kefene mahkum edildim, o gelinliğe terfi etti. Ben takım elbise karası hayata tutunurken, habersiz horoz takım elbiseyle ödüllendirildi. Kızmıyorum desem yalan, kızıyorum desem nafile. Bir masal daha zamanaşımına yenik düştü. Gerekçeli karar kısmına not düşüldü: Eşek ile insan arasındaki en belirgin fark hata katsayısıdır. mesutcokurr@gmail.com