Ünal Erkan sırlarıyla veda etmiş. Onu yerle bir ettiği Şırnak’ta verdiği zafer pozuyla hatırlıyorum. Hafızama kazınmış. Başta Hürriyet, tüm gazetelerin manşetindeydi kahraman.
Ahmet Kaya’nın doğum yıldönümüne denk geldiği için, bire bir yaşadığım bir anımı paylaşıyorum.
Saza niye gelmedin patlamış, biz Ahmet abiyle Bişar Tüysüz’ün Selim paşadaki yazlığındayız.
İbo aradı, gelmek istedi, davet ettik geldi.
Diyalogu aynen aktarıyorum. Tanıkları vardır. Belki bu muhabbete katkı verirler.
İbo: Ahmet, Ünal (erkan) abi bu türküyü okumamı istedi. Ama Celal gibi dedi,
Ahmet Kaya: O’nu 60 sene önce o makamda okumuşlar zaten. Ben üstada biraz rötüş yaptım. Yaşasa o da itiraz etmezdi.
İbo: Ünal abi orijinalinde ısrar ediyor.
Ahmet Kaya: Akıllı ol İbo, bu günler gelir geçer babam,
....
İbo tam da Ünal'ın ısmarladığı gibi okudu.
Ahmet öldü, İbo yaşıyor.
Yav hakikatten de ilahi adalet tecelli ediyor.
Ne çok dramın tanığı, sanığı, mağduru olduk arkadaş!
***
Yapılan bir ankete göre otuz yaş altı gençlerin yüzde 77’si arabeske sarmış. İlk sırada Müslüm Gürses ve Ahmet Kaya var. Orhan, Ferdi, Ümit Besen, diğer şöhretlerde listede sıralanıyor.
(Ahmet Kaya özgün müzik okurdu. Ankete dahil edilmiş.)
Ev genci diye yeni bir tabir türetilmişti. Eğitimli, işsiz gençler için icat edildi.
Boğaziçi’nden, Odtü’den mezun olduktan sonra aile evine sığınan gençlerin Aleyna Tilki’yi dinleyecek mecali kalmamış haliyle.
Yetmişli yılların kaos ortamında arabeskle soluklanan insanlar, afyonlu müziğin tesiriyle, 12 Eylül bariyerine çarpıncaya kadar uyuşturuldu.
Bir sabah, uzun yıllar yanacağımız başka bir cehennemin ateşi harlandı.
O ateş hiç sönmedi.