Deniz Göktaş, beni yirmili yaşlarıma götürdü. Bu mizah biçimini nasıl da özlemişiz. Bütün çıbanları tek tek patlatıyor.
Ankara yıllarında, açık havada izlediğim Zeki-Metin ikilisinin müptela olduğum hicivlerini hatırlatıyor. O güzel insanların dillerine doladıkları Demirel’li, Ecevit’li, Evren’li nükteleriyle kahkahalara boğulurduk.
Nejat Uygur başka bir alemdi. İncitmeden bağırsaklarını sökerdi ağır abilerin.
Gösteri arenaları, bizim için kurtarılmış bölgelerdi sanki.
Ne polis, ne savcı, ne de mahkeme salonları, mizahın gücüne itiraz etmezdi.
Deniz Göktaş, shovlarıyla belleğimize ustaca madik atıyor.
Unuttuğumuz sesler, renkler dans ediyor sanki.
“Ciddiyet aptallığın maskesidir”
Çok sevdiğim bu veciz söz, Watsapımın sloganıdır.
Göktaş, ciddi abilerin kadrajına takılmış. Tabi ki hesap sorulacak. Elbette ki, ezan susmaz, vatan bölünmez.
Demirtaş ise, Deniz Göktaş’a verdiği destekle eksik kısımları tamamlamış, kesmemiş kendisiyle dalga geçmiş.
Keşke elinde anahtar tutanlar esaslı bir IQ testine tabi tutulsaydı.