Barış Ünal yazdı | Deprem kapımızı çaldı: Diyarbakır hâlâ hazır mı?

Barış Ünal yazdı | Deprem kapımızı çaldı: Diyarbakır hâlâ hazır mı?

24 Eylül günü saatler 10.40’ı gösteriyordu…

Önce avizeler sallandı. Ardından koltukların, masaların, duvarların hareket ettiği hissedildi. Birkaç saniye içerisinde Diyarbakır’da binlerce insanın aklından aynı kelime geçti:

Deprem!

Kandilli Rasathanesi, 24 Eylül’de Şanlıurfa Pınarbaşı merkezli depremin büyüklüğünü 5,5, derinliğini ise 5,1 kilometre olarak açıkladı. AFAD’ın açıkladığı büyüklük ise 5,4 oldu. Deprem Diyarbakır’da da güçlü biçimde hissedildi.

Ve şehir bir anda 6 Şubat sabahına döndü.

Özellikle Huzurevleri’nde ve eski yapıların yoğun olduğu bölgelerde insanlar korkuyla apartmanlardan çıktı. Kimi çocuğunun elinden tuttu, kimi yaşlı anne babasını aşağıya indirmeye çalıştı, kimi ise üzerine montunu dahi alamadan kendisini sokağa attı.

Aslında sokaklara inen yalnızca insanlar değildi.

6 Şubat’ın korkusu da yeniden sokağa indi. Çünkü Diyarbakır unutmadı.

6 Şubat 2023 depremlerinde kentte 1’i boş 7 bina yıkıldı; 411 insan hayatını kaybetti, 912 kişi yaralandı. 5 bin 494 bina ağır, 2 bin 645 bina ise orta hasarlı olarak kayıtlara geçti.

Bu rakamların her biri bir istatistikten fazlasıdır.

411 yarım kalan hayat, 411 ev, 411 aile hikâyesi…

İşte bu nedenle 24 Eylül’de sallanan yalnızca binalar değildi; Diyarbakır’ın hafızasıydı.

Tatbikattan 25 dakika sonra gerçek deprem!

Günün belki de en düşündürücü ayrıntısı ise başka yerde yaşandı.

Yenişehir Parkı’nda düzenlenen “Dicle’den Akan Bilim Şenliği” kapsamında öğrencilere afet bilinci kazandırmak amacıyla deprem tatbikatı gerçekleştirildi. AFAD İl Müdürü İlami Çakmak’ın da katıldığı tatbikatta öğrenciler “çök-kapan-tutun” hareketini uyguladı.

Ve tatbikattan yaklaşık 25 dakika sonra gerçek deprem meydana geldi.

Hayat bazen insana bundan daha çarpıcı bir ders veremez. Ancak mesele bir kez tatbikat yapmak değildir. Mesele, o tatbikatı hayatın parçası hâline getirmektir.

Bugün Diyarbakır’da kaç aile evine en yakın toplanma alanını biliyor?

Kaç apartmanda tahliye planı var? Kaç vatandaş deprem sırasında merdivenlere koşmaması gerektiğini biliyor? Kaç binada dolaplar ve devrilebilecek ağır eşyalar sabitlenmiş durumda?

Ve hepsinden önemlisi; Kaç Diyarbakırlı oturduğu binanın gerçekten depreme dayanıklı olduğunu biliyor? Asıl tartışmamız gereken budur.

Vatandaşa sürekli “deprem çantanızı hazırlayın” diyoruz. Elbette hazırlayalım.

Fakat vatandaşın sırtındaki çantadan önce, başının üzerindeki binayı konuşmak zorundayız.

Özellikle eski yapılaşmanın yoğun olduğu mahallelerde bilimsel yapı envanteri çalışmalarının hızlandırılması, riskli yapıların tespit edilmesi ve sonuçların vatandaşla açık biçimde paylaşılması gerekiyor.

Nitekim 2026’da yayımlanan akademik bir çalışma da Eski Bağlar’daki yapı stokunu ve 6 Şubat depremlerinde ortaya çıkan hasarları inceleyerek bölgenin depreme dirençli hâle getirilmesi için kısa, orta ve uzun vadeli çözümlere ihtiyaç bulunduğunu ortaya koyuyor.

Deprem yönetmeliği kâğıt üzerinde değil, betonun içinde uygulanır. Denetim dosyada değil, şantiyede yapılır.

Kentsel dönüşüm ise yalnızca yeni ve gösterişli binalar yapmak değildir; insanın yaşadığı evi güvenli hâle getirmektir.

Panik de bir afet riskidir

Son depremde dikkat çeken başka bir görüntü de insanların sarsıntıyla birlikte hızla binalardan çıkmaya çalışmasıydı.

Korkuyu anlamamak mümkün değil. Fakat yanlış tahliye davranışı da can kaybına yol açabilir.

AFAD, deprem sırasında bina içerisinde bulunanların merdivenlere ve çıkışlara koşmamasını, asansör kullanmamasını; güvenli bir noktada “çök-kapan-tutun” hareketini uygulamasını öneriyor. Tahliye, sarsıntı sona erdikten sonra güvenli biçimde gerçekleştirilmeli.

Demek ki yalnızca binalarımızı değil, toplumu da depreme hazırlamak zorundayız.

Okullarda, apartmanlarda, sitelerde, kamu kurumlarında, iş yerlerinde, hatta mahallelerde düzenli tatbikatlar yapılmalı.

Yaşlıların, engellilerin ve hareket kabiliyeti kısıtlı vatandaşların nasıl tahliye edileceği önceden belirlenmeli.

Çünkü afet anında plan yapılmaz; Afet gelmeden plan yapılır.

6 Şubat’tan ders aldık mı? Belki de kendimize sormamız gereken en ağır soru budur.

6 Şubat’ın üzerinden üç yıldan fazla zaman geçti. 411 canımızı Diyarbakır’da toprağa verdik. Binlerce bina ağır veya orta hasar gördü.

Peki, bugün aynı büyüklükte yeni bir afet yaşansa Diyarbakır ne kadar hazır?

Toplanma alanlarımız yeterli mi, eski binalarımızın durumu ne, arama-kurtarma kapasitemiz yeterli mi, mahalle bazında afet planlarımız var mı, vatandaş bunları biliyor mu?

Bu soruların cevabını depremden sonra değil, depremden önce vermek zorundayız.

Çünkü deprem bize tarih vermiyor, randevu almıyor, kapıyı çalmıyor.

Bir sabah, bir gece, çocuklarımız okuldayken ya da herkes yatağındayken geliyor.

24 Eylül’de yaşadığımız sarsıntı belki büyük bir yıkıma dönüşmedi. Bunu bir şans olarak görüp unutmak en büyük hata olur. Bunu uyarı olarak görmek zorundayız.

Diyarbakır Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, AFAD, ilçe belediyeleri, üniversiteler, İnşaat Mühendisleri ve Mimarlar odaları, ilgili meslek kuruluşları, muhtarlar ve sivil toplum örgütleri aynı masanın etrafında buluşmalıdır.

Mahalle mahalle yapı riski çıkarılmalı.

Toplanma alanları vatandaşlara yeniden anlatılmalı.

Okullardan sitelere kadar düzenli tatbikatlar yapılmalı.

Riskli yapılar için vatandaşın ulaşabileceği açık ve uygulanabilir bir yol haritası oluşturulmalıdır.

Çünkü depremle mücadele enkazın başında başlamaz.

İlk kazma vurulmadan, ilk kolon dökülmeden, ilk ruhsat imzalanmadan başlar.

24 Eylül’de Diyarbakır birkaç saniye sallandı. Sonra hayat normale döndü.

Ama biz bu depremi de birkaç gün konuşup unutursak, asıl tehlike işte o zaman başlayacak.

6 Şubat bize çok ağır bir bedel ödetti. Bir daha aynı bedeli ödememek için bugün yapmamız gereken şey korkmak değil; hazırlanmak, denetlemek, dönüştürmek ve bilinçlenmektir.

Depremin ne zaman geleceğini bilmiyoruz. Ama geldiğinde nasıl bir Diyarbakır’la karşılaşacağını biz belirleyebiliriz.

Ve unutmayalım: Deprem birkaç saniye sürer; ihmalin bedeli ise nesiller boyu ödenebilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri