Mehdi Zana Ağabeyimizin vefatını az önce öğrendim. Daha önceki bir telefon görüşmemizde, "Lawo Ezo ez namırım, ez û tu lı Amed çay vennaxwın ez namırım, Ez melek e Xwede me" (Oğlum Aziz Merak etme ben ölmem, seninle Amed'te çay içmeyinceye kadar ölmeyeceğim, ben Allahın Meleğiyim) demişti. Diyarbakır'da hastanede iken gittim ancak yoğun bakımda olduğu için onu göremedim.
Acılar içindeyim, mekanın cennet olsun Xalo, ışıklar içinde uyu yiğit insan.. Seni ve Zindan direnişini asla unutmayacağız…
AY DİL AY DİL DİLO LO..
Kırk yıl altı yıl önce tam Zulüm kokan 12 Eylül tufanının kulakları sağır eden işkence feryatları girdabında; çırılçıplak, gözler bağlı ve şair Ahmed Arif in dizelerindeki gibi, "karnında açlığın ağır boşluğu" ile ölümün, özgürlükle anlamdaş olduğu acı, kaskatı, taş gibi vakitler geçiriyoruz.. fallarda "üç vakte kadar" denilen vakitlerin yani başımızda infaz edildiği günler.. gündüz mü, gece mi? saat kaç? bilinmeyen bir karanlık dehlizdeyiz..
Ve bir Kürdçe türkü bize doğru kucak açıp gelmişti.. "Ay dil ay dil dilo lo/ Te digo çi min digo wulo lo/ Wext derbas bû mîna do/ Welle ez helîyam lo..
Bu güzel türküyü, bizim gibi işkencede olan, insanüstü bir direnişle zulmün yüzüne tüküren Mehdi Zana abimiz söylüyordu.. Bugün o türkü kulağıma yine çalındı.. hüngür hüngür ağladım.. geçen günlere mi, yoksa Mehdi abiye özlem miydi bu göz yaşlarım bilemedim..