Belgesel fotoğraf sanatçısı Veysi Arcagök’ün Dicle Üniversitesi Köprüsü yakınlarında tesadüfen yakaladığı o nadir anlar, doğanın evrimsel dengesini ve bu özel türün bilinmeyen etçil karakterini bir kez daha gözler önüne serdi.
"Sadece iki kare fotoğraf çekebildim"
Yıllardır Hevsel Bahçeleri’ndeki biyoçeşitliliği ve yaban hayatını kayıt altına alan fotoğraf sanatçısı Veysi Arcagök, Dicle Nehri kıyısında tanıklık ettiği o çarpıcı dakikaları şu sözlerle aktardı:
"Üniversite Köprüsü yakınlarında suyun yüzeyinde sıra dışı bir hareketlilik fark ettim. Yaklaştığımda, bir gece balıkçılının oldukça halsiz, ağır yaralı ve ölmek üzere olduğunu gördüm. Tam o esnada, nehirde yaşayan büyükçe bir Fırat kaplumbağası kuşun etrafında dönmeye başladı. Avının zayıf anını kollayan kaplumbağa, ani bir refleksle boynunu uzatarak balıkçılı yakaladı ve suyun derinliklerine doğru çekerek gözden kayboldu. Her şey saniyeler içinde olup bitti; o kadar hızlı gelişti ki refleks olarak sadece iki kare fotoğraf çekebildim."
Sanılanın aksine otçul değil, amansız bir etçil
Kamuoyunda kaplumbağaların genellikle yavaş ve otçul canlılar olarak bilinmesi, bu av sahnesini daha da şaşırtıcı kılıyor. Oysa kara kaplumbağalarının aksine, dünyada yalnızca Fırat ve Dicle nehir havzalarında (Diyarbakır, Şanlıurfa ve Batman’da) yaşam alanı bulan Fırat kaplumbağaları ağırlıklı olarak etçil (karnivor) bir beslenme yapısına sahip.
Çamurlu ve kumlu su tabanlarında kendilerini kamufle ederek gizlenen bu canlılar; balıklar, kurbağalar, tatlı su kabukluları, su böcekleri ve larvalarla besleniyor. Aynı zamanda akarsuda buldukları hayvan leşlerini de tüketen bu tür, nehirde avlayacak canlı bulamadığı dönemlerde ise nadiren su bitkilerine yöneliyor.
Uzmanlar uyarıyor: "Ekosistemin dengesi için müdahale edilmemeli"
Çok hızlı hareket edebilen ve avını yakalamak için boynunu aniden ileri fırlatma yeteneğine sahip olan Fırat kaplumbağası, uluslararası ölçekte koruma altında olan nadir ve endemik bir tür.
Yaban hayatı uzmanları ve yetkililer, Dicle Nehri’ndeki bu sert ama kusursuz döngünün nehir ekosisteminin sağlığı için kritik bir öneme sahip olduğunu vurguluyor. Doğal yaşam alanlarında bu canlıların beslenme zincirine ve avlanma süreçlerine insanların kesinlikle müdahale etmemesi gerektiği, her müdahalenin nehirdeki ekolojik dengeye kalıcı zararlar verebileceği ifade ediliyor.