Cumhurbaşkanı Danışmanı Mehmet Uçum'un 17 Ağustos günü RG'de yayımlanarak yürürlüğe giren çerçeve yasaya ilişkin değerlendirme yazısını Anadolu Ajansı web sayfasında okudum.
Aslında üzerinde konuşulacak ya da paylaşılacak bir yazı değil, çünkü içinizde sürece ilişkin bir miktar umut varsa onu da elinizden alan bir içeriğe sahip.
Kendisi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kıdemli danışmanı.
Dolayısıyla bu yazı Erdoğan'ın onayı olmadan devletin resmi ajansında paylaşılamazdı.
İmralı'nıın, Dem Parti'nin söylemi baştan beri Kürtlerin demokratik cumhuriyete entegrasyonu olarak ifade edildi.
Bu "entegrasyon" kavramının dil, kültür, kimlik gibi temel hakların korunmasını da içerdiğine dair bir yaklaşım var. Özellikle Kürt cephesinde.
Ama Mehmet Uçum bambaşka şeylerden bahsediyor.
Yazısının bir bölümünde aynen şunu söylüyor:
"Öcalan’ın devletle ve toplumla bütünleşme perspektifinin etnik siyaseti dışladığı açıktır. Bunun gereği olarak artık etnik siyaset tarzı Türkiye siyasetinin önüne çıkartılmamalıdır. Etnik siyasetin Türkiye’nin bütünlüğünün önüne çıkartılma gayreti ciddi bir sorundur. Türk milletinin, Türkiye’nin bütünlüğü ve bütünlüğün temel unsurları konusundaki değişmez ve değişmeyecek kabullerini ve hassasiyetini dikkate alarak dil kurmanın geçiş sürecine katkı yapacağı unutulmamalıdır."
Özellikle "Etnik Siyaset" diye vurguluyor.
Yani siyasal düzlemde dahi dille, kimlikle, kültürle bizi uğraştırmayın demeye getiriyor.
Ve yazının devamında "çözüm süreci" kavramı üzerinde umuda yelken açan bizlere haddimizi ve sınırımızı bildirerek şöyle diyor;
"Devletin geçiş sürecinin muhataplarıyla yürüttüğü diyalog, terörün kesin ve devamlı surette her mecradan tasfiyesi için yürütülen temastır. Diyaloğun amacı Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinin en sorunsuz şekilde tamamlanmasını sağlamaktır. Bu konuda çıkarılan 7595 sayılı Kanun tarihsel önemdedir. Diyaloga farklı manalar yüklemek, ana mecrasıyla doğrudan ilgili olmayan alanlara taşımak geçiş sürecine zaman kaybettirmekten başka bir şeye yaramaz."
Sanırım bundan açık söylenemezdi.
"Bu diyalog terörün kesin ve devamlı bir biçimde her mecradan tasfiyesi için yürütülüyor"
Gayet tepeden bakarak da ders verir gibi bu diyaloga farklı manalar yüklemeyin, başka alanlara taşımayın diyor.
Haklara anayasal güvence gibi... Yaklaşımları da tamamen "başka bahara" diyerek, önümüzdeki seçimlerden sonraya atıyor.
O cümle de şöyle;
"Bu gerekçelerle 28. dönemde tamamlanması güç göründüğünden, Türkiye muhtemelen bir sonraki yasama döneminde, yani 29. Dönem TBMM’si eliyle yeni anayasasını yapacaktır."
Bir sonraki dönem için de "muhtemelen" demesi dikkatinizi çekmiştir.
Herşeye rağmen enseyi karartmamak lazım ama öyle anlaşılıyor ki
Kürtler konulu yeni sezon dizisinin ana teması yine "kandırılma" olacak gibi.