Gazeteci ve yazar Mümtaz’er Türköne, Medyascope'ta yayımlanan değerlendirme yazısında, DEM Parti İmralı Heyeti'nin Abdullah Öcalan ile yaptığı son görüşmenin ardından kamuoyuna açıklanan mesajları ele aldı. Türköne, Öcalan'ın kullandığı "Bin kilometrelik yol bir adımla başlar" ifadesinin, Türkiye'nin yeni bir siyasal döneme girdiğini gösterdiğini savundu.
Türköne'ye göre söz konusu ifade, yalnızca uzun ve zorlu bir süreci değil, aynı zamanda yönün doğru belirlenmesi gerektiğini de anlatıyor. Yazısında, Meclis'e gelmesi beklenen çerçeve yasanın kabul edilmesi halinde Türkiye'nin yalnızca yeni bir hukuki düzenlemeye değil, devletin kurumları, gelenekleri ve yönetim anlayışını kapsayan köklü bir dönüşüme ihtiyaç duyacağını ileri sürdü.
"Ulus devletin restorasyonu"
Cumhuriyet'in kuruluş sürecini değerlendiren Türköne, Türkiye'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun ardından ulus devlet modeliyle inşa edildiğini, bu modelin zaman içinde Kürt meselesinin temel çerçevesini oluşturduğunu savundu.
Yazısında, sorunun ulus devletin varlığından değil, ulusun nasıl tanımlandığından kaynaklandığını ileri süren Türköne, Mustafa Kemal Atatürk'ün dikte ettirdiğini belirttiği Medeni Bilgiler kitabındaki "kader ortaklığı" anlayışının yeniden hatırlanması gerektiğini ifade etti.
Türköne, Türkiye'nin yeni dönemde etnik köken yerine ortak gelecek iradesine dayalı bir vatandaşlık anlayışını tartışmak zorunda kalacağını öne sürdü.
"Ayrı devlet hedefi terk edildi"
Yazıda, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısıyla ayrı devlet hedefinden vazgeçtiğini ilan ettiği ve bunun Kürt kamuoyunda benimsendiği iddia edildi.
Türköne, bu gelişmenin Türkiye açısından "bölücülük tehdidinin ortadan kalktığı" anlamına geldiğini savunarak, bundan sonraki temel sorumluluğun devletin yeni sürece uyum sağlaması olduğunu ileri sürdü.
Kürt sorununun tarih boyunca Türklerle Kürtler arasında değil, devlet ile Kürtler arasında yaşandığını öne süren Türköne, çözümün de devlet eliyle yürütüldüğünü ifade etti.
"En büyük engel güven"
Türköne, sürecin önündeki en önemli sorunun taraflar arasındaki güven eksikliği olduğunu savundu.
22 Ekim 2024'ten bu yana kamuoyunun yeterince hazırlanmadığını ileri süren Türköne, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sürece ilişkin açıklamalarını bu konuda istisna olarak değerlendirdi.
Yazısında Bahçeli'nin hem siyasi risk aldığını hem de Türk kamuoyunu yeni döneme hazırladığını savunan Türköne, Abdullah Öcalan'ın da PKK ve Kürt kamuoyu üzerindeki etkisi sayesinde sürecin ilerlemesinde kritik rol oynadığını öne sürdü.
Selahattin Demirtaş ve hukuk vurgusu
Türköne, kalıcı çözüm için demokratikleşme ve hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Yazısında, Türklerin de kendilerini güvende hissetmediği bir yargı düzeninde Kürtlere yeterli güvence verilemeyeceğini savunan Türköne, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın yargı kararlarına rağmen cezaevinde tutulduğunu öne sürerek bunun demokratikleşme açısından çözülmesi gereken başlıklardan biri olduğunu ifade etti.
Türköne, yazısını Türkiye'nin "yüzyıllık sorununu çözme fırsatıyla karşı karşıya olduğu" değerlendirmesiyle tamamladı. Sürecin daha şeffaf hale gelmesiyle birlikte kamuoyunun gelişmeleri daha sağlıklı değerlendirebileceğini savunan Türköne, yeni dönemde demokratikleşme ve hukuk reformlarının belirleyici olacağını ileri sürdü.