Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Kürt Araştırmalar Merkezi ve Target Medya ve Eğitim Örgütü tarafından Zoom üzerinde düzenlenen basın toplantısına katıldı. Çok sayıda gazeteci ve medya kuruluşunun katıldığı toplantıda Îlham Ehmed, Suriye'deki gelişmeler, özellikle Halep’teki Şeyh Mahmut, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine yönelik saldırıları ile Dêr Hafir ve Tişrîn Barajı hattına yönelik saldırılar hakkında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Katledilenlerin sayısı açıklanandan fazla
Mahallelere yönelik saldırılara, “Suriye Ordusu” içindeki yabancı gruplar da dahil birçok tarafın karıştığına dikkat çeken İlham Ehmed, katledilenlerin sayısının açıklanandan çok daha yüksek olduğunu, ancak bazılarının aydınlatılmadığını, bu nedenle bağımsız insan hakları örgütlerinin suçları soruşturmasına izin verilmesi çağrısında bulundu.
Ahmed, Şeyh Maksud’da kendi ailesinden 7 kişinin bir otobüste dronla vurularak katledildiğini söyledi. Ahmed, esir düşen bir Asayiş üyesinin kalbinin yerinden çıkarıldığı fotoğrafı göstererek; "Bu vahşet durdurulmazsa savaş bölgeye de sıçrayacak" uyarısını yaptı.
“10 Mart Mutabakatı’nın hayata geçirilememesinin sorumlusu Şam’dır”
Suriye’nin yeni hükümeti ve Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasındaki müzakerlere ve siyasi sürece dair şu kronolojik bilgileri paylaşan Ahmed, "Mart 2025’te Şam hükümeti ile '10 Mart Mutabakatı' imzalanmıştı. Yeni bir başlangıç için defalarca görüşme talep ettik ancak Şam’dan cevap alınamadı. ABD’nin kolaylaştırıcı rolüyle yapılan görüşmelerde ise Şam hükümeti sürekli engeller çıkardı. 10 Mart Mutabakatı’nın hayata geçirilememesinin büyük sorumluluğu Şam hükümetindedir” dedi.
Ahmed, “Halep’te yıllardır abluka altında olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye için 1 Nisan 2025’te yapılan mutabakat da Halep yönetiminin zihniyeti yüzünden işlemedi. Onlar 'ortak yönetim' yerine her şeyi tek başlarına kontrol etmek istediler. Bize 'tamamen teslimiyet' mantığı dayatıldı. Bölge halkının güvenliği için önerdiğimiz resmi çerçeve Şam tarafından reddedildi” ifadelerini kullandı.
"Saldırganların içinde IŞİD’li ve Uygur gruplar var"
Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırı hakkında da detaylı bilgi veren Ahmed, şunları kaydetti:
"6-10 Ocak 2026 tarihlerinde yaşanan çatışmalarda çok sayıda Asayiş üyesi hayatını kaybetti. Bu barbarca saldırılarda 47 sivil öldü, 133 kişi yaralandı. Kayıp sayısı henüz netleşmedi ama çok yüksek. Saldırı 80’den fazla tank, top ve yoğun dron darbeleriyle yapıldı. 60., 86. ve 62. tümenlerin yanı sıra Amşat, Hamzat ve HTŞ unsurları bizzat katıldı. Şam hükümetinin 'devlet otoritesini kuruyoruz' dediği ordu budur; içinde IŞİD üyeleri, Türklerin desteklediği Uygur örgütleri ve yabancı El-Kaide unsurları yer alıyor."
‘Uluslararası güçlerle görüşmeler sürüyor’
Saldırıların artmasına ilişkin İlham Ehmed, saldırılara ilişkin uluslararası düzeyde büyük bir rahatsızlık olduğunu belirterek, “Dêr Hafir'daki saldırılar ve askeri güçlerin artışıyla ilgili olarak uluslararası güçlerle görüşmelerimiz sürüyor” dedi.
İlham Ehmed, son dönemdeki askeri hareketlilik ve faaliyetlerdeki artışın, özellikle geçici hükümetin Dêr Hafir ve Meskenê'ye ek güçler konuşlandırması nedeniyle “Suriye'de iç savaş riskini doğuruyor” uyarısında bulundu.
"Sadece kendi ailemden 7 kişi can verdi"
Konuşmasında kişisel bir trajediyi de paylaşan İlham Ahmed, "Sadece benim ailemden Şeyh Maksud'ta şu ana kadar 7 kişi hayatını kaybetti. Bir otobüsün içindeyken dronla vuruldular ve ailemden 7 kişi orada can verdi. Bunun dışında, şimdiye kadar hayatını kaybeden sivil halkın sayısı çok fazla. İnsanların evleri yağmalandı. Kadın savaşçıların cenazeleri yüksek yerlerden aşağı atılıyor" diye konuştu.
Esir düşenler vahşice öldürüldü
Ekrana Halep’te yaşananları belgeleyen fotoğraflar gösteren Ahmed, oyuncaklarına sarılmış bir kız çocuğunun fotoğrafını örnek gösterdi.
Ahmed, "İnsanlık dışı muameleler ve cenazelere yapılan saygısızlıklar yürek yakıcıdır. Kamera önünde tekrar paylaşmak istiyorum; işte bu kişi esir düştüğünde sağdı, bu görüntüde ise kalbinin yerinden çıkarıldığı görülüyor. Maalesef saldırılar bu vahşettedir" ifadelerini kullandı.
Ahmed, “IŞİD’e karşı dünyayı koruyan bu savaşçılar bugün IŞİD zihniyetiyle katlediliyor ve dünya buna sessiz” dedi.
Kendi halkına saldıran bir ordu nasıl meşru olabilir?
Rojavalı yönetici, "ABD, Sezar Yaptırımları’nı bazı şartlarla kaldırma kararı almıştı. Bu şartlar; Suriye toplumunun tüm bileşenlerinin korunması ve yabancı savaşçıların çıkarılmasıydı. Ancak Şam tam tersini yapıyor. Önce Dürzileri, sonra Alevileri, sonra Hristiyanları ve muhalif Sünnileri hedef aldılar. Kendi halkına saldıran bir ordu nasıl meşru olabilir? Dünya bu devleti nasıl kabul edebilir?" diye konuştu.
Bu kaos burada kalmaz; Irak, İsrail ve Türkiye de içine çekilir
İlham Ahmed, saldırıların genişleyeceği uyarısında bulunarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün Deyr Hafir ve Meskene’de 40 binden fazla silahlı unsur toplandı ve yeni bir saldırı hazırlığı yapılıyor. 'PKK meselesini temizleyeceğiz' diyorlar. Bu koca bir yalandır. PKK kendini feshetti, orada yok. Onun meselesi bugün Türkiye’de bir diyalog süreciyle yürüyor. Bunu bahane ederek dünyayı kandırıyorlar."
Ahmed, "Eğer bugün bu saldırılar durdurulmazsa, bu kaos sadece burada kalmaz; Irak, Lübnan, İsrail ve Türkiye de içine çekilir. Bölgesel bir yangın çıkar. Bugün Suriye’ye rahatça gelip sonra yurt dışına gidenler, beraberlerinde huzur götüreceklerini sanmasınlar. Aksine, Suriye’nin içindeki tüm radikal fikirler tekrar diğer ülkelere geçecektir. Bu söylenmemiş bir gerçektir. Dünya uyanmalı ve bu barbarlığa karşı çok ciddi bir duruş sergilemelidir” ifadelerini kullandı.