İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın AHBAP Derneği'ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, aralarında derneğin kurucusu Haluk Levent ile yayıncı Oğuzhan Uğur'un da bulunduğu bazı şüpheliler hakkında tutuklama kararı verildi. Başsavcılık soruşturmayı "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" iddiaları kapsamında yürütüyor. Soruşturma ise devam ediyor.
"Sivil toplum kuruluşları arasında farklı uygulamalar var"
Mezopotam Haber Ajansı’na konuşan Eren Keskin, afet dönemlerinde sivil toplum kuruluşlarının önemli bir rol üstlendiğini belirterek, farklı kuruluşlara yönelik kamu kurumlarının yaklaşımının eşit olmadığını ileri sürdü.
Keskin, özellikle insan hakları alanında faaliyet gösteren bazı kuruluşların yoğun denetimlerle karşı karşıya kaldığını, buna karşın bazı derneklerin uzun süre kamuoyu nezdinde daha görünür hale geldiğini söyledi.
AHBAP Derneği'nin faaliyetlerine ilişkin iddiaların yalnızca bireysel sorumluluk çerçevesinde değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Keskin, soruşturmanın tüm yönleriyle ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
"Soruşturma tüm yönleriyle aydınlatılmalı"
Keskin, soruşturma kapsamında kamuoyuna yansıyan bazı iddiaların araştırılması gerektiğini belirterek, olası kamu görevlisi bağlantılarının da bağımsız biçimde incelenmesinin önem taşıdığını söyledi.
Soruşturmanın sonucunun yargı süreci sonunda ortaya çıkacağını vurgulayan Keskin, delillerin eksiksiz değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
"Faili meçhul dosyalarında da aynı kararlılık gösterilmeli"
Keskin, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in geçmişte yaptığı faili meçhul dosyalarına ilişkin açıklamalarını hatırlatarak, benzer kararlılığın 1990'lı yıllarda işlenen ve kamuoyunda uzun yıllardır tartışılan insan hakları ihlali dosyaları için de gösterilmesi gerektiğini savundu.
Başta Kızıltepe JİTEM davası olmak üzere zorla kaybetmeler ve faili meçhul cinayetlere ilişkin çok sayıda dosyanın yıllardır sonuçlandırılamadığını ifade eden Keskin, Vedat Aydın cinayeti ile Dargeçit ve benzeri davaları örnek gösterdi.
Keskin, "Faili meçhul cinayetlerin tamamı etkin biçimde soruşturulmalı. Bu konuda seçici davranılmaması gerekir." değerlendirmesinde bulundu.
Atilla Uğur'a ilişkin değerlendirmeleri
Eren Keskin, şovmen Oğuzhan Uğur’un babası olan emekli Kızıltepe Jandarma Kurmay Albay Atilla Uğur'un adının geçmişte kamuoyunda çeşitli dava ve iddialarla gündeme geldiğini hatırlatarak, insan hakları savunucularının uzun yıllardır bu dosyaları takip ettiğini söyledi.
Keskin, Atilla Uğur hakkında geçmişte açılan davalara ve Ergenekon yargılamalarına atıfta bulunarak, bu süreçlerin kamuoyunda geniş biçimde tartışıldığını ifade etti.
Oğuzhan Uğur hakkında
Oğuzhan Uğur'un hukuki durumunun babasından tamamen bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini belirten Keskin, hakkında yürütülen soruşturmanın sonucunun yargı süreci sonunda netleşeceğini söyledi.
Keskin, "Bir kişinin babasının geçmişi nedeniyle sorumlu tutulması doğru değildir. Ancak yürütülen soruşturma kapsamında hukuki sorumluluğu varsa bunun yargı tarafından belirlenmesi gerekir." ifadelerini kullandı.
Öte yandan, soruşturma kapsamında haklarında işlem yapılan kişiler yöneltilen suçlamaları yargı önünde reddetme ve savunma yapma hakkına sahip bulunuyor. Dosyaya ilişkin yargılama süreci ise devam ediyor.