Çözüm Tartışmalarının Kilit Anahtarı: Yerel Özerklik Şartı

Türkiye’nin 1988’den bu yana masasında duran Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, çözüm süreci tartışmalarıyla yeniden gündemde. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın "Demokratik Cumhuriyet" teziyle yeniden işaret ettiği Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı neyi kapsıyor? Türkiye’nin 10 paragrafa koyduğu şerh, yerel yönetimlerin güçlenmesinin önünde engel mi?

YENİGÜN HABER – MHP lideri Devlet Bahçeli'nin silahların susması ve 'çözüm' konusunu gündeme getirmesi sonrasında İmralı adasına yapılan ziyaretler, basın açıklamaları ve TBMM komisyonunun 'ikinci çözüm süreci' konusunda hazırladığı rapora yönelik eleştiriler güncelliğini koruyor. Hükümet kanadı sorunu 'terör' bağlamında ele alarak bu konuda herhangi bir yasal düzenleme için süreci ağırdan aldığı yönünde eleştirilere maruz kalırken, DEM Parti ana dil, yerel yönetimlerin yetkilerinin genişletilmesi gibi konularda yasal adım atılmasını bekliyor.

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın ise ulus devlet stratejisinden vaz geçerek 'Demokratik Cumhuriyet' fikrini ortaya atarak, bunun sorunun çözümü konusunda tek çıkar yol olduğunu savundu. Öcalan, 16 Şubat tarihinde İmralı'da DEM Parti Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile avukat Özgür Faik Erol ile yaptığı görüşmede, Türkiye'nin bazı maddelerine çekince koyduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nı tekrar gündeme getirdi.

Öcalan yaptığı açıklamada, "Yerel demokrasi dediğim şu: Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır. Yerel yönetimin şartları belli. Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur" ifadelerini kullandı.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik ne zaman gündeme geldi

Peki, Türkiye'nin bazı maddelerine çekince koyduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı nedir? Kabaca belirtmek gerekirse, birçok Avrupa ülkesinin imzaladığı bu antlaşmada, genel olarak yerel yönetimlerin idari, siyasi ve mali özerkliklerinin gerçekleştirilmesi, korunması ve kamu hizmetlerinin vatandaşlara en yakın yönetim birimlerince yerine getirilmesi çerçevesinde yerel yönetimlerin daha etkin ve işlevsel bir hale getirilmesi hedefleniyor.

Avrupa ülkelerinin yerel yönetimlere kısmi özerklik verilmesi konusundaki çalışması yeni değil aslında. İkinci dünya savaşından sonra 1951 yılında bir araya gelen Avrupa'daki belediyeler daha sonradan ismi Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) adını alacak oluşumun temelini attılar. O tarihte kurulan bu konsey, Avrupa Birliği'nin 28 üye ülkesini ve aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 41 üye ülkeden oluşuyordu.

İlk taslak 1982 yılında hazırlandı

Konseyin 1953 yılında yapmış olduğu ilk toplantısında, "Avrupa Belediye Özgürlükleri Şartı" oy birliğiyle kabul edildi ve o tarihte bu şartı kabul eden belediyelerin özerliği hakkındaki temel ilkeleri ülkelerin anayasalarında garanti altına almaları istendi. 1982 yılında ise Avrupa Yerel Yönetimler Özerlik Şartı Taslağı hazırlandı. Bu taslak metin, 1984 yılında

Roma’da düzenlenen 6. Yerel Yönetimlerden Sorumlu Uzman Bakanlar Konferansı gündeminin birinci sırasında görüşüldü. Uygunluğu kabul edilen Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Avrupa Komisyonu Bakanlar Komitesi tarafından 15 Ekim 1985 tarihinde sözleşme olarak üye ülkelerin imzasına açıldı.

TBMM çekince koyarak imzaladı

Türkiye, söz konusu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nı 21 Kasım 1988 tarihinde bazı çekinceler koyarak imzaladı.

Söz konusu antlaşma, 8 Mayıs 1991 tarih ve 3723 sayılı "Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun" ile Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ve 6 Ağustos1992 tarihli 92/3398 sayılı karar ile Bakanlar Kurulu tarafından söz konusu Şart'ın 10 paragrafına çekinceler konularak imzalandı ve bu karar 3 Eylül1992 tarih ve 21364 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Türkiye, yerel yönetimlerin iç idari örgütlenmelerini kendi organlarınca belirlemesi, merkezi vesayetin azaltılması, mali özerklik kapsamında yerel yönetimlere hareket özgürlüğü ve esneklik tanınması, uluslararası alanda yerel makamlarla işbirliği yapmaları ile uluslararası birliklere katılma hakkının tanınması ve yargı yollarına başvuru hakkının genişletilmesi gibi konuları içeren Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın 4. maddesinin 6. paragrafına, 6. maddesinin 1. paragrafına, 7.maddesinin 3. paragrafına, 9. maddesinin 6. paragrafına, 9. maddesinin 7. paragrafına, 10. maddesinin 2.paragrafına, 10. maddesinin 3. paragrafına ve 11. maddelerine çekince koydu.

Amaç, yerel yönetimlerin güçlenmesi

Türkiye dahil bazı ülkelerin çekince koyduğu Avrupa Özerklik Şartı'nda genel olarak yerel yönetimlerin idari, siyasi ve mali özerkliklerinin korunması, yerel yönetimlerin haklarının ortaya konularak garanti altına alınması, uluslararası standartlar getirilerek yerel toplulukların demokratikleşmesinin sağlanması ve kamu hizmetlerinin vatandaşlara en yakın yönetim birimlerince yerine getirilmesi gibi amaçları içeren ortak belli başlı hükümler yer almaktadır.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın birinci maddesinde atıfta bulunulan 12. maddesine göre, Şart’ı kabul eden devletler belirli paragraflar zorunlu olmak üzere, Şart’ın birinci bölümündeki en az 20 paragraf ile kendini bağlı kabul etmeyi taahhüt etmektedir. Bu hüküm çerçevesinde Şart’a taraf çoğu devlet, Özerklik Şartı’nı kabul etmekle birlikte, belirli maddelerine çekince koymuştur.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve çekince konulan maddeler

Madde 1

Taraflar bu Şart’ın 12 maddesinde belirtilen şekil ve ölçüde kendilerini aşağıdaki maddelerle bağlı kabul edeceklerini taahhüt ederler.

Madde 2

Özerk yerel yönetimler ilkesi ulusal mevzuatla ve uygun olduğu durumlarda anayasa ile tanınacaktır.

Madde 3

1- Özerk yerel yönetim kavramı yerel makamların, kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde,kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkı ve imkanı anlamını taşır.

2- Bu hak, doğrudan, eşit ve genel oya dayanan gizli seçim sistemine göre serbestçe seçilmiş üyelerden oluşan ve kendilerine karşı sorumlu yürütme organlarına sahip olabilen meclisler veya kurul toplantıları tarafından kullanılacaktır. Bu hüküm, mevzuatın olanak verdiği durumlarda, vatandaşlardan oluşan meclislere, referandumlara veya vatandaşların doğrudan katılımına olanak veren öteki yöntemlere başvurulabilmesini hiçbir şekilde etkilemeyecektir.

Madde 4

1- Yerel yönetimlerin temel yetki ve sorumlulukları anayasa ya da kanun ile belirlenecektir. Bununla beraber, bu hüküm yerel yönetimlere kanuna uygun olarak belirli amaçlar için yetki ve sorumluluklar verilmesine engel teşkil etmeyecektir.

2- Yerel Yönetimler, kanun tarafından belirlenen sınırlar içerisinde, yetki alanlarının dışında bırakılmış olmayan veya başka herhangi bir makamın görevlendirilmemiş olduğu tüm konularda faaliyette bulunmak açısından tam takdir hakkına sahip olacaklardır.

3- Kamu sorumlulukları genellikle ve tercihan vatandaşa en yakın olan makamlar tarafından kullanılacaktır. Sorumluluğun bir başka makama verilmesinde, görevin kapsam ve niteliği ile yetkinlik ve ekonomi gerekleri göz önünde bulundurulmalıdır.

4- Yerel makamlara verilen yetkiler normal olarak tam ve münhasırdır. Kanunda öngörülen durumların dışında, bu yetkiler öteki merkezi veya bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamaz veya sınırlandırılamaz.

5- Yerel makamların merkezi veya bölgesel bir makam tarafından yetkilendirildiği durumlarda, bu yetkilerin yerel koşullarla uyumlu olarak kullanılabilmesinde yerel makamlara olanaklar ölçüsünde takdir hakkı tanınacaktır.

6- Yerel makamları doğrudan ilgilendiren tüm konulara ilişkin planlama ve karar alma süreçleri içinde, kendileriyle olanaklar ölçüsünde zamanında ve uygun biçimde danışılacaktır. (Türkiye’nin çekince koyduğu paragraf)

Madde 5- Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz.

Madde 6

1- Kanunla düzenlenmiş daha genel hükümlere halel getirmemek koşuluyla, yerel makamlar kendi iç idari örgütlenmelerini, bunları yerel ihtiyaçlarla uyumlu kılmak ve etkin idare sağlamak amacıyla, kendileri kararlaştırabileceklerdir. (Türkiye’nin çekince koyduğu paragraf)

2-Yerel yönetimlerde görevlilerin çalışma koşulları liyakat ve yeteneğe göre yüksek nitelikli eleman istihdamına imkan verecek ölçüde olmalıdır; bu amaçla yeterli eğitim olanaklarıyla ücret ve mesleki ilerleme olanakları sağlanmalıdır.

Madde 7

1- Yerel düzeyde seçilmiş temsilcilerin görev koşulları görevlerin serbestçe yerine getirilmesi olanağını sağlayabilmelidir.

2- Görev koşulları söz konusu görevin yürütülmesi sırasında yapılacak masrafların uygun biçimde mali tazminiyle birlikte, uygunsa, kazanç kaybının tazminine veya yapılan işin karşılığında ücret ve buna tekabül eden sosyal sigorta primlerinin ödenmesine olanak sağlayacaktır.

3- Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev ve faaliyetler kanunla veya temel hukuki ilkelere göre belirlenir. (Türkiye’nin çekince koyduğu paragraf)

Madde 8

1- Yerel makamların her türlü idari denetimi ancak kanunla veya anayasa ile belirlenmiş durumlarda ve yöntemlerle gerçekleştirilebilir.

2- Yerel makamların faaliyetlerinin idari denetimi normal olarak sadece kanunla ve anayasal ilkelerle uygunluk sağlamak amacıyla yapılacaktır. Bununla beraber, üst makamlar yerel makamları yetkili kıldıkları işlerin gereğine göre yapılıp yapılmadığını idari denetimine tabi tutabileceklerdir.

3- Yerel makamların idari denetimi, denetleyen makamın müdahalesinin korunması amaçlanan çıkarların önemiyle orantılı olarak sınırlandırılmasını sağlayacak biçimde yapılmalıdır. (Türkiye’nin çekince koyduğu paragraf)

Madde 9

1- Ulusal ekonomik politika çerçevesinde, yerel makamlara kendi yetkileri dahilinde serbestçekullanabilecekleri yeterli mali kaynaklar sağlanacaktır.

2- Yerel makamların mali kaynakları anayasa ve kanunla belirlenen sorumluluklarla orantılı olacaktır.

3- Yerel makamların mali kaynaklarının en azından bir bölümü oranlarını kendilerinin kanunun koyduğu sınırlar dahilinde belirleyebilecekleri yerel vergi ve harçlardan sağlanacaktır.

4- Yerel makamlara sağlanan kaynakların dayandığı mali sistemler, görevin yürütülmesi için gereken harcamalardaki gerçek artışların mümkün olduğunca izlenebilmesine olanak tanımaya yetecek ölçüde çeşitlilik arz etmeli ve esneklik taşımalıdır. (Türkiye’nin çekince koyduğu paragraf)

5- Mali bakımdan daha zayıf olan yerel makamların korunması, potansiyel mali kaynakların ve karşılanması gereken mali yükün eşitsiz dağılımının etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik mali eşitleme yöntemlerinin veya buna eş önlemlerin alınmasını gerektirir. Bu yöntemler ve önlemler yerel makamların kendi sorumluluk alanlarında kullanabilecekleri takdir hakkını azaltmayacaktır.

6- Yeniden dağıtılan kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda, kendilerine uygun bir biçimde danışılacaktır. (Türkiye’nin çekince koyduğu paragraf)

7- Mümkün olduğu ölçüde, yerel makamlara yapılan hibeler belli projelerin finansmanına tahsis edilme koşulu taşımayacaktır. Hibe verilmesi yerel makamların kendi yetki alanları içinde kendi politikalarına ilişkin olarak takdir hakkı kullanmadaki temel özgürlüklerine halel getirmeyecektir. (Türkiye’nin çekince koyduğu paragraf)

8- Yerel makamlar sermaye yatırımlarının finansmanı için kanunla belirlenen sınırlar içerisinde ulusal sermaye piyasasına girebileceklerdir.

Madde 10

1- Yerel makamlar yetkilerini kullanırken, ortak ilgi alanlarındaki görevlerini yerine getirebilmek amacıyla, başka yerel makamlarla işbirliği yapabilecekler ve kanunlar çerçevesinde birlikler kurabileceklerdir.

2- Her devlet, yerel makamların ortak çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi için birliklere üye olma ve uluslararası yerel makamlar birliklerine katılma hakkını tanıyacaktır. (Türkiye’nin çekince koyduğu paragraf)

3- Yerel makamlar, kanunla muhtemelen öngörülen şartlar dahilinde, başka devletlerin yerel makamlarıyla işbirliği yapabilirler. (Türkiye’nin çekince koyduğu paragraf)

Madde 11

Yerel yönetimler kendi yetkilerinin serbestçe kullanımı ile anayasa veya ulusal mevzuat tarafından belirlenmiş olan özerk yönetim ilkelerine riayetin sağlanması amacıyla yargı yoluna başvurma hakkına sahip olacaklardır.

Madde 12

Yükümlülükler

1- Her Akit Taraf, bu Şart’ın I. Bölümündeki paragraflardan en az 10 tanesi aşağıdakilerin arasından seçilmek üzere en az 20 paragrafı ile kendisini bağlı kabul etmeyi taahhüt edecektir:

- Madde 2,

- Madde 3, paragraf 1 ve 2,

- Madde 4, paragraf 1,2 ve 4,

- Madde 5,

- Madde 7, paragraf 1,

- Madde 8, paragraf 2,

- Madde 9, paragraf 1,2 ve 3,

- Madde 10, paragraf 1,

- Madde 11

2- Sözleşmeye taraf olan her Devlet onay, kabul veya tasvip belgesini tevdi ederken, bu Maddenin 1. paragraf hükümlerine uygun olarak seçtiği paragrafları Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirecektir.

3- Herhangi bir Taraf Devlet, bu Maddenin 1. paragrafı hükümlerine göre Sözleşmenin henüz kabul etmemiş olduğu herhangi bir paragrafıyla veya paragraflarıyla kendini bağlı addedeceğini

daha sonraki herhangi bir tarihte Genel Sekretere bildirebilir. Sonradan kabul edilen bu tür yükümlülükler, böylece bildirimde bulunan Akit Tarafın onay, kabul veya tasvip işleminin ayrılmaz bir parçası addedilecek ve Genel Sekreterin bildirimi aldığı tarihten sonra geçecek üç aylık süreyi izleyen ayın ilk gününden başlamak üzere aynı etkiyi taşıyacaktır

Çekince konulan maddelerin içeriği

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na Türkiye tarafından çekince koyulan maddeler detaylı incelendiğinde, yerel yönetimlerin iç idari örgütlenmelerini kendi organlarınca belirlemesi, merkezi vesayetin azaltılması, mali özerklik kapsamında yerel yönetimlere hareket özgürlüğü ve esneklik tanınması, uluslararası alanda yerel makamlarla İş birliği yapmaları ile uluslararası birliklere katılma hakkının tanınması ve yargı yollarına başvuru hakkının genişletilmesiyle ilgili konulara çekinceler konulduğu görülmektedir.

Yasal düzenlemeler yetersiz

TBMM tarafından yerel yönetimlerin güçlendirilmesi amacıyla 2004 yılında “5126 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu”, 2005 yılında ise “5393 sayılı Belediye Kanunu” ve “5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu” kabul edildi. Belediyeler yönelik bu reform girişimleri ile Belediyelerin mali, katılımcılık, idari ve mali özerklik gibi konularda çeşitli yasal düzenlemeler yapılmış olsa da, asıl çekince konulan maddeler konusunda henüz bir yasal düzenlemeler TBMM'de yapılmış değil.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri