AHMET SÜNBÜL - Birinci Dünya Savaşı sonrasında son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ın kapatılması ile Mustafa Kemal ve arkadaşlarınca başlatılan kurtuluş savaşı devam ederken, Mart 1920'de yapılan atamalarla birçok bölgeden seçilen milletvekilleri 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da ilk kez TBMM'nin açılış törenine katıldılar.
Törene, hem son Meclis-i Mebusan’a katılan milletvekillerinin bazıları hem de yeni atanmış-seçilmiş olan milletvekilleri de katıldı.
TBMM'ye Diyarbakır'dan Abdülhamit Hamdi (Çintan), Feyzi (Pirinççioğlu), Kadri Ahmet (Kürkçü), Mehmet Kadri (Üçok), Mustafa Akif (Tütenk), Hacı Şükrü (Aydındağ), Zülfü (Tiğrel) seçildiler. Ancak Ermenilerin katledilmesi ve tehcire maruz bırakılması, mallarına el konulması suçlarından İngilizler tarafından tutuklanarak Malta adasında hapse konulan Feyzi ve Zülfü katılamadı. İki milletvekili ancak serbest bırakıldıktan sonra meclis çalışmalarına katılabildi.
TBMM'ye 1920'de ilk seçilen milletvekilleri düzenle işbirliği içinde bulunan tanınmış aile fertlerinden olurken, sadece Hacı Şükrü İstanbul doğumluydu ve asker kökenliydi. 1925 Şeyh Said isyanından sonra ise Diyarbakır milletvekilleri adaylarının büyük bir coğunluğu Diyarbakır dışından seçildi.
Diyarbakır vekillerinin icraatları
Gerek 1920-23 arası TBMM'nin ilk kurulduğu tarihte mecliste yer alanlar, gerekse 1950 yılına kadar Diyarbakır'ı temsil eden Milletvekillerine bakıldığında mecliste ketum oldukları ortaya çıkıyor. Diyarbakır-Ergani yolunun yapımı, bölgede yaşanan çekirge istilasına karşı alınabilecek önlemler, Bulgaristan ve Romanya'dan getirilen getirilen kaç göçmenin Diyarbakır'a yerleştirildiği ve bunlara ne kadar arazi tahsis edildiği, savaş sonrası yollarda kaderine terk edilen otomobillerin durumu hakkında verilen soru önergelerinin dışında, diğer verilen soru önergeleri ya da yapılan konuşmalar daha çok hükümetin icraatlarını övme, Lozan Konferansı'nda hükümetin tezlerini destekler şekilde açıklamalar yapma, hatta Zülfü (Tiğrel) gibi "Atatürk'ün doğum gününün tespit edilerek bu günü Milli Bayram ilan etme" gibi soru önergelerini de görmek mümkün.
TBMM'ye ilk giden vekillerin geçmişleri
Feyzi (Pirinççioğlu:
1987 yılında Diyarbakır'da doğdu. Diyarbakır eşrafından Pirinççizade Arif Bey'in oğluydu. İlk ve ortaöğrenimini Diyarbakır Askerî Rüştiyesi ve İdadisinde tamamladı. Osmanlı döneminde iki dönem Meclis-i Mebusan'a seçildi. 1. Dünya Savaşı sonrasında Ermeni halkının katledilmesinde ve mallarına el konulmasından dolayı yapılan şikayetler üzerine 15 Ocak 1919’da İngilizler tarafından tutuklandı.
Önce Mısır’a ardından da Malta Adasına sürgüne gönderildi. 6 Eylül 1922’de içinde kendisinin de bulunduğu 16 kişilik bir grupla kaçmayı başardı ve Ankara’ya geldi. 2 Ocak 1922 tarihinde TBMM Genel Kuruluna Diyarbakır Milletvekili olarak takdim edildi. Bu dönem içinde 14 Ocak 1922’de Bayındırlık Bakanlığına getirildi.
Kurtuluş savaşı sırasında gösterdiği 'hizmetlerden' dolayı kırmızı-yeşil şeritli İstiklâl Madalyası aldı. 1925'te hükümetin istifa etmesi üzerine Diyarbakır'a döndü ve 17 Şubat 1933 yılında burada öldü. Oğlu Vefik Pirinççioğlu da XII. Dönem Diyarbakır'dan milletvekili seçildi.
Mehmet Zülfü (Tigrel):
1876 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlköğrenimini Diyarbakır İbtidai Mektebinde, ortaöğrenimini ise Diyarbakır Askerî Rüştiyesinde tamamladı. Eğitimine Mülkiye İdadisinde devam etti ve tamamladı. Mezun olduktan sonra İl Mektupçuluk Kaleminde Kâtiplik, Mübeyyizlik, Bidayet Mahkemesi Hukuk ve Ceza Üyeliği, İstinaf Mahkemesi Savcı Vekilliği, Belediye Meclisi Üyeliği, İl Genel Meclisi Üyeliği, İl İdare Heyeti Üyeliği ve Genel Meclis İkinci Başkanlığı yaptı. Meclis-i Mebusan'da iki dönem Diyarbakır milletvekili olarak görev yaptı. Ermeni katliamındaki rolü ve Ermenilerin mallarına el konulması suçlamalarından dolayı İngilizler tarafından tutuklanarak Malta adasına götürüldü. Cumhuriyetin kurulması öncesinde İngilizlerle yapılan anlaşma üzerine diğer tutuklu milletvekilleri gibi o da serbest bırakıldı. Lozan Konferansı'na 'danışman üye' olarak katıldı. II, IV, V ve VI. dönemlerde tekrar Diyarbakır Milletvekili seçildi. 29 Ekim 1940 tarihinde Diyarbakır'da öldü. Kurtuluş savaşında gösterdiği hizmetlerden dolayı kırmızı-yeşil şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Oğlu Hamit Zülfü Tigrel de XI. Dönem Diyarbakır milletvekili olarak Mecliste bulundu.
Abdülhamit Hamdi (Çintan)
1871 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlk veortaöğrenimini Diyarbakır’da Sıbyan Mektebi ve Mülkiye Rüştiyesinde tamamladı. Eğitimine Diyarbakır Hüsrev Paşa Medresesinde devam etti. Şeriye Mahkemesi Başkâtipliği ve Kadı Vekilliği, Sultani’de Din Dersleri, Arapça ve Türkçe Öğretmenliği ve Numune Mektebi Müdür Vekilliği yaptı. Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla birlikte TBMM I. Dönem (1920-1923) için yapılan seçimlerde Diyarbakır Milletvekili seçildi. 1926 yılında emekli oldu. 14 Mayıs 1928 tarihinde Diyarbakır’da öldü. Soyadı Kanunu’nun (1934) ilanından sonra ailesi “Bilecen” ve “Çintan” soyadlarını aldı.
Mustafa Akif (Tütenk):
1875 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlköğrenimini özel okulda, ortaöğrenimini ise rüştiyede tamamladı. Eğitimine Darülmuallim de devam etti. Eğitimini tamamladıktan sonra Diyarbakır İdadisinde Öğretmenlik ve Yöneticilik, Maarif İdaresinde Kâtiplik, Diyarbakır Vilayet Gazetesi, Dicle Gazetesi ve Peyman Gazetesinde Ziya Gökalp ile birlikte yöneticilik, Diyarbakır Evkaf Müdürlüğü Başkâtipliği (1914), Van Evkaf Müdür Vekilliği ve Başkâtipliği yaptı. TBMM’nin açılmasıyla birlikte TBMM I. Dönem (1920-1923) için yapılan seçimlerde Diyarbakır Milletvekili seçildi. Dönemin sona ermesiyle birlikte milletvekilliği görevi de sona erdi. Daha sonraki yaşamında Maraş Evkaf Müdürlüğü ve Urfa Evkaf Müdürlüğü yaptı. Son görevinden 1 Mayıs 1932’de emekliye ayrıldı. Emekli olduktan sonra özel okullarda öğretmenlik yaptı. 18 Ekim 1952 tarihinde öldü.
Mehmet Kadri Bey (Üçok):
1882 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Diyarbakır Askerî Rüştiyesinde tamamladı. Eğitimine Bursa Mülkiye İdadisinde devam etti. Diyarbakır İl Maiyet Memurluğu (29 Ekim 1905), Siverek Kaymakamlığı (30 Ocak 1908), Viranşehir Kaymakamlığı (27 Nisan 1908), Cizre Kaymakamlığı (7 Kasım 1909), Palu Kaymakamlığı (3 Eylül 1912), Mardin Mutasarrıflığı(10 Eylül 1917) ve Muş Mutasarrıflığı (21 Nisan 1918) yaptı. Bu görev sırasında Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla birlikte TBMM I. Dönem (1920-1923) için yapılan seçimlerde Diyarbakır Milletvekili seçildi. Vekillikten istifa ettikten sonra Tokat, Amasya, Eskişehir ve Çorum valilikleri görevlerinde bulundu. 29 Mayıs 1958 tarihinde Ankara’da öldü
Abdülkadir Kadri (Kürkçü):
1882 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1901 yılında girdiği Harbiye Mektebinden 1904 yılında teğmen) rütbesiyle mezun oldu. 1918 yılında İskenderun Jandarma Komutan Vekilliğine getirildikten sonra 1919 yılında kolağası rütbesiyle Diyarbakır Jandarma Alayı’na atandı. Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla birlikte TBMM I. Dönem (1920-1923) için yapılan seçimlerde Diyarbakır Milletvekili seçildi. 12 Kasım 1952’de İstanbul’da öldü.
Hacı Şükrü (Aydındağ):
1883 yılında İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini İbtidai Mektebinde, ortaöğrenimini Rüştiye ve Askerî İdadide tamamladıktan sonra eğitimine 1898 yılında girdiği Harbiye Mektebinde devam etti. 1905’te yüzbaşı rütbesine terfi etti. Balkan savaşı, Irak ve Kafkas ceplerinde görev yaptı. TBMM’nin I. Dönemi için 1920’de yapılan seçimde Diyarbakır Milletvekili seçildi. Kurtuluş savaşı yıllarında göstermiş olduğu hizmetlerden dolayı kırmızı-yeşil şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirildi Milletvekilliği sona erdikten sonra tekrar orduya katıldı. Tuğgeneral rütbesinde iken 19 Temmuz 1935 tarihinde İstanbul’da öldü.
TBMM’nin 8 Şubat 1921 tarihli oturumunda Diyarbakır Milletvekili Kadri Ahmet, Milli Müdafaa Vekili Fevzi Paşa’nın cevaplaması için, "Mardin, Diyarbakır, Pozantı ve bazı eski yollarda terkedilen otomobillerin yağmur altında bırakıldığını, millete binlerce liraya mal olan ve memleket için lüzumlu olan bu son sistem araçların durumunun neden böyle olduğu şeklinde soru önergesi verdi.
Fevzi Paşa, verdiği cevapta, otomobil meselesinin benzin meselesi olduğunu; ancak yakıt olduğu zaman yolların müsait olduğu yerlerde otomobillerden faydalandığını ancak Milli Mücadele dönemi olduğundan otomobillere bakılamadığı için, birçoğunun harap olduğu ve bakımsızlıktan bazı kısımlarının paslandığını belirtti. Aynı tarihte, Millî Aşireti lideri İbrahim Paşa isyanının bastırılmasından sonra Milli aşiretinden kalan malların ve ganimetlerin durumuna dairdi. Diyarbakır Milletvekili Kadri Ahmet, konuya dair Genel Kurul’a sunduğu önergede, isyanın bastırılmasından sonra Milli Aşireti'nden kalan malların ve ganimetlerin yağma edildiğini, kimliği belirsiz kişilerin eline
geçtiğini belirtti. Kadri Ahmet, milli müdafaanın bütçesine ve halktan alınan verginin hafiflemesine yardımcı olacak bu malların ve ganimetlerin niçin başkalarının eline geçtiğine dair bir soru önergesi verdi. Bu önergeye cevaben Milli Müdafaa Vekili Fevzi Paşa, isyanın bastırılması sırasında bölgeye yollanan askeri birliklere civar bölgedeki aşiretlerin de katıldığını belirtti. Bundan dolayı olaydan sonra kalan malların muhtemelen askeri birliklere yardımcı aşiretlerin ve askerlerin eline geçtiğini bunun dışında konuyla alakalı başka malumatı olmadığı söyledi.
Mustafa Kemal’e "Gazilik" unvanı
Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasından sonra Meclis’in 19 Eylül 1921 tarihli oturumunda Saruhan Milletvekili İbrahim Süreyya ile aralarında Diyarbakır Milletvekilleri Hamdi, Kadri ve Hacı Şükrü'nün de imzasının bulunduğu 62 milletvekili tarafından Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazilik” unvanı ve “Müşirlik” rütbesi verilmesi için bir kanun teklifi verildi. Sunulan teklif, Meclis'te kabul edildi.
Saltanatın kaldırılması
Diyarbakır Milletvekili Feyzi, Meclis’in 30 Ekim 1922 tarihli oturumunda bir konuşma yaptı. Saltanatın varlığının artık kabul edilemeyeceğini, milletin artık hükümdarlarla değil kendi hakkıyla elde ettiği hukukla yaşadığını belirtti. Hilafetin durumuyla ilgili olarak da makamın şu anda esaret altında olduğunu, Meclis tarafından korunacağını ve ülkenin tek temsilcisinin TBMM olduğunu söyledi.
1923 seçimleri ve Ziya Gökalp
3 Nisan 1923 tarihinde alınan seçim kararı sonrasında Diyarbakır adayları da 20 Haziran'da açıklandı. Aynı yıl Temmuz’da yapılan seçimde, Diyarbakırdan I. Dönem TBMM’den Zülfü ve Feyzi ile Hazrolu Mehmet Nuri, Ziya Gökalp ve Şeref Bey, olmak üzere beş milletvekili seçildi.
Bu seçimlerde Ermeni katliamında rolü olduğu gerekçesiyle Malta'ya sürülen ve daha sonra İngilizlerle yapılan anlaşma sonucu serbest bırakılan Ziya Gökalp da TBMM'ye girdi. Gökalp, 23 Mart 1876 tarihinde Diyarbakır'da doğdu. 1886 yılında Melik Ahmed Caddesi üzerinde bulunan Diyarbakır Askeri Rüştiyesi’ne devam etti. 1894 yılında İstanbul'da eğitim hayatına devam etmek istiyordu. Ancak ailesi izin vermedi. Girdiği bunalım sonucu kafasına ateş ederek intihara kalkıştı. Ancak doktorların müdahalesi sonucu hayatta kaldı. 4 yıl İstanbul'da kaldıktan sonra tekrar memleketine döndü.
II. Meşrutiyet’in 1908 yılında ilanı üzerine Ziya Gökalp, Diyarbakır'da İttihat ve Terakki Partisi’nin şubesini açtı. 1912 Mart’ında yapılan seçimde Ergani Madeni Milletvekili olarak Meclis-i Mebusan'a seçildi. İki yıl sonra seçimlerin yenilenmesi sırasında aday olmadı. Bu yıl ünlü "Kızılelma" ve "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" adlı kitaplarını yayınladı.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında 28 Ocak 1919 tarihinde "asayişi bozma, Ermenilere karşı zor kullanma" suçlamasıyla İstanbul'da tutuklanarak Malta adasına sürgüne gönderildi.
23 Ekim 1921’de TBMM Hükümeti ile İngilizlerin imzaladığı Esirlerin Mübadelesi Anlaşmasıyla serbest bırakıldı. “Türk Töresi”, “Türkçülüğün Esasları”,“Doğru Yol” ve “Altın Işık” gibi eserlerini yayınladı. 30 Temmuz 1923’te yapılan II. Dönem Genel Seçimleri’nde Diyarbakır Milletvekili seçildi. Artan rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü İstanbul'da 25 Ekim 1924 tarihinde yaşamını yitirdi. Mustafa Kemal ölüm haberini alınca, eşine çektiği telgrafta "Büyük Türk âlemi için büyük kayıp" ifadelerini kullandı.
1927 seçimleri
Bu yıl ülke genelinde yapılan seçimler, iki yıl önceki Şeyh Said isyanının sonrasında çıkarılan Takrir-i Sükûn dönemine denk geldi. Kanun iki yıl daha uzatılırken, yapılan seçimlerde Diyarbakır'dan tek bir Kürt aday gösterilmedi. Seçimlerde aday gösterilen Ahmet Mithat Kalabalık İstanbul, Aziz Zekai Apaydın Bosna, Mehmet Rüştü Bekit Köstence, İbrahim Tali Öngören İstanbul, İshak Refet Işıtman Antep, Kazım Sevüktekin ise İstanbul doğumluydu. Takrir-i Sükûn gibi baskı, sürgün, yasal engellemeler devam ederken, Diyarbakır Milletvekillerinin de bu dönemde kayda değer bir çalışmaları olmadı.
1931 seçimleri
Hükümet ve partisi adına son dönemlerde yaratılan olumsuz havayı değerlendiren Mustafa Kemal, 3 Mart 1931 tarihinde Parti Genel Başkanı sıfatıyla Meclis Grup Başkanlığı’na bir yazı göndererek bu duruma dikkat çekip seçimin yenilenmesi gerektiğini bildirdi. Seçmen sayılarını belirlemek için hazırlanan nüfus defterleri Diyarbakır'da 15 Mart’ta askıya çıkarıldı. Seçimler Nisan ayının ilk haftasında yapıldı. Meclis’in IV.Dönemi’nde, Diyarbakırda yeni olan Zeki Mesut (Alsan) hariç üçü eski vekillerden Kazım Paşa (Sevüktekin), Aziz Zekai (Apaydın) ve Zülfü (Tiğrel) olmak üzere toplam dört aday gösterildi. Seçilen Milletvekillerinden sadece Zülfü (Tiğrel) Diyarbakırlıydı.
'Mustafa Kemal'in doğum günü Milli Bayram olsun'
IV. yasama döneminde de Diyarbakırlı Milletvekillerinin kayda değer bir çalışması olmadı. Ancak Milletvekili Zülfü (Tiğrel), Mustafa Kemal'in doğduğu günün, tespit edilip o günün milli bayram olması için, Meclis Başkanlığı’na 7 Ocak 1933 tarihli bir kanun tasarısı verdi. “Gazi Hazretlerinin doğduğu gün, milli bayram addedilmesi” hakkındaki kanun tasarısı, şu şekildeydi:
“Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’nin Dünya’ya geldikleri tarihine tesadüf eden gün milli günlerimizdir. Her sene tesis edilecektir.” Zülfü’nün verdiği tasarıyla ilgili olarak Meclis Başkanlığı’ndan 9 Ocak1933 tarihli Başvekâlete gönderilen yazıda tasarının Teşkilat-ı Esasiye Encümenine havale edildiğini bildirdi ancak verilen yasa önerisi bizzat Mustafa Kemal tarafından bile ciddi bulunmayarak ilgili komisyona bile havale edilmedi.
Diyarbakır'dan ilk kadın vekil İstanbulluydu
TBMM'nin 5 Aralık 1934’te yapılan ilk oturumunda Malatya Milletvekili İsmet İnönü ve iki arkadaşı seçimlerin yenilenmesi talebiyle bir teklif sundu. Verilen önerge Meclis’te oy birliği ile kabul edilerek seçimlerin yenilenmesi kararı alındı. Seçimler 8 Şubat 1935 tarihinde yapıldı. Bu seçimlerin en önemli özelliği, ilk kez kadın adayların da gösterilmesi oldu.
1935 Genel Seçimlerinde Zülfü Tiğrel dışındakilerin tamamı başka bölgelerden idi. Diyarbakır'dan General Kazım Sevüktekin, Zekai Apaydın, Zeki Mesud Alsan, Zülfü Tiğrel, Rüştü Bekit gibi beşi eski vekillerden, Huriye Baha Öniz ve Mehmet Tevfik Bilge gibi ikisi de yeni adaylardan olmak üzere toplam yedi kişi milletvekili olarak seçildi. Diyarbakır'dan ilk kez aday seçilen Huriye Baha Öniz, İstanbul doğumluydu.
1939 seçimleri
Atatürk'ün ölümü üzerine 26 Aralık 1938 tarihinde toplanan CHP Kongresi'nde değiştirilen parti tüzüğüyle İsmet İnönü sürekli Genel Başkan olarak seçildi. 1950 yılına kadar sürecek 'Tek Adam' dönemi başlamış oldu. 26 Mart 1939 tarihinde genel seçimler yapıldı. CHP bu dönem için İbrahim Tali Öngören, Zülfü Tigrel, Tahsin Cahit Çubukçu, Veli Necdet Süngütay, Zeki Mesut Alsan, Kazım Sevüktekin, Rüştü Bekit olmak üzere toplam 7 kişiyi Diyarbakır’dan aday gösterdi. Zülfü Tiğrel, Tahsin Cahit Çubukçu ve Veli Necdet Süngütay dışındakilerin tamamı Diyarbakır doğumlu değildi. Milletvekili seçilen Veli Necdet Süngütay da, Zülfü Tiğrel, Fevzi Pirinççioğlu, Ziya Gökalp gibi Ermeni tehcirinde rol aldıkları gerekçesiyle Malta'ya sürgün edilenler arasındaydı.
1943 seçimleri
28 Şubat 1943 tarihinde yapılan genel seçimlerde Diyarbakır'dan Osman Ocak, Mehmet Rüştü Bekit, İbrahim Tali Öngören, Kazım Sevüktekin, Şeref Uluğ ve Kemal Şedele Milletvekili seçildi. Vekillerden sadece Osman Ocak ve Şeref Uluğ Diyarbakırlıydı. Yapılan bu seçimler, Türkiye'de Tek Parti'li yapılan son seçim olacaktı. Anayasa değişkiliği ardından çok partili hayata geçiş kararı alınınca 1946 yılında seçimlerin yenilenmesi kararı alındı.
Çok Partili şaibeli seçim
1920 yılından bu yana ülkeyi Tek Parti olarak yöneten CHP'nin çok partili hayata geçiş kararı almasından sonra bu seçimlere yeni kurulan partiler de aday gösterdi. En büyük rakip ise Celal Bayar'ın başında olduğu Demokrat Parti idi. "Açık oy, gizli tasnif" şeklinde 21 Temmuz 1946 tarihinde yapılan seçimlere hile karıştırıldığı iddiaları bir sonraki seçimlere kadar hep gündemde kaldı.
Diyarbakır'da 85'den fazla kişi adaylık için başvurdu. Bunların arasında Cahit Çubukçu, Diyarbakır Eski Milletvekillerinden Zülfü Tiğrel’in oğlu İstanbul Gümrük Muhafaza Baş Müdürü Hamid Zülfü Tiğrel ve Feyzi Pirinçioğlu’nun oğlu Maliye Müfettişi Vefik Feyzi Pirinçioğlu gibi tanınmış simalar da bulunuyordu.
CHP’den üçü eski Diyarbakır Milletvekili olan; Osman Ocak, Şeref Uluğ, Cavit Ekin’in yanı sıra dördü yeni aday olan Fazıl Ahmet Aykaç, Fevzi Kalfagil, Vedat Dicleli, İhsan Hamit Tiğrel olmak üzere toplam yedi aday gösterildi. Demokrat Parti'den de Dr. Kazım Tayşı ve Nazım Göksu olmak üzere iki aday listede yer aldı. Sabri Aktuğ, M. Şefik Turhan, Muharrem Yetmez ve Hamdi Ergüven ise bağımsız aday oldu. Yapılan seçimlerde 7 Milletvekilini de CHP kazandı.
20 milyon Kürt
1948 yılı bütçe kanun tasarısının Milli Eğitim Bakanlığının bütçesine ait görüşmelerde söz alan Diyarbakır Milletvekili İhsan Hamit Tiğrel, milliyetçiliğin esasının dil ve kültür birliği olduğunu belirterek, ülkede yaşayan 20 milyon Kürt vatandaşının kendi kültürlerinden uzaklaşıp Kürtçe yabancı dil konuştuklarını, bunun ancak Türkiye'nin dil ve kültür dairesine alarak halledilebileceğini söyledi. Kürtlerin Türklerden ayrı bir unsur olmadıklarını dile getiren Tiğrel, İdris-i Bitlisi'nin aracılığıyla Türk camiasına giren bu halkın ihmal edildiğini, bunun da cehalet ve delaleti doğurduğunu söyleyerek bu bölgelerde Türk kültürünü oldukça hızlı bir şekilde yaymak gerektiğini, aksi takdirde bu bölgelerin dış unsurların telkini altına gireceğini öne sürdü.
Bulgar ve Roman göçmenlerin Diyarbakır'a yerleştirilmesi
Diyarbakır Milletvekili Osman Ocak 20 Aralık 1948 tarihinde Diyarbakır'a Bulgaristan ve Romanya'dan getirilen göçmenlerin kaç hane olduğunu, bunlara ne kadar arazi ve nakit tahsis edildiğini sordu.
Osman Ocak’ın vermiş olduğu önerge 29 Aralık tarihinde Meclis gündemine alınarak Genel Kurul’da okundu. Verilen önergedi, Diyarbakır ve çevresine yerleştirilen göçmenlere ne toprak dağıtıldığı ve devletçe kendilerine yapılan masraflara göre üretici duruma gelip gelmedikleri, göçmenler için kaç köyde kaç ev yapıldığını, gelen göçmenlere ne kadar nakdi yardım yapıldığının açıklanması istendi.
Göçmenler Bismil, Ergani ve Çınar'a yerleştirildi
Söz alan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Dr. Kemali Bayizit, 1936 yılında Umumi Müfettişlikler ve valilerle yapılan 6 yıllık program dâhilinde Diyarbakır’ın önemli bir iskân sahası olduğunu Bulgaristan ve Romanya’dan getirilen 1363 hane 5254 nüfuslu göçmenin 1937-1939 yılları arasında Diyarbakır Vilayetinin Merkez, Bismil, Ergani ve Çınar İlçelerine yerleştirildiğini ve yerleştirilen göçmenlere 1938-1942 yılları arasında 85.611 hektar toprak dağıtıldığını, evlerinin temin edildiğini söyledi.
Kemali Bayizit, sonraki yıllarda ise Diyarbakır Merkez İlçesi dâhilinde sekiz köyde 755, Bismil İlçesinin yedi köyünde 769, Çınar İlçesi’nin iki köyünde 173 ve Ergani İlçesi’nde de 50 olmak üzere toplamda 1747 hane ev yapıldığını ve birer ilkokul inşa edildiğini söyledi. Diyarbakır ve çevresinde ne kadar toprak alındığıyla ilgili olarak da: Diyarbakır Vilayeti dâhilinde, Merkez İlçesinde 32 yerde 88.830, Bismil İlçesinde 16 yerde 45.388, Çınar İlçesinde 7 yerde 25.500, Eğil İlçesinde 2 yerde
108, Lice İlçesinde 1 yerde 650, Silvan İlçesinde 16 yerde 26.185 olmak üzere toplamda 186.661 dekar arazi istimlak edildiğini ve buna karşılık 135.585 TL ödendiğini söyledi.
Açık oy-gizli tasnif kararı
1950 yılında yapılacak genel seçimler öncesinde aralarında Diyarbakır Milletvekilleri Osman Ocak, İhsan Hamit Tiğrel ve Şeref Uluğ'un da aralarında bilindiği milletvekilleri tarafından TBMM Başkanlığı'na verilen yasa teklifinde, Milletvekili Seçimleri Kanunu'nda değişiklik yapılarak, bundan sonraki seçimlerde 'açık oy-gizli tasnif' yöntemiyle seçimlerin yapılmasını teklif ettiler. Kanun teklifi, yapılan oylamada 346 oyun 336'sını alarak yasalaştı ve 14 Mayıs 1950'de yapılan çok partili seçimlerde Demokrat Partisi ezici bir çoğunlukla iktidara geldi.
Türkiye'de 1920'den 1950'ye kadar siyasi parti ve vekiller hakkında inceleme yapan akademisyen Yalçın Doğan, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulu yayınları arasında çıkan kitabında, konu hakkında ayrıntılara yer vererek, seçilen Milletvekillerinin siyasi ve askeri hayatları, sunmuş olduğu öneriler ve meclis konuşmaları hakkında detaylı bilgileri ele alıyor.