YENİGÜN HABER – Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi ve diğer sağlık komplekslerinin taşınması ya da yenilenmesi gündemiyle birlikte, eski hastaneler bölgesinin nasıl değerlendirileceği kentin en önemli tartışma başlıklarından biri haline geldi.
Konuya dair görüşlerini açıklayan Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve Ankara Şehir Hastanesi Acil Kliniği Eğitim Görevlisi Prof. Dr. Şervan Gökhan, bu alanın geleceğinin basit bir imar planlamasının ötesinde, Diyarbakır'ın önümüzdeki yüzyılına yön verecek stratejik bir "şehir tercihi" olduğunu vurguluyor. Gökhan, nüfusu iki milyona yaklaşan modern bir kentte sağlık yatırımlarını hâlâ aynı merkezde toplamanın rasyonel olmadığını ifade ediyor.
'60 yıl önceki merkezi hizmet anlayışı bugünün trafiğini kilitleme riski taşıyor'
Geçmişte hastanelerin Dağkapı gibi merkezi bölgelerde toplanmasının o dönemin şehir ölçeğinde anlaşılır olduğunu belirten Prof. Dr. Gökhan, Ankara Sıhhiye örneğinde olduğu gibi Diyarbakır'da da yatırımların uzun yıllar bu aks etrafında şekillendiğini hatırlatıyor. Ancak bugünün dinamiklerinin çok farklı olduğunu ekliyor:
"Nüfusu iki milyona yaklaşan, birden fazla yaşam merkezi oluşturan bir şehirde sağlık yatırımlarını tek bir bölgede yoğunlaştırmak erişimi zorlaştırmaktadır. Dağkapı çevresindeki mevcut hastaneler bölgesi artık şehrin adeta bir kör noktası haline gelmiştir. Bölgenin dar ulaşım ağı, yeni yatırımlar eklendikçe trafiği içinden çıkılmaz hale getirme riski taşımaktadır. Üstelik bu bölgeye çok yakın mesafede Dicle Üniversitesi Hastaneleri gibi büyük bir kompleks zaten hizmet vermektedir."
Gece nüfusu kriteri esas alınmalı
Gökhan, modern sağlık planlamasında "gece nüfusu" kriterinin esas alınması gerektiğini belirterek, bölgedeki acil sağlık ihtiyacının, yıkılan Ali Emiri Ortaokulu'nun bulunduğu alanda ya da Sur'un trafik yükünü artırmayacak başka bir noktada kurulacak modern bir acil müdahale ve poliklinik merkeziyle çözülebileceğini öneriyor.
'Dünya bu konuma sahip olabilmek için servet ödemeye hazır'
Boşalacak olan alanın sıradan bir kamu arazisi olmadığına dikkat çeken Gökhan, bölgenin coğrafi ve tarihi değerini şu sözlerle tarif ediyor:
"Söz konusu alanın bir yanında Diyarbakır Surları, diğer yanında Hevsel Bahçeleri, hemen önünde Dicle Nehri ve arkasında tarihi kent merkezi bulunmaktadır. Dünyanın birçok şehri böylesine eşsiz bir konuma sahip olabilmek için bir servet ödemeye hazırdır. Böylesine özel bir alanı yeniden yoğun insan ve araç yükü üreten, yapı baskısını artıran bir fonksiyonla değerlendirmek, bu potansiyeli heba etmek anlamına gelir."
Çözüm önerisi: Mezopotamya Tarih, Kültür, Sanat ve Gastronomi Vadisi
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın (DTSO) öncülüğünde yürütülen Gastro İnovasyon Merkezi çalışmaları ve UNESCO Gastronomi Şehri hedefi gibi adımlarla kentte güçlü bir kurumsal farkındalık oluştuğunu belirten Prof. Dr. Gökhan, bu dağınık potansiyelin fiziksel bir merkeze ihtiyaç duyduğunu yazıyor.
Eski hastaneler bölgesinin bu vizyon için biçilmiş kaftan olduğunu ifade eden Gökhan, kurulacak "yaşam kampüsü" ekosisteminde şu unsurların bir araya getirilebileceğini belirterek, alanda, Müzeler ve Kültür Merkezleri, Gastronomi Akademileri ve Yerel Üretici Pazarları, Sanat Galerileri, Tasarım Atölyeleri ve Kitapçılar ile Dengbej kültürünü yaşatacak mekanlar ve müzik alanları olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
Gökhan, "Böylece ortaya yalnızca ziyaret edilen bir turizm alanı değil, yılın her günü yaşayan bir kültür ve yaşam merkezi çıkacaktır. Ziyaretçiler tarımsal mirastan medeniyetlerin izlerine kadar geniş bir birikimi bütüncül bir deneyimle keşfedecektir" diyor.
'Çatışmalı yılların ardından Diyarbakır'ın ortak bir hayale ihtiyacı var'
Analizinin son bölümünde Diyarbakır'ın son kırk-elli yıllık sosyo-politik geçmişine ve güvenlik odaklı gündemine değinen Prof. Dr. Şervan Gökhan, normalleşme süreçlerinin şehir vizyonuna etkisini şu sözlerle özetliyor:
"Şehir, uzun yıllar boyunca çatışmaların gölgesinde yaşadı. Böyle dönemlerde öncelik doğal olarak güvenlik ve gündelik sorunların çözümüne kayar, uzun vadeli vizyon projelerinden uzaklaşılır. Bugün ise normalleşme sürecinin güçlenmesi yönündeki hedefler, bölgede yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Toplumda artık çatışmaların değil kalkınmanın, güvenlik gündeminin değil yaşam kalitesinin konuşulmasına yönelik güçlü bir beklenti var."
Eski hastaneler bölgesi üzerine yürütülen tartışmanın, kentin geçmişin yüklerini geride bırakarak geleceğe nasıl bakacağıyla ilgili tarihi bir dönemeç olduğunu vurgulayan Gökhan, "Diyarbakır'ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni bir bina değil; geleceğe birlikte bakabileceği ortak bir hayaldir ve bazen bir şehrin kaderini değiştiren yeni bir fikirdir" diyerek yetkilileri ve yerel dinamikleri ortak bir gelecek vizyonunda beraber hareket etmeye davet etti.