Metin Bekiroğlu/Özel Haber
Diyarbakır emlak ve gayrimenkul sektörü, normal şartlarda yılın en hareketli ve en yüksek satış hacmine ulaştığı döneme girmesine rağmen tarihin en durgun günlerini yaşıyor. Kent genelinde konut satışlarının ve kiralama hareketliliğinin zirve yapması beklenen bu aylarda, emlak ofisleri ve inşaat sektörü adeta sessizliğe büründü. Diyarbakır sokaklarındaki bu ekonomik durgunluğun ve yerel piyasadaki kilitlenmenin arkasında ise binlerce kilometre uzakta, Orta Doğu ekseninde yaşanan küresel bir kriz yatıyor.
Nakit akışı durdu
ABD ile İran arasında yaklaşık üç aydır devam eden askeri ve siyasi gerilim, ABD Başkanı Donald Trump ile yürütülen diplomatik müzakerelere rağmen bir türlü düşürülemedi. İki ülke arasındaki bu nükleer tırmanış, uluslararası piyasalarda güvensizlik ortamı yaratırken, domino etkisiyle Diyarbakırlı yatırımcının ve vatandaşın da reflekslerini tamamen değiştirdi. Döviz kurlarında ve altın fiyatlarında yaşanan öngörülemeyen dalgalanmalar nedeniyle Diyarbakır halkı, elindeki nakit sermayeyi gayrimenkulden çekerek "güvenli liman" olarak gördüğü altına ve dolara yatırmayı tercih etti. Bu durum, Diyarbakır’ın lokomotif sektörü olan konut piyasasında nakit akışının tamamen durmasına yol açtı.
Sektör Temsilcileri: Alıcı da satıcı da önünü göremiyor
Diyarbakır'daki gayrimenkul uzmanları ve emlak endüstrisi temsilcileri, küresel siyasetin yerel piyasaya olan bu ağır darbesini kaygıyla izliyor. Normal şartlarda tayin dönemleri, düğün sezonu hazırlıkları ve ev taşımalarının bu dönemde sektöre can suyu olduğunu belirten Diyarbakırlı emlakçılar, şu değerlendirmelerde bulunuyor: "Diyarbakır'da şu an gayrimenkul fiyatları stabil olsa bile alıcıda büyük bir ürkeklik var. İnsanlar, ABD ve İran arasındaki restleşmelerin nereye varacağını, ekonominin yarın ne olacağını kestiremiyor. Altın fırlayınca evini satmak isteyen 'zarar ederim' diye geri çekiliyor; nakit parası olan ise konut almak yerine parasını dövizde veya altında tutmayı daha güvenli buluyor. Küresel ölçekte sular durulup piyasalara güven gelmediği sürece, Diyarbakır'daki bu emlak kilitlenmesinin bir süre daha devam etmesinden endişe ediyoruz."
‘Yatırımcı konuttan kaçıp güvenli limana sığınıyor’
Diyarbakır emlak piyasasındaki bu ani kilitlenmeyi değerlendiren Gayrimenkul Uzmanı Sedat Kaplan ise küresel siyasi krizlerin yerel yatırımcı üzerindeki psikolojik etkisine dikkat çekti. Normal şartlarda Mayıs ve Haziran aylarının Diyarbakır genelinde gayrimenkul sektörünün "altın çağı" olduğunu belirten Kaplan, piyasadaki mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
"Diyarbakır'da şu an emlak sektörü tarihinin en paradoksal dönemlerinden birini yaşıyor. Bölge insanı geleneksel olarak gayrimenkulü en güvenli yatırım aracı olarak görür. Ancak ABD ile İran arasında tırmanan, ucu açık ve nereye evrileceği kestirilemeyen bu küresel gerilim, yerel yatırımcının reflexlerini tamamen altüst etti. İnsanlar küresel bir savaş veya büyük bir ekonomik kriz endişesiyle nakitte kalmak, daha da önemlisi paralarını uluslararası piyasalarda hızla değer kazanan altın ve döviz gibi likit araçlarda tutmak istiyor."
"Diyarbakır'da alım gücü değil, güven duygusu askıda"
Piyasadaki durgunluğun fiyatlardan ziyade belirsizlikten kaynaklandığını vurgulayan Sedat Kaplan, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Şu an Diyarbakır’da konut fiyatlarında fahiş bir artış yok, hatta tam tersine piyasayı canlandırmak için mülk sahipleri oldukça esnek davranıyor. Yani sorun alım gücünün bitmesi değil, güven duygusunun askıya alınmasıdır. Alıcı önünü göremediği için 'Bekle-gör' politikası uyguluyor, nakdini konuta bağlamaktan korkuyor. Evini satıp model yükseltmek ya da işini büyütmek isteyen satıcı ise 'Bugün satarsam yarın yerine aynı paraya koyabilir miyim?' endişesiyle ilanını geri çekiyor.
‘60 farklı iş kolunu doğrudan etkiliyor’
Diyarbakır lokomotif bir şehir; buradaki emlak piyasasının durması inşaattan mobilyaya, nakliyeden boyacıya kadar 60 farklı iş kolunu doğrudan etkiliyor. ABD-İran hattındaki diplomatik müzakerelerden olumlu bir sonuç çıkmadığı ve küresel piyasalar rahatlamadığı sürece, Diyarbakır'da konut sektörünün bu psikolojik eşiği aşması kısa vadede pek mümkün görünmüyor."