Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bir bakkalın raflarından alınan bir şişe sıvı yağ, bazı aileler için artık karşılanması zor bir harcama. Yağın şişeyle alınamadığı yerde bardakla satılması, ekmeğin ise veresiye defterine yazılması, geçim sıkıntısının mahalle hayatındaki karşılığını gösteriyor.
Burada mesele yalnızca mutfak masrafları değil. Biriken borçlar, ödenemeyen faturalar, çocukların okul ihtiyaçları ve yaklaşan kışın ısınma giderleri, ailelerin aynı anda çözmeye çalıştığı sorunlara dönüşüyor.
Yeni Yaşam Gazetesinin haberinde aktarılanlar, kentin özellikle Bağlar ve Sur ilçelerinde yaşayan dar gelirli kesimlerin karşı karşıya kaldığı güçlükleri ortaya koyuyor.
Muhtarlıkların kapısı her gün yardım isteyenlerle açılıyor
Bağlar ilçesindeki Şeyh Şamil ve Kaynartepe mahallelerinde muhtarların aktardığına göre, yardım talebiyle her gün ortalama 30 kişi başvuruyor.
Okulların açılmasıyla birlikte kırtasiye ve eğitim masraflarına yönelik taleplere gıda ve yakacak yardımı ihtiyaçları da ekleniyor. Gelir elde edemeyen ailelerin yanı sıra çocuklarını tek başına büyütmeye çalışan kadınlar da geçim mücadelesinin en ağır yükünü taşıyan gruplar arasında.
Muhtarların anlatımına göre bazı aileler gün içinde bir öğün yemek bulmakta bile zorlanıyor. Temel gıda maddelerinin borçla alınması ise artık istisnai bir durum olmaktan çıkıyor.
Hayırseverlerin desteği, ihtiyaç sahiplerinin bir bölümüne ulaşsa da artan talepleri karşılamaya yetmiyor. Böylece mahallelerdeki dayanışma, büyüyen yoksulluk karşısında sınırlı imkânlarla sürdürülmeye çalışılıyor.
Bir bardak sıvı yağ, biriken veresiye borçları
Bağlar’ın 5 Nisan Mahallesi’nde ismini açıklamak istemeyen bir bakkalın anlattıkları, ekonomik sıkıntının yalnızca alışveriş yapan aileleri değil, küçük esnafı da etkilediğini gösteriyor.
Bakkal, bazı müşterilerinin ekmeği veresiye aldığını, sıvı yağı ise şişeyle satın almak yerine bardakla alabildiğini anlatıyor.
Daha önce ay sonunda kapatılabilen veresiye hesaplarının artık biriktiğini belirten esnaf, alacaklarını tahsil etmekte zorlandığını söylüyor. Ancak onun da kendi işini sürdürebilmek için gelire ihtiyacı var.
Bir tarafta temel ihtiyaçlarını borçlanarak karşılamaya çalışan aileler, diğer tarafta sattığı ürünün parasını alamayan küçük esnaf bulunuyor. Borcun ödenememesi, bir sonraki alışverişi de zorlaştırıyor ve geçim sıkıntısı mahalle ekonomisinin farklı kesimlerine yayılıyor.
Kadınların yüzde 90’ından fazlası çalışmıyor
Bağlar’daki yoksulluğun boyutlarını ortaya koyan verilerden biri de Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB) tarafından hazırlanan 2026 tarihli Diyarbakır’da Kadın Yoksulluğu Araştırma Raporu.
Araştırmada görüşülen kadınların yüzde 90’dan fazlasının gelir getirici bir işte çalışmadığı, yüzde 46’sının ise kişisel gelirinin bulunmadığı belirtiliyor.
Araştırmanın diğer sonuçları da kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmasının önündeki engellere işaret ediyor:
- Kadınların yüzde 58,2’si çalışamama nedenleri arasında çocuk bakımını gösteriyor.
- Yüzde 77’si faturalarını ödemekte zorlanıyor.
- Yüzde 70’i çocuklarının eğitim masraflarını karşılamakta güçlük çekiyor.
- Yüzde 48’i borçlu olduğunu belirtiyor.
- Borçlanan kadınların yaklaşık yüzde 52’si gıda ve giyim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için borç alıyor.
Bu veriler, yoksulluğun kadınlar açısından yalnızca gelir eksikliği anlamına gelmediğini gösteriyor. Çocuk bakımının büyük ölçüde kadınların sorumluluğunda olması, çalışmak isteyen kadınların iş gücü piyasasına katılmasını da zorlaştırabiliyor.
Raporda kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirmek için istihdam olanaklarının artırılması, kreşlerin yaygınlaştırılması ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Kış yaklaşırken yeni bir endişe: Isınmak
Gıda ve faturalarla mücadele eden aileler için kış aylarının yaklaşması, yeni bir masraf kalemi anlamına geliyor.
Bağlar’ın bazı mahallelerinde doğal gaz altyapısının bulunmaması, dar gelirli aileleri elektrik veya kömür gibi alternatiflerle ısınmaya yöneltiyor. Ancak bu seçeneklerin maliyeti de birçok hane için karşılanması güç bir yük oluşturuyor.
Şeyh Şamil Mahallesi’nde yaşayan Fatma, evine doğal gaz bağlatamadığını ve kış aylarını soğuk bir evde geçirmek zorunda kaldığını söylüyor.
Fatma’nın aktardığına göre, evinin tapusu bulunmadığı için doğal gaz bağlantısı yaptıramıyor. Gün boyunca yeterince güneş almayan evde ailesinin sağlık sorunları da yaşadığını belirtiyor.
Çocuklarını bu koşullarda büyütmek istemediğini anlatan Fatma, başka bir eve kiracı olarak taşınabilecek maddi gücünün bulunmadığını ifade ediyor. İş bulmakta zorlandığını belirten kadın, çalışmak istediğini ancak iş olanaklarının ve çocuk bakımına yönelik imkânların yetersiz kaldığını söylüyor.
Fatma’nın anlattıkları, yoksulluğun birbirini besleyen sorunlardan oluştuğunu ortaya koyuyor: Gelir olmayınca daha iyi bir eve taşınmak zorlaşıyor; çocuk bakımına ilişkin imkânların yetersizliği çalışmayı güçleştiriyor; çalışma olanağı bulunmadığında ise evin temel ihtiyaçlarını karşılamak daha da zorlaşıyor.
Fatma ayrıca yardımların ihtiyaç sahibi herkese ulaşmadığını dile getiriyor.
Türkiye genelindeki veriler de geçim sıkıntısına işaret ediyor
Diyarbakır’daki mahallelerde anlatılanlar, Türkiye genelindeki yoksulluk göstergeleriyle birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir tablonun parçası olarak görülüyor.
Haberde aktarılan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılı Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri kapsamında nüfusun yüzde 27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Çocuklarda bu oran yüzde 36,8’e yükseliyor.
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonunun (TÜRK-İŞ) Aralık 2025 araştırmasında ise dört kişilik bir aile için aylık açlık sınırı 30 bin 143 TL, yoksulluk sınırı 98 bin 188 TL olarak hesaplandı.
Haberde, 2026 yılı için belirlenen 28 bin 75 TL’lik net asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığına da dikkat çekiliyor.
Bu rakamlar, dar gelirli ailelerin neden yalnızca kira veya faturaları değil, ekmek ve diğer temel gıda maddelerini de hesaplamak zorunda kaldıklarını anlamak açısından önem taşıyor.
Yardımın ötesinde kalıcı çözüm ihtiyacı
Bağlar ve Sur’da muhtarlıklara yapılan başvurular, bakkalın biriken veresiye alacakları ve kışın ısınma kaygısı yaşayan ailelerin anlattıkları, yoksulluğun farklı yüzlerini ortaya koyuyor.
Sorun yalnızca sofraya bir öğün yemek koyabilmekten ibaret değil. Düzenli gelirin bulunmaması, kadınların istihdama katılmasının önündeki engeller, çocukların eğitim masrafları, borçlar ve barınma koşulları birbirine bağlı sorunlar olarak öne çıkıyor.
Gıda ve yakacak yardımları, acil ihtiyaçların karşılanmasında önemli bir rol oynasa da mahallelerde aktarılanlar, bu desteğin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Düzenli istihdam olanakları, erişilebilir çocuk bakım hizmetleri, etkili sosyal destekler ve güvenli barınma koşulları, yoksullukla mücadelede önem taşıyor.
Diyarbakır’da bazı aileler için geçim mücadelesi, günün sonunda sofraya ne koyabilecekleri sorusuyla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda borcun ne zaman ödeneceği, çocukların okul ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı ve evin kışın nasıl ısıtılacağı sorularını da içeriyor.
Bir ekmeğin veresiye alınması ya da sıvı yağın bardakla satın alınması, bu mücadelenin en görünür işaretlerinden yalnızca ikisi.