Diyarbakır Nevroz’unda önemli mesajlar: Kürtlerin talebi ayrılık değil, ortaklıktır

Sağanak yağışa rağmen binlerin iradesiyle yankılanan 2026 Diyarbakır Nevrozu, Kürt meselesinde pratikleşme döneminin ilanına sahne oldu. Abdullah Öcalan’ın "Demokratik Modernite" vurgulu tarihi mesajıyla şekillenen kutlamalarda; inşa modelini aşan bir barış ikliminin tesisi çağrısı yapıldı. Leyla Zana, Tuncer Bakırhan ve Bafıl Talabani gibi kritik isimlerin "müzakere, yasal güvence ve ulusal birlik" talepleriyle damga vurduğu meydanda, statüko ve milliyetçiliğe karşı "ortak yaşam" iradesi dile g

YENİGÜN HABER – Binlerin bir araya geldiği Diyarbakır Newrozu’nda önemli mesajlar veridi. Etkinlikte merakla beklenen Abdullah Öcalan’ın mesajı okundu. Kürtçesini İmralı Cezaevi’nde uzun yıllar Abdullah Öcalan ile birlikte kalan Veysi Aktaş, Türkçesini ise Özgür Kadın Hareketi’nden (TJA) Medya Aslan okudu. “Bijî Serok Apo” sloganlarının yükseldiği alandan yankılan mesaj şöyle:

Newroz Destanı, Ortadoğu halklarının diriliş, direniş ve bahar bayramı olarak binlerce yıl kutlanmıştır. Newroz, halklarımızın direniş ve diriliş ruhunu canlandırmıştır.

Nevroz’daki semboller, kişilikler bu coğrafyanın ruhunu yansıtır. Dehaq, devletli uygarlık sisteminin timsalidir; her gün iki gencin beynini yiyen omuzlarındaki yılanlar Asur devletinin vahşetinin, Demirci Kawa ise zulme karşı direnişin cisimleşmiş halidir. Ortadoğu’da bin yıldır sürdürülen din, mezhep ve kültür savaşları, halkların birlikte yaşama kültürüne vurulan en büyük darbedir. Her kimlik, her inanç kendi kabuğuna çekilerek ve ötekini düşmanlaştırarak var olmaya çalıştıkça halklarımızın arasındaki uçurum derinleşmektedir. Ortak değerlerimiz, ortak kültürümüz yok sayılmakta, farklılıklarımız savaş nedeni haline getirilmektedir. Güncelde bölgede köhnemiş politikaların sürdürülmesinde ısrar edilmesi felaketi beraberinde getirmiştir. Ortadoğu özelinde yaşanan bastırma, yok sayma, düşmanlaştırma politikalarının yarattığı ayrılıklar ne yazık ki bugün emperyal müdahalelere de bahane oluşturmaktadır.

Avrupa ülkelerinin üç yüzyıl süren din-mezhep savaşları 1648’de Westfalya anlaşmasıyla aşılırken Ortadoğu’da bu çatışmaların günümüze kadar gelmesi halklarımıza derin trajediler yaşatmıştır. Bugün ise kültürlerin ve inançların yeniden bir arada yaşamalarını sağlama imkanına kavuşmuş durumdayız. Ortadoğu’da yaratılmak istenen savaş ve kaos ortamını halkların baharına çevirmek elimizdedir. Bize yaşatılmak istenen trajedileri tersine çevirip halkların özgürlük ortamı haline getirebiliriz.

Bir arada yaşamanın yolu aralandı

Şimdi tarihin gizlenen sayfaları açılmakta, halklar arası barışın, demokratik uluslaşmanın imkânı artmaktadır. Sünni, Şia devlet gelenekleri, milliyetçi gelenekler aşıldıkça halklar arası özgür birliktelik de imkân dahiline girmektedir. Bugün artık yeni bir sayfa açılmıştır. Bu coğrafyadaki halkların özgürce bir arada yaşamasının yolu aralanmıştır. 27 Şubat 2025 tarihinde başlattığımız süreç Newroz’un ruhuna uygun bir birlikteliğin temellerini yeniden diriltmek içindir.

Bunun için kültürlerin, inançların bir arada yaşayabileceğine, dar milliyetçi anlayışları aşıp demokratik entegrasyon temelinde birleşebileceğimize ve birlikte var olabileceğimize inanmamız gerekir. Tarihimizde olduğu gibi günümüzde de her türlü savaş dayatmalarını, yoksulluğu ve barbarlığı geriletebileceğimizi bilince çıkarmamız gerekir.

Newroz komünal yaşamı temsil eder

2026 Newrozu bu tarihin bütün haşmetiyle güncellenmesidir. Tarih şimdileşiyor, gerçek kültürlülük temelinde bilinç bulmaya doğru büyük bir imkana ulaşıyor. Newroz’un anlamı ve gücü ‘şimdi’ olarak tarih sahnesine çıkmaktadır. Bu yılın ve önümüzdeki yılların Newrozlarının böyle bir tarihsel anlamı vardır.

2026 Newrozu kendi kökleri üzerinden dirilmekte, demokratikleşme, demokratik entegrasyon yolunda büyük bir hamleyle şimdileşmekte; Newrozlaşmaktadır. Newroz, tarihte olduğu gibi Ortadoğu merkezinde ağırlığını ortaya koyarak adeta yeniden dirilişe geçmekte, demokratik entegrasyon olarak tekrar bütün bölgede rolünü oynamaktadır. Böyle büyük bir şimdileşme yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecektir. Şimdiye kadar Newroz sembolik değerlerle kutlanmaktaydı. Artık Newroz, bir hayali, bir ütopyayı değil gerçekleşen, gelişen bir komünal yaşamı temsil etmektedir. Kendimizi hem anlam hem fizik olarak gerçekleştireceğimiz gündür Newroz.

Yeni bir özgürlük ahlakına yüklenelim

Newroz’da bir türlü yakamızı bırakmayan her çeşit yetersiz ilişkilerden, yetersiz anlamlardan kendimizi arındıralım ve yetkin bir ilişki tarzıyla, yetkin bir anlam derinliğiyle yeni bir özgürlük ahlakı ve yeni bir estetik anlayışla yaşama yüklenelim.

‘Jin, Jiyan, Azadî’ felsefesini bütün ilişkilerimizde pratikleştirip özgür yaşama kavuşalım. Artık Newroz’un bir umut, hayal veya teori değil bir pratikleşme anı olduğunun bilincine varalım. Bu pratikleşme anına yetkin bir bilinçle yetkin bir anlam derinliğiyle karşılık verelim.

Newroz vesilesiyle bu yılı tüm Ortadoğu halkları için gerçek bir özgürlük yılına çevirmek, halkların dostluk ve dayanışma geleneğini egemen kılmak bizim elimizdedir. Etnik ve dini-mezhebi temeldeki parçalanmaya, kardeş kavgasına son vermekle ve bütün kültürlerin, dini-mezhebi inançların özgürlük ve kardeşlik temelinde birliğini sağlamakla buna ulaşılabilir.

Kapitalist modernitenin yarattığı büyük toplumsal ve ekolojik çöküşe karşı demokratik modernitenin demokratik siyaset, ekolojik ve kadın özgürlükçü çözümünü Newroz’un özgürlük ruhuna bağlı olarak geliştirdik.

Hegemonik güçlere fırsat vermeyelim

Kültür yaratan bir bölge olan Ortadoğu’nun, hegemonik güçlerin elinde bir savaş alanına dönüştürülmesine fırsat vermeyelim. Tarihte olduğu gibi günümüzde de bu büyük kültürün kendini özgürce ve gerçek kimlikleri temelinde ifade etmelerinin, bütünleşmelerinin önündeki engelleri birlikte aşabiliriz. Milliyetçilik ve mezhepçilik hastalığını geride bırakıp, halklarımızın binlerce yıllık tarihsel dayanışma kültürünü esas aldığımızda aşamayacağımız engel yoktur.

Böyle bir birliktelik ruhuyla demokratik siyaseti armağan etmek de imkân dahilindedir. Ezilenlerin binlerce yıllık mücadelesini taçlandırmak istiyorsak; bunun mekânı Doğu’da da Batı’da da kapitalist kültür ortamında değil Ortadoğu’nun gerçek özgürlük ortamında bulunabilir. Demokratik entegrasyonu bu topraklarda gerçek bir buluşma ve yeni bir insanlık, kardeşlik, dayanışma, dostluk temelinde gerçekleştirerek güncelleştirebiliriz.

Halklarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyor, bayramın barışa ve kardeşliğe vesile olmasını diliyorum.

2026 Newrozu ilk defa halklarımızın, halkımızın gerçekleşen demokratik entegrasyon, barış ve kardeşlik ruhuyla kutlanmaktadır. Bu ruha, iradeye tüm gücümle katılıyor, bu yıl gerçek anlamıyla ‘Yeni Gün’ olarak kutlanmaya değer hale gelen Newroz’un önümüzdeki yılların görkemli yürüyüşüne vesile olmasını diliyor; tüm halklarımıza barış diliyorum. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Arkaş’tan Kürt ulusal birliği vurgusu

İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan ile birlikte kaldıktan sonra tahliye edilen Çetin Arkaş Newroz alanında konuştu:

“Bu Newrozu apayrı koşullarda karşılıyoruz. Bir yılı aşkın bir süreye yayılan ve şayet başarırsak herkesin kazanacağı Barış ve Demokratik Toplum Süreci içinde Newroz'u karşılıyoruz. Gelin bu Newroz'da, Newrozun direniş ve isyan geleneğine, büyük halklar buluşmasına ekleyelim. Kürdün ismiyle de cismiyle de tüm varlığıyla hakiki bir buluşmayı sağlayalım. Yine Rojhilat, Rojava, Başur ve iste Bakur demokratik entegrasyon ruhuyla ulusal birliğini yakalamalıdır. Kimse de bunu bir tehdit olarak algılamamalı, bunun adını da bir halkın buluşması olarak tanımalıdır. Bu Newroz Kürt ulusal birliğinin de adi olmuştur artık.

Biliyoruz barış cesaret ister, belki aceleye gelmez ama eğer bunun için fırsatlar da doğmuşsa hızlı adımlar atmayı da farz kılar. Şayet devlet bu sürecin kazanması için gerekli adımları atmazsa bu çözüm fırsatının bir daha yakalanmasının zor olacağı bilinmelidir. İşte bu nedenle daha cesur olun, barış için gerekli adımları atın.

Kürt’ü kabul eden, onun tarihsel ve coğrafi varlığını da Önderliğini de kabul etmek durumundadır. Artık İmralı esareti daha fazla sürdürülemez. Önder Apo'nun hukuki statüsü netleştirilmeli, özgürce çalışıp, iletişimde bulunabileceği koşullar yaratılmalıdır. Barış olacaksa, Önder Apo'nun sadece posterleri değil, bizzat kendisi Amed meydanında olacak. Kürtler Önderliksiz bir çözümü asla kabul etmeyeceği gibi, farklı arayışların da bu coğrafyanın tamamına negatif yansıyacağını da görmek gerekiyor.

Gerçek bir barışı tüm halklarla beraber başardığımız, Önderliğimizi ve hapisteki tüm yoldaşlarımız özgürleştirdiğimiz günler gerçek bayram günleri olacaktır. Bu günler hiçte uzak değildir, yeter ki bunu başaracağımıza inanarak daha fazla çalışalım, mücadele edelim.”

Zana: Halk başkanını Amed’de görmek istiyor

Diyarbakır Newrozu’nda konuşan Leyla Zana, yoğun yağış altında yüzbinlere seslendi. Leyla Zana şunları söyledi: “Amed, duruşunuzla bereketi getirdiniz. Newroz kutlu olsun. Buradan birçok mesaj verildi. Rojava için de güçlü bir duruş sergilediniz. Kürt halkı duruşuyla siyasetçilere mesajını verdi; Biriz, Kürt’üz, diğer halklar gibi hak sahibiyiz. Vazifenizi yerine getirdiniz. Kürt siyaseti de erkini yerine getirmeli. Hükümete de bir söz söylemek istiyorum; bir buçuk yıldır bu halkın taleplerini yerine getirmiyorsunuz. Başkanı (Abdullah Öcalan) Amed’de görmek ve duymak istiyor. Çünkü geleceği birlikte kurmak istiyorlar. Sesinizi duyurdunuz. Bu taleplerinize saygı duyulmalı. Başkan Apo şahsında tüm siyasi tutsakların Newrozu kutlu olsun.”

Bakırhan: Kürtlerin talebi ayrılık değil, ortaklıktır

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarında vatandaşlara hitap etti.

Kürt sorununun çözümü ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne dair mesajlar veren Bakırhan, şunları söyledi:

Ortadoğu'da her sınır bir yara, her başkent bir yangın yeridir neredeyse. Bu yangının tam ortasında Kürtler ve Kürt coğrafyası var. Bu tablo içinde Kürtler hem kendi güvenliklerini sağlamaya çalışıyor hem de bölgenin istikrarına katkı sunmaya çalışıyor. Kürt halkı ve siyasi iradesi tüm kadre uğrayanların hakkını, hukukunu ve geleceğini savunuyor. Bölge başkentleri bu gerçeği görmeli. Bugün özellikle Ankara'nın önünde tarihi bir fırsat var. Kürt meselesini çözen bir Türkiye bölgede güçlü bir aktör olur. Bu fırsatı değerlendiren Ankara Türkiye'de barışı, bölgede istikrarı sağlayabilir. Kaybedecek zaman, harcanacak başka bir nesil yok. Yeterince gençlerimizi, yeterince nesillerimizi kaybettik. Unutmayalım, günü kurtarma derdinde olanlar geleceği kaybeder.

Geleceğimizi kazanmak için demokratik zemini hep birlikte büyütelim. Gelin 86 milyon için eşitlik ve özgürlük değerleri etrafında demokratik bir Türkiye'yi birlikte kuralım diyoruz. Herkesi şahsi siyaset yerine ilke siyasetini geçmişin ağır yükü yerine geleceğin umudunu konuşmaya davet ediyoruz. Türkiye'nin geleceği Kandıra Cezaevi'nde, Edirne Cezaevi'nde, Silivri Mahkeme Salonları'nda, Amed Zindanları'nda değil mecliste, meydanda ve demokrasi zemindedir.

Kürtler eşit yurttaşlık istiyor. Cumhuriyet kurulurken cephede de Kürtler vardı. Çanakkale'de, Urfa'da, Kurtuluş Savaşı'nda Türkiye'nin dört bir yanında Kürtler vardı. Meclis kurulurken mecliste Kürtler vardı. Bu ülke birlikte kuruldu. Bedel birlikte ödendi. Felakette ve acıda ortak olduk. O halde sadette neden ortak olmayalım diyoruz. Bu sorunun ağırlığını gelecek nesillere bırakmak istemiyoruz. Bu kaderi artık değiştirmek istiyoruz. Cumhuriyetin kuruluşunda yarım kalan hikayeyi herkesin mutlu olacağı bir sonla tamamlayabilir. Kürtlerin talebi ayrılık değil, ortaklıktır. İnkar değil, tanınmadır. Lütuf değil, haktır. Kürtler yönetime ortak olmak istiyor. Kürtler artık devletle münazara değil, müzakere yapmak istiyor. Sayın Öcalan, Kürt meselesini idam sefasından masaya İsyandan inşaya taşındı. Söz olsun Sayın Öcalan; Bu inşa bir gün mutlaka barışla taşlanacaktır. Bakın, Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentlerinde çözüm arıyor. Kürtlere güvenlik penceresinden bakılmamalı. Ortak yaşam penceresinden bakmalıdır.

Eyleme geçme zamanıdır

Değerli halkımız geçen 27 Şubat'ta Sayın Öcalan tarihi çağrısını yaptı. Üzerinden bir yıl geçti. Silahlar sustu, silahlar yakıldı. Sizler sabırla, umutla beklediniz. Süreci bugüne kadar taşıdınız. Sizlere binlerce kez minnet varız. Şimdi sıra barış yasalarında. Şimdi sıra hukuki güvencede. Şimdi sıra devlette ve iktidardadır. Artık sözden yasaya, temenniden güvenceye, vaatten eyleme geçme zamanıdır. Bu alanda herkesin bir yakınının cezaevinde, bir yakınının dağda, bir yakınının sürgünde olduğunu çok iyi biliyorum.

Öcalan Amed’de halkıyla buluşmalı

Cezaevindekiler artık özgür olmalıdır. Figenler, Selahattinler, Leylalar, Ayşeler ve binlerce tutsak özgür olmalı. Dağdakiler demokratik siyasete katılabilmeli. Sürgündekiler evlerine dönebilmelidir. Demokratik siyasete katılabilmelidir. Halkın iradesini gasp eden kayyımlar artık gitmelidir. Sayın Öcalan'ın statüsü ve çalışma koşulları yasal düzenlemeli teminat altına alınmalıdır. Sayın Öcalan'ın Amed’de, bu meydanda halkıyla buluşmasının önü artık açılmalıdır.

Gelin barış hukukunu kuralım. Gelin demokratik dönüşüme kapıyı açalım. 2025 silahların yakıldığı yıl oldu. 2026 özgürlük yasalarının konuşulacağı bir yıl olsun. Muhalefet barıştan korkmamalıdır. Barış demokratik güçlenme demektir. Demokrasi güçlenirse muhalefet güçlenir. Barışı desteklemek muhalefetin, 86 milyona borcudur. Yarım asırlık çatışmanın bedelini Türkiye'nin her köşesi ağır ödedi. Neredeyse Türkiye'nin her karışına kan düştü, acı düştü. Artık hiç kimse daha fazla bedel ödememeli. Şimdi kucaklaşma ve helalleşme zamanıdır. Kürtler arası demokratik birlik artık bir tercih değil, tarihi bir ihtiyaçtır. Siyasetimiz farklı olabilir. Ama bölge tufandan geçerken ayrılık ve gayrılık olmamalı. Demokratik birlik gecikmeden kurulmalıdır.

Bu Newroz isyandan inşaaya geçişin Newrozu’dur. Bu Newroz ateşi hiç sönmeyecek. Bu mücadele hiç durmayacak. Bu irade asla boyun eğmeyecek. Bu meydan susmayacak. Amed Meydanı hiç susmayacak ve bu halk mutlaka kazanacak.”

Barzani: Barış bölgenin çıkarınadır

Nevroz’da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani'nin Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şahab okudu. Barzani mesajında şu ifadelere yer verdi.

“Diyarbakır'da oluşturduğunuz bu muazzam kalabalık başlı başına bir yaşam ve güzellik bayramıdır; Kürt halkının kardeşlik ve karşılıklı kabul arzusunun ve mesajının bir nişanesidir. Bugün Newroz'u kutlarken, barışa olan samimi desteğimizi vurgulamak istiyoruz. Türkiye'de barışın sağlanması tarihi bir görevdir ve hem Kürt hem Türk halklarının, hatta tüm bölgenin çıkarınadır. Barış, nesillerimiz için parlak bir geleceği garanti altına alacak tek yoldur.”

Bafıl Talabani’den mesaj

Diyarbakır Newrozu’nda Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) Başkanı Bafıl Talabani’nin de mesajı okundu. Görüntülü mesajda şu ifadelere yer verildi:

“Selam Kürt halkı ve Kürdistan, selam değerli yoldaşlar, selam orada toplanan çocuklar ve gençler, selam heval Abdullah Öcalan, selam Başkan. Newroz bayramınız kutlu olsun. Umarım daimi bayramlar yaşarsınız. Bu hassas dönemde değerli olan birliğimizdir, dört parça Kürdistan’ın birliğidir.

Sayın Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürece katılan herkese, tüm çevrelere özel selamlarımı iletiyorum. İnşallah en yakın zamanda heval Apo hizmetine geleceğim. İnşallah programı birlikte tamamlayacağız. İnşallah en kısa zamanda özgür ortamda birbirimizi göreceğiz.

Hepinizin bildiği gibi YNK sürekli olarak sizin için var olmuştur. Burada yine söz veriyorum; sürekli sizinle olacak, sizin için çalışacak. Hepinize söz veriyorum sonraki yıl beni videodan izlemeyeceksiniz. Sonraki yıl hizmetinizde olacağım, başım gözüm üstüne.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Diyarbakır Haberleri