Türkiye’de ebeveynlerin kendi çocuklarının yaşamına son (Filisid) verdiği vakalara ilişkin resmi ve kapsayıcı bir istatistik bulunmazken, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi dikkat çekici bir çalışmaya imza attı.
Merkezin Ekim 2026 tarihli Filisid Raporu, basına yansıyan ve erişilebilen 50 ayrı haberi inceleyerek çocuk cinayetlerinin arkasındaki dinamikleri ve alınması gereken acil önlemleri ortaya koydu.
En kırılgan grup: 0-5 yaş arası çocuklar
Raporda yer alan verilere göre, ebeveynleri tarafından öldürülen çocukların yaş dağılımı şu şekilde:
0-12 Aylık (İnfantisid): yüzde 24
1-5 Yaş Arası:** yüzde 34
6 Yaş ve Üzeri: yüzde 42
Veriler, incelenen vakalarda yaşamını yitiren çocukların yüzde 58’inin henüz 5 yaşını doldurmadığını gösteriyor. Bu durum, kendisini koruma yetisinden tamamen yoksun olan küçük yaştaki çocukların ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu kanıtlıyor.
Faillerin yüzde 62'si babalar
Çalışmada cinayetlerin faillerine ilişkin çarpıcı oranlar da yer aldı:
Baba yüzde 62, Anneyüzde 34, Anne ve Baba (Birlikte) yüzde 4
Baro, verilerin yalnızca basına yansıyan haberlerle sınırlı olduğunu, bu nedenle Türkiye'deki tüm vakaları temsil etmeyebileceğini vurgulayarak, tablonun gerçek boyutunun görülebilmesi için şeffaf bir resmi veri sistemine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Risk faktörleri: Ruhsal krizler, ekonomik baskı ve şiddet
Ebeveyn kaynaklı çocuk cinayetlerinin tek bir nedene indirgenemeyeceğinin altını çizen raporda, vakaların arka planında öne çıkan temel risk faktörleri şöyle sıralandı:
* Doğum sonrası psikolojik sorunlar ve ruhsal krizler,
* Ekonomik güçlükler ve geçim sıkıntısı,
* Sosyal izolasyon ve aile içi şiddet,
* Boşanma ve velayet anlaşmazlıkları.
Baro'dan 5 maddelik acil eylem çağrısı
Çocukların yaşam hakkının korunması için vakalar yaşanmadan önce önleyici mekanizmaların devreye girmesi gerektiğini belirten Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, şu önerilerde bulundu:
1. Ulusal Veri Tabanı: Türkiye genelinde filisid vakalarını takip edecek ve analiz edecek ulusal bir veri tabanı kurulmalı.
2. Erken Ruh Sağlığı Taraması: Doğumdan sonraki ilk yıl içinde anne ve babaların ruh sağlığı düzenli olarak izlenmeli.
3. Kurumlar Arası Koordinasyon: Sağlık, eğitim, kolluk kuvvetleri ve sosyal hizmetler arasında güçlü bir iletişim ağı oluşturulmalı; risk bildirimleri gizlilik ilkesiyle yürütülmeli.
4. Psikososyal ve Ekonomik Destek: Risk altındaki ailelere yönelik sosyal yardım ve psikolojik destek mekanizmaları artırılmalı.
5. Kalan Aile Üyelerine Rehabilitasyon: Yaşanan trajedilerden etkilenen kardeşler ve diğer aile bireyleri için özel rehabilitasyon programları hayata geçirilmeli.