Dicle Üniversitesi’ndeki intihar olayında önemli gelişme!

Diyarbakır’da kampüs içerisinde cansız bedeni bulunan İlahiyat Fakültesi öğrencisi N.S.D’nin ölümü ile sonuçlanan süreç ile ilgili yeni gelişmeler yaşandı. N.S.D ile ilişkisi olduğu iddia edilen öğretim üyesi A.P. YÖK tarafından meslekten ihraç edildi. Ancak 'intihara yönlendirme' suçundan açılan dosya takipsizlikle kapatıldı. N.S.D’nin ölümü, akademideki güç istismarı ve "etik" tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

YENİGÜN HABER – Geçtiğimiz yıl 27 Mayıs’ta Dicle Üniversitesi kampüsünde bir ağaca asılı halde bulunan 20 yaşındaki N.S.D'nin ölümü, ilk bakışta bir intihar vakası gibi görünse de, geride bıraktığı mektup olayın seyrini tamamen değiştirdi. Genç kızın çantasından çıkan notta yer alan, "Asıl mesele A. asla mezarıma gelmesin" ifadesi, polisin dikkatini kampüs içindeki bir isme yöneltti: Öğretim Görevlisi A.P.

Dijital izler gerçeği ortaya çıkardı

Soruşturmanın odağındaki isim olan A.P., ilk ifadesinde N:S ile herhangi bir gönül ilişkisi olmadığını savundu. Ancak emniyet güçlerinin genç kadının telefon trafiğini ve mesajlarını mercek altına almasıyla bu savunma çöktü.

Dijital verilerin ve öğrenci tanıklıklarının sunduğu kanıtlar karşısında A.P., ikinci ifadesinde ilişkisi olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı. Bu itiraf, akademik dünyada infial yaratan disiplin ve yargı sürecinin başlamasına neden oldu.

Üç Koldan Soruşturma: Akademiden İhraç

Olayın ardından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Dicle Üniversitesi Rektörlüğü eş zamanlı hareket etti. Yapılan idari soruşturma neticesinde A.P.’nin eylemlerinin "akademik etik ve meslek onuruyla bağdaşmadığı" sonucuna varılarak, meslekten ihraç kararı verildi.

Hukuki süreçte ise A.P.’nin avukatları, yargılamanın durdurulması için Danıştay’a başvurdu. Ancak Danıştay, bu talebi reddederek A.P.’nin "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla yargılanmasının önünü açtı.

Hukuk süreç: İntihara Yönlendirme dosyası kapandı mı?

Süreç idari anlamda ihraçla sonuçlansa da, ceza hukuku boyutunda tartışmalı kararlar birbirini izledi:

Kanı ile ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından A.P. hakkında yürütülen "intihara yönlendirme" soruşturmasında takipsizlik kararı verdi.

Hem Düzgün ailesinin avukatları hem de üniversite rektörlüğü bu karara itiraz etti. Ancak başsavcılık, "yeterli delil bulunmadığı" gerekçesiyle dosyayı kapattı.

Şu an devam eden tek dava, A.P.’nin Asliye Ceza Mahkemesi’nde "görevi kötüye kullanma" suçundan yargılandığı dosya.

Avukat Ayrancı: Nüfuz istismarı var

Düzgün ailesinin avukatı Zeynep Sena Ayrancı, davanın sadece bir "ilişki" meselesi değil, bir nüfuz istismarı olduğunu vurguluyor. Ayrancı, dosya sürecinde kendisine ulaşan diğer öğrencilerin de benzer manipülasyonlara maruz kaldığını belirterek şu uyarıda bulundu:

"Bazı öğrenciler, hocalarının kendilerine sınav soruları verme vaadiyle yaklaştığını anlattı. Genç arkadaşlara çağrımızdır: Bu tür yaklaşımlar normal değildir. Akademik gücün bir manipülasyon aracına dönüştürülmesine izin vermeyin."

Nur Sena’nın ölümüyle ilgili yargılama süreci devam ederken, bu dava Türkiye’deki üniversitelerde hoca-öğrenci ilişkilerindeki sınırların ve denetim mekanizmalarının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Diyarbakır Haberleri