Diyarbakır'da bulunan Dicle Üniversitesi, sağlık hizmetlerinde yaşanan ciddi sorunlar ve kamu kaynağı kullanımı tercihleriyle bir kez daha Meclis ve kent kamuoyunun gündeminde.
Bölgedeki binlerce hasta için hayati önem taşıyan Onkoloji Hastanesi’nde tedavi süreçleri aksarken, yönetimin döner sermaye bütçesini sosyal tesis havuzunun bakımına aktarması, kentsel ve siyasi düzeyde "insan sağlığı yerine üniversite yönetiminin keyfi uygulamalara öncelik verildiği" eleştirilerini beraberinde getirdi.
Onkoloji Hastanesi’nde kriz: Hastalar sıra bekliyor
Çevre illerden gelen binlerce kanser hastasına hizmet veren Dicle Üniversitesi Onkoloji Hastanesi’nde yaşanan aksaklıklar, bir süredir yerel basının ve milletvekillerinin takibinde.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) taşınan soru önergeleri ve hasta yakınlarının aktardığı bilgilere göre hastanede:
Kanser hastalarının hayati önem taşıyan randevular için aylarca sıra beklediği belirtiliyor.
Tıbbi cihazlardaki teknik aksaklıklar ve mevcut kapasitenin bölge ihtiyacını karşılayamaması nedeniyle tedavilerde gecikmeler yaşanıyor.
Bölge hastanesi konumundaki merkeze bölge illerinden sevk edilen hastalar ve aileleri, tedavi imkanlarına erişmekte zorluk çekiyor.
Hasta yakınları ve sivil toplum temsilcileri, kısıtlı bütçelerin doğrudan insan hayatını ilgilendiren sağlık altyapısına ayrılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Sağlık bütçesinden atıl havuza milyonlarca lira
Onkoloji Hastanesi’ndeki bu tabloya karşın, üniversite yönetiminin sosyal tesis harcaması için yaptığı öncelik ve finansman yöntemi tartışmayı daha da derinleştirdi.
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun geçen günlerde verdiği soru önergesine verilen yanıta göre, üniversitenin yaklaşık 3 yıldır kullanılmayan Havuzbaşı Sosyal Tesisleri’nin bakımı için 14,1 milyon TL (öngörülen iş artışıyla yaklaşık 15,2 milyon TL) tutarında sözleşme imzalandı.
Bu bütçe, üniversitenin genel öz kaynaklarından değil, Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Hastanesi Döner Sermaye İşletmesi gelirlerinden karşılandı.
Hastanelerin tıbbi malzeme ve sağlık hizmeti ihtiyaçları sürerken döner sermaye gelirlerinin sosyal alan tadilatına yönlendirilmesi, kentte "kamu kaynağı kullanımında yatırım önceliklerinin sapması" olarak değerlendirildi.
'Acil durum' kılıfıyla pazarlık usulü ihale
İhalenin yapılış biçimi de şeffaflık ve mevzuat açısından soru işaretlerine neden oldu. Rekabete açık "açık ihale" usulü yerine, Kamu İhale Kanunu’nun yalnızca doğal afet ve olağanüstü durumlarda kullanılması öngörülen 21/b maddesi (pazarlık usulü) tercih edildi.
Üniversite yönetimi ise, Havuzun dip kısmındaki su kaçağı ve oluşan kamu zararı ve alana izinsiz giren çocuklar için güvenlik ve elektrik çarpması riskleri gerekçe olarak sunmuştu.
Buna rağmen tesisin yaklaşık 3 yıldır fiilen kullanılmadığı ortaya çıkarken, 35 yıldır kapsamlı bakımdan geçmeyen bir yapı için ani "acil durum" gerekçesi sunulması tepki çekmişti.
6 yılda 217 ihale pazarlık usulüyle gerçekleştirildi
Resmi verilere göre Dicle Üniversitesi’nde 2020 yılından bu yana yaklaşık 217 ihale pazarlık usulüyle gerçekleştirildi. Doğal afet durumlarına özel bu yöntemin kağıt havlu alımından rutin cihaz ve hizmet alımlarına kadar yaygın şekilde kullanılması eleştiriliyor.
Yönetim sessizliğini koruyor
Soru önergesine verilen yanıtta, söz konusu harcamalar ve ihale süreçleriyle ilgili henüz Sayıştay veya Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından başlatılmış idari ya da mali bir inceleme bulunmadığı kaydedildi.
Dicle Üniversitesi yönetimi ise Onkoloji Hastanesi'ndeki aksaklık iddiaları ve havuz ihalesine yönelik eleştiriler karşısında henüz sessizliğini bozmuş değil.