DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
ALTIN 449,83
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 17°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
17°C
Az Bulutlu
Pts 14°C
Sal 13°C
Çar 14°C
Per 15°C

Yusif Bedirxan Yazdı: Akıla takılanlar

02.11.2020
A+
A-

Geçen haftanın son mesai günü İzmir’de gerçekleşen deprem, Türkiye deprem hafızasını depreştirdi.

Kısa hatırlatmalarla deprem hafızamıza bakalım.

Yakın tarihimizdeki  insani ve fiziki hasarlarla başlayalım hafıza tazelemeye.

1999 Gölcük depremi, 7,5 şiddetinde ve resmî rakamlara göre 17 bin 480 ölüm, 23.781 yaralanma oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar gördü.

23 Ekim 2011 Van Depremi, 6.7 şiddetinde ve resmî rakamlara göre, 604 ölüm, 4152 yaralanma oldu. 5739 binanın hasarlı ve oturulmaz, 4882 binanın hasarlı ancak oturulabilir olduğu tespit edildi.

24 Ocak 2020 Elazığ depremi 6,7 şiddetinde ve yine resmi rakamlara göre, 37’si Elazığ, 4’ü Malatya’da olmak üzere 41 kişinin hayatını kaybetti.

Depremde Elazığ, Malatya, Kahramanmaraş, Diyarbakır, Şanlıurfa, Adıyaman ve Batman’da, bazı binalar yıkıldı.

30 Ekim 2020’deki İzmir depreminde yazıyı hazırladığım saatlerde AFAD’ın açıkladığı ölü sayısı 39, toplam yaralı sayısının  885 olduğu yönündeydi.

Umarım sayılar artmaz!

Ancak deprem sonrasındaki hengâmede dikkat çeken şeylerden biri de kuşkusuz yakın tarihli tüm depremlerdeki insan tepkilerindeki tuhaflıkla örtüşen üç aşağı beş yukarı aynı zihin yapısı.

Referansları ne olursa olsun bu tür paylaşımların insanlıktan nasibini almamış kişilerce yapıldığını söylemek en hafif tabirle saflık olur.

Kuşkusuz Van ve Gölcük bu konuda en kötü deneyimlere sahip iller olması açısından hala zihinlerindeki tazeliğini koruyor.

Fırsatını bulduğunda aslında çok da gizlenme ihtiyacı duymadan pencereye çıkıp bağırırcasına bu kini kusmak iyiye alamet değil.

Kendinden saymadığını boğazlamaya meyilli bir güruh var aramızda, hem de azımsanmayacak ölçüde!

Din, mezhep ve fazlasıyla da ırk temelli nefret söylemlerine baskın gelen bir ruh halinin geri planına bakmakta fayda var sanırım.

Van’daki  ya da Gölcük’te deprem sonrası sözleri sarf edenlerin pozisyonları, Elazığ, İzmir felaketlerinde de canlanıyorsa, oturup ciddi ciddi kafa yormanın zamanı geldi de geçiyor aslında.

Birlikte yaşama kültürünü ters yüz eden; kendi görüşünden, ırkından, dininden ya da mezhebinden olmayana tehditkar bir bakış atmanın fırsatından ötede olan bir kalkışmaya her an meyilli pusuda bir dehşet var karşımızda.

Mevzisinin fikir alt yapısını sözde imanla besleyenler bunlar!

Depreme her şeyden önce bir doğal afet ve ihmaller zincirinden bakmaktansa cezalandırıcı bir ilahi güç olarak görenlerin akıl fukaralığını besleyen bir üst akılın ürünü, toplumsal barışı sürekli zehirliyor.

İnanın bu doğal afetlerden daha tehlikeli.

Birlikte yaşamın gereği çok basitçe hoşgörü.

Bir depreme farklı anlamlar yüklemek bu anlamda çok ama çok tehlikeli.

Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner diyip bitirelim.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."