DOLAR 7,5454
EURO 8,9919
ALTIN 414,40
BIST 1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 12°C
Yağışlı
Diyarbakır
12°C
Yağışlı
Sal 15°C
Çar 15°C
Per 16°C
Cum 12°C

“Toplulaştırma mı, çatıştırma mı?”

“Toplulaştırma mı, çatıştırma mı?”
17.02.2021
A+
A-

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kangrenleşen toplulaştırma sorunu nedeniyle hak sahipleri mağduriyet yaşıyor. Arazi meseleleri nedeniyle ortaya çıkan anlaşmazlıklar ölümlerle sonuçlanan kan davalarına neden oluyor. Toplulaştırma kanununa dair görüştüğümüz hak sahipleri, bir kesimin ihya edilirken diğer kesimin mağdur edildiğini söyleyerek, kanun değişikliği yapılması gerektiğini dile getirdi.

 

Yağmur ENSARİ/YENİGÜN ÖZEL-Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesinde ekonominin mihenk taşı ve geçim kaynağı olan tarım, beraberinde toprak ve arazi meselelerini gündeme getiriyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 17’nci maddesinin dayanak gösterilmesi ile 2017 yılında yürürlüğe giren Arazi Toplulaştırma Uygulama Yönetmeliği ile birlikte; tarımsal faaliyetleri yapmaya imkan vermeyecek biçimde veya toprak muhafaza ve zirai sulama tedbirlerinin alınmasını güçleştirecek derecede parçalanmış, dağılmış, bozuk şekilli parsellerin bir araya getirilerek daha düzenli parseller halinde tarla içi geliştirme hizmetleri ile birlikte modern tarım işletmeciliği ve sulama hizmetlerinin geliştirilmesinin önü açıldı. Tarımın arttırılmasını hedefleyen toplulaştırma kararı beraberinde anlaşmazlıklardan doğan arazi kavgalarını getirirken, onlarca yıl süren kan davalarına da sebebiyet verdi. Arazi anlaşmazlıklarını önlemede yetersiz kalınması, yanlış uygulamalar sebebiyle toplulaştırma, arazi sorunlarını kangrene dönüştürdü.
Toplulaştırmanın gerekli olduğunu ancak saha dışında masa başı kararlar alındığını söyleyen toplulaştırma mağdurları, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun ilgili maddelerinde değişiklik yapılması gerektiğini söyledi.

‘Saha çalışması olmadan toplulaştırma olmaz’

Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu,

Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, Sur ilçesi Satı Mahallesi’nde bulunan arazilerinde toplulaştırma sorunu yaşadıklarını belirterek, “Diyarbakır coğrafi olarak aşiretlerin olduğu, büyük ailelerin olduğu bir yer. Vatandaşlarımız toplulaştırmadan dolayı sürekli kavga ediyorlar ve ölümlerle sonuçlanıyor. Köyümüzde sabit parselimiz 4’e hatta 5’e bölündü. Toplulaştırma demek toplulaştırmak demektir, ayrıştırma demek değildir. Toplulaştırma iyi ama saha çalışması olmadan yapılmaz. Tüm çiftçilerin yerinde kalması şartıyla toplulaştırma olmalıdır. Mesela benim arazim 4-6 km uzaklıkta farklı bir parsele dahil etmişler. Benim kuru arazim adamın sulu arazisinin içine dâhil edilmiş. Bu durumda adam verimli arazisini bana vermez” dedi.

‘Toplulaştırmadan önce uzlaşma yapılmalı’

Toplulaştırma uygulamasından önce arsa sahipleri arasında uzlaşma sağlanması gerektiğini söyleyen İskenderoğlu, şöyle konuştu: “Toplulaştırmadan önce uzlaştırma yapılması lazım. Köy halkı, muhtar ve heyet bir araya gelmeli. DSİ’ye devredildiğinden beri çalışmalar düzeldi ama önceden büyük sıkıntılar vardı. Uzaklaştırma yapıldıktan sonra toplulaştırma daha kolay olur. Toplulaştırma 3’üncü askıya kadar devam edince arazilerde büyük kaymalar oluyor.”

‘Birileri para kazansın diye toplulaştırma yapılıyor’

Toplulaştırmada reysen kararlar alındığına dikkat çeken İskenderoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Toplulaştırmaya değil toplulaştırmanın yapılış şekline karşıyım. Toplulaştırma yapılmalıdır, müstakil parseller olmalıdır. Birileri para kazansın diye toplulaştırma reysen yapılıyor. Vatandaşın bilgisi dışında tapusundan yüzde1, yüzde 2,4 hatta yüzde 3’e kadar kesinti yapılıyor. Ortada yapılan bir şey olmamasına rağmen firmalar hak edişlerini alıyorlar. Toplulaştırma önemli ve derin bir sorun. Masa başı işlem yapıldığı için sınırlar birbirine girdi. 1958’de belirlenen köy sınırları tamamen değişti. Toplulaştırma ile araziler birbirine bindirildi. Herkesin arazisi birbirine karıştı. Kesintilerin kimin arazisinden yapılacağı bile belli değil.”

‘Toplulaştırmada herkes zarar gördü’

Bismil Aşağı Salat mezrasında arazileri bulunan Ferat Göğer,

Bismil Aşağı Salat mezrasında arazileri bulunan Ferat Göğer, arazilerinin bir kısmının Ilısu Barajı altında kaldığını geri kalan arazilerinin ise toplulaştırma nedeniyle kullanılmayacak duruma geldiğini dile getirerek, “Toplulaştırma yanlış bir karardı. Toplulaştırma yapıldığı zaman parseller üzerinde kaymalar olunca herkes zarar gördü. Devletin vermiş olduğu doğrudan gelir destekleme primlerinden yararlanamadık. Mevcut parsellerimizde büyük kayıplar yaşadık. Yol ve kanal yapılacağı için arazilerde kesintiler yapıldı. A parselinden yol geçmesi gerekirken toplulaştırma ile ilgilenen memurların masa başı çalışması nedeniyle yol ve kanal yapımı olmadı ama ona rağmen arazilerimizden kesintiler yapıldı. Destekleneceğimiz yerde kösteklendik. Ciddi zararlar gördük, görmeye devam ediyoruz. ”dedi.

‘DEDAŞ ile sorun yaşadık’

Arazilerde sulama yapıldığı zaman DEDAŞ ve DSİ ile sorun yaşandığını belirten Göğer, “DEDAŞ ile emsal bir durumumuz oldu. Daha önce kendi trafomuzdan sulama yaptığımız bir arazimiz var. Yan arazimizde de DSİ ile sulama yapıyorduk. Elimizde bulunan DSİ makbuzlarını DEDAŞ’a sunmamıza rağmen parsel kaymalarından dolayı DSİ’nin sulama alanında olduğunu görülüyor. DEDAŞ’ın kendi bölgesi diye ilan ettiği alan tapu üzerinde DSİ alanında görülüyor. Bu nedenden dolayı sıkıntı yaşıyoruz” diye konuştu.

‘Ürün yetiştirmede düşme oldu’

Arazilerde yaşanan kaymalar nedeniyle hak sahipleri arasında gelir adaletsizliği olduğuna dikkat çeken Göğer, “Tarlalarda yaşanan kaymalar nedeniyle ekilen ürünlerden dolayı da sorun yaşanıyor. A şahsı arazisine pamuk, B şahsı arazisine mısır ektiği zaman B şahsının primi 50 kuruş, A şahsının ise 1,10 kuruş primi oluyor. Durum böyle olunca iki arazide aynı ürünü ekmek zorunda kalıyor” diye kaydetti.

‘Toplulaştırma hak kaybına neden oluyor’

Toplulaştırma nedeniyle hak kayıpları yaşandığının altını çizen Göğer, şöyle konuştu: “Toplulaştırmada herkesin kendi arazisi üzerinde çalışma yapılmalı. Yapılacak yol ve kanalın kesintisi devletin kendi arazisinde yapılmalı. Devletin arazilerinde yapıldığı zaman kaymalar meydana gelmeyecektir. Arazilerin kayıpsız şekilde hak sahiplerine verilmesi gerekiyor. Toplulaştırma kayıplara sebebiyet vermekten başka bir şey değil.”

‘Gelecek nesil ciddi sorun yaşayacak

İleriki süreçte gelecek nesillerin sıkıntı yaşayacağını dile getiren Göğer, “Gelecek zamanda aileler içinde büyük sıkıntılar olacak. Arazilerde yaşanan kaymalardan dolayı tapulu mallarımız hazineye ya da demir girmez araziye girdi. Şuanda aramızda anlaşma sağlamış olsak bile ileriki nesiller arazilerdeki sınır meselesi nedeniyle ciddi sorunlar yaşayabilirler. Sadece Bismil’de değil Diyarbakır’ın tüm ilçe ve köylerinde benzer durumlarla karşılaşılacaktır” diye konuştu.

‘Toplulaştırma amacından saptı’

Çiftçilik ile uğraşan Cemal Göğer

Çiftçilik ile uğraşan Cemal Göğer ise toplulaştırmanın asıl amacından saptığını şu cümlelerle dile getirdi: “ Çiftçilerin en büyük sıkıntıları toplulaştırma ile birlikte başladı. Toplulaştırma yapılması teorik olarak güzel olmasına rağmen pratikte amacından saptı. Toplulaştırma parsellerin büyümesi demekken arazilerimizde küçülme oldu. Masa üstünde çalışma yapıldı, bizlere danışılmadı. Sürülebilir tarlalarımız mera, meralarda sürüle bilir tarla olarak gösterildi. Sürekli hukuki yollara başvurduk ama sonuç alamadık. Diyarbakır’da bunun düzeltilmesi yılları alabilir.”

‘Sınırlar masa başında belirlendi’

Masa başı işlemler ile yüzyıllardır belirlenen sınırlarda değişiklik olduğunu söyleyen Göğer,“Hem tarlayı sürmede hem de prim almada zorluk yaşıyoruz. Şuanda sürdüğüm tarla başkasının, başkasının sürdüğü tarla bana ait. Toplulaştırma yapıldığı zaman haklarımıza göre ayrım yapılmadı. Yüzyıllardır herkes kendi sınırlarını biliyor ama bu sınırları masa üzerinde değiştirdiler. Yapılan değişiklik konusunda gelip bize bilgi vermediler. Parsellerimizin büyümesini bekledik ama tam tersi oldu. Müstakil tapu bekledik ama olmadı. Yol yapacağız diye yüzde 7 ve 8 kesinti yapıldı ama yol ve sulama kanalı yapılmadı. Kaymalar meydana geldi, mağduriyet yaşadık. Sahada bizlerle görüşüp uzlaşmaları gerekirken, masa başında çalışma yaptılar” ifadelerini kullandı.

‘Yılda 500 bin lira zarar ediyoruz’

Ürün yetiştirmede sıkıntı yaşadıklarını belirten Göğer,“Çevre köylerde hepimizin istemediği olaylar oldu. Kavga olacağına zarar etmeyi göze alıyoruz. Yılda 500 bin liralık zarar ediyoruz ama çözüm üretemiyoruz. DEDAŞ ile büyük sorunlar yaşadık. Benim sürmediğim başkasının sürdüğü arazinin faturası bana, benim sürdüğüm arazinin faturası başkasına kesildi” diye kaydetti.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."