DOLAR 7,8175
EURO 9,3509
ALTIN 448,82
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 13°C
Çok Bulutlu
Diyarbakır
13°C
Çok Bulutlu
Cts 14°C
Paz 16°C
Pts 15°C
Sal 14°C

Tarih kokan şehrin tarihi – 3

07.09.2019
A+
A-

Uzun dönem farklı egemenliklere beşiklik eden Diyarbakır, Safevilerden sonra 1507-1515 yılları arasında yine çetin savaşlara tanıklık etmiş, Anadolu Beylikleri, Memlûkler İran-Safevî devletleri arasında paylaşılmaya çalışılmıştır. Osmanlı dönemine gelindiğinde Yavuz Sultan Selim döneminde  (15 Eylül 1515) yılında Diyarbakır başta olmak üzere tüm Güneydoğu Anadolu bölgesi Osmanlı egemenliği altına girmiştir.

Osmanlı Döneminde Diyarbakır’ın Önemi

Tarihin ilk zamanlarına tanıklık ederek Osmanlı dönemine kadar gelen Diyarbakır, her dönem önemli bir kent olmayı başarmıştır. Osmanlı döneminde, devletin önemli eyaletlerinden biri konumunda olan kent, doğuya sefer yapan orduların “hareket üssü” olarak kullanılmış, I. Dünya savaşına kadar vakarlı bir duruş sergilemiştir. I. Dünya Savaşı’nın patlak verdiği dönemlerde kentte; salgın, hastalıklar, yangın ve sefalet gibi bir takım olaylardan dolayı imar, sosyal ve kültürel alanda büyük gerilemeler yaşanmıştır. 1950 yılından sonra kent yeniden restore edilmiş, hastaneler, yollar ve modern yapılar inşa edilerek şehir yeniden ayağa kaldırılmıştır.

Cumhuriyet döneminde Diyarbakır

Uzun soluklu tarihi ve estetik mimarisi ile günümüze kadar gelmeyi başaran Diyarbakır, Osmanlı devletinin yıkılmasından sonra Cumhuriyet döneminde yine önemini korumaya devam etmiş, 2 Eylül 1993’te çıkarılan 504 sayılı kanun hükmünde kararname ile büyükşehir unvanı kazanmıştır.

M.Ö 200 yani yaklaşık 2 bin 200 yıl önce “Amidi Asur Hükümdarı” Adad-Nirari’ye ait kılıç kabzasında şehrin adı “Amid” veya “Amidi” olarak geçmektedir. Tarihi uzun dönemler öncesine dayanan Diyarbakır, Roma ve Bizans hükümdarlıklarının kayıtlarında da yer almaktadır. Bu döneme ait kayıtlarda şehrin isimleri “Amid, O’mid, Emit, Amide” şeklinde geçmektedir. Daha sonraki dönemlerde (11. Yüzyılda) yöreye gelen Türkmenler, şehirdeki yapılarda kullanılan siyah renkli taşlardan dolayı buraya “Kara Amid” demişlerdir. Arapların şehri egemenlikleri altına aldıkları dönemlerde “Diyar” ve “Bekr” adı ile anmışlardır. Zaman içerisinde farklı uygarlıklar ve egemenliklere tanıklık eden kent, Osmanlıların son dönemlerine kadar “Diyarbekir” olarak anılmış, 1867 yılından sonra vilayet olması ile bu isim yavaş yavaş kullanım dışı kalmış, 1937 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün trenle Diyarbakır’dan Elazığ’a geçtiği gece yapılan bir tartışmadan sonra Türk Dil Kurumu’na (TDK) gönderilen bir telgrafla isim tartışması başlamış ve en nihayetinde kentin ismi o günden sonra “Diyarbakır” olarak anılmaya başlamıştır. (Bitti)

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."